ALİ ŞERİATİ

Ali Şeriati Hüseyniye-i İrşad

New Page 1

Kull. Adı    

:

Şifre 

:  
     

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

  

Ebuzer: Issız Çölde Yalnız Mezar / İhsan ELİAÇIK
Sendin / Muhammed CAN
Profesör olmak; Ebu-Zer'in Kişiliğini Manupüle Etme Hakkını Verir Mi? / Muhammed CAN
Bir Diriliş Öncüsü: Dr. ALİ ŞERİATİ / Emin MANSURİ
Hamaney Şeriati’yi Savundu / Bülent Şahin ERDEĞER
Tüm medyalar için tıklayınız...
Tefsir Dersi

Tüm Arşivler İçin Tıklayınız...

DİNE KARŞI DİN
Hayatından Kesitler / Hazırlayan: Melih Ahıskalı
Özgürlük, Kutlu Özgürlük / Dr.Ali ŞERİATİ
Eşeğin Gölgesi
DUA / II

ÜYE OLUN

TARİH :17-03-2006

Siteye üye olun yeniliklerden hemen haberiniz olsun.

detay
Tüm haberler

.....................................................

TARİH : 2008-09-25 -- 08:45:10 tarihinde .. tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : ..
...

Bugün 712
Toplam 275268
En Fazla 1110
Ortalama 306
Üye Sayısı 1791
Bugün Üye Olan 1


.: Yazarlar :.
Fedakar Öğrencilerin Aziz Öğretmeni Şeriati’yi Anarken

Hubut… hubut… hubut…

Hüner ve İslam Şinasi

 

Zindanlar aşkarı

Yalnızlık pazarında

Kaf dağından sürgün ve

Külleriyle dertleşen anka

 

“Sizi rahatsız etmeye geldim.”

Dediydin ya yetti de arttı bile

 

Mustafa YILMAZ

 

 

I.

 

Dr.Abdülkerim Suruş’un sorduğu gibi biz de soralım “Niçin günümüzde Dr. Şeriati gibi kişiler hakkında konuşmamız gerekmektedir?  Niçin anılarını canlı tutmamız gerekmektedir?...” Suruş’un kendi sorusuna cevabı şöyle: “Bizler onu anmakla kendimize dönüyoruz. Kendimiz yenibaştan gözden geçiriyoruz...” “Kim olduğumuzu, nerede bulunduğumuzu, nereye yöneldiğimizi önderlerimizin ve kafile öncülerimizin kimler olduğunu ve bugün bize nasıl yardım edebileceklerini düşünüyoruz”... “İkinci nedeni şudur: Bizler öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, bu dönemde dini düşünceyi incelemeye ve arıtmaya şiddetle muhtacız.”

 

Bu soru ve cevaplar bu sitenin kuruluş amacını da nispeten açıklar mahiyettedir. Biz bugün sahip olduğumuz mirasın yabancılarıyız. Ne için yaşadığını ve ne uğurda ölebileceğini bilen bir adamın karşısındayız. Bu adam bunu bilmekle kalmadı ve bunu biz yeni nesle yüksek sesle haykırdı, inledi, ağladı, feryat etti. Çığlıkları yer yer acı ve kederle doludur. Yer yer bilinç, merak ve feraset doludur. Bir şair gibi konuştu bizimle. Konuşmaları edebi birer şaheser gibi. Biz ne kadar tanıdık üstadı. Yaşadığımız topraklarda kim, kaç tane yazı yazdı hakkında? Cemil Meriç’in dediği gibi: “coşkun bir zekâ ve inanmış bir müslüman. Genç bir yaşta, şarkısını tamamlayamadan hayata gözlerini kapayan, kardeş İran'ın bu pervasız mücahidini bütün buutlarıyla tanıtabildik mi?” Mâesefa ki hayır! Diğer yandan büyük bir nasipsizlik.

 

II.

 

Biz Doğu toplumlarının yaşadığı maceranın modern tarihi bir “garpzedelik” tarihi olarak belirginleşiyor. Hayat sürdüğümüz topraklarda evrimi geçirdiğimiz söylenen “batılılaşma” serüveni tam anlamıyla “oryantalistleşme” biçiminde gerçekleşti ve süreç devam ediyor. Adına “aydın” denen devekuşları ile donuk ve iddiasız bir geleneğin takipçileri ve sürdürücüleri olan “ulema”nın temsil ettiği iki tip düşünce arasında sıkışıp kalmış bir ilim ve fikir dünyamız var. Bu topraklar kozmopolit bir imparatorluğun bakiyesi olarak bize miras kaldı. Batı dünyasının ve aklının “zorunlu ötekisi” olarak nesneleştirilen doğu toplumları klasik sömürge döneminin bitiminden itibaren yeni bir neo-kolonyalizm dalgasına maruz kaldı. Batı aklı Doğu ve ona ait olanları, olduğundan farklı ve olmasını istediği şekilde bir metin-evren içinde yeniden üretti. Bu metin-evrenin temel özelliği ise ötekinin yetersiz ve eksik olduğu şeklindeki genelleme oldu.

 

Aslında Napolyon bir fırtına gibi esmeye başlayıp da Mısır’da durduruluncaya kadar Batı’da, Doğu konusu bir tasvir ve temsilden ibaretti. Napolyon sonrasında ise Doğu tanımlamalara maruz kaldı. Bu tanımlama beraberinde şekil verilmeyi de taşıdı. Artık Doğu denilen nesne “cerh ve tadil” ediliyordu.

 

Oryantalizmin otopsisini yapmakla haklı bir şöhret bulan Edward Said’e göre: “Doğu ile batı arasındaki ontolojik ve epistemolojik ayrıma dayalı bir düşünüş biçimi”dir oryantalizm. Evet Doğu imgenin, Batı ise simge vatanıdır.

 

Post-kolonyal dönemde doğu toplumları imparatorluk artığı birer ulus devlete dönüştürüldü. Sancılı dönemlerini toplumsal önderlikten mahrum geçiren bu toplumlar kendilerine sunulmuş miliyetçilik düşüncesine kurtuluş reçetesi olarak sarıldı. Oysa bu reçetenin o toplumların tarihsel birikim ve tecrübeleriyle en ufak bir bağlantısını tespit etmek imkanı yoktur.

 

III.

 

“O, horlamış, ezilmiş bir toplumda; bir bilgisizlik çağında; bir umursamazlık çölünde [daha doğrusu, gerçeği umursamayan, inkâr eden çağımızda], bilmenin ve ilgisiz kalmamanın, artık ‘yiğitçe düşünmek’ sayılmadığını biliyordu. Artık aydın olmak, makam-mevki ihtirası beslemekle bir tutuluyordu. Bu da, böylelerinin ezilip horlanması için yeterli bir neden sayılıyordu. O, ne yapacağını bilmez bir halde bekleşen, şaşkın, düşmek korkusuyla adım atmaktan bile korkan, sırf korkuları yüzünden kötülüğe bulaşmayan aydınları acı bir gülümsemeyle eleştirirdi. Onun için bir seçim yapmak, ‘ilk adım atmak’ demek değildi; bütün bir hayattı ve bütün bu duraksamalar, şaşkınlıklar, şüpheler hep entelektüalizm dediğimiz çağdaş aydın köleliğinin bir sonucuydu. Son derece kısa, fakat o oranda da verimli hayatı boyunca, düşünce ve insanlığın bu eski ve tanıdık düşmanına karşı olanca gücüyle, yiğitçe savaştı.”

 

Kimdir bu adam? Alçak diktatörlerin esaretine alışmış ve her şeye tahammül eder hale getirilmiş bir halk için özgürlük şarkıları söyleyen bu adam kimdir? Deşt-i Kebir çölünde külleriyle dertleşerek varolan, Kaf dağından sürgün edilmiş bir anka gibi çöllerin yalnızlığında benlik felsefesi üzerine konuşan, tarih felsefesinden, İslam Bilim’den sosyolojiden, dem vuran, Ebuzer ve Ali’den bahseden bu adam kimdir? Geçmiş ve geleceği bir atlasta buluşturarak yarının tarihini okumaya çalışan bu çılgın adam kimdir? Geleceğe seslenen bu çılgın adam kim olabilir? Yenilginin kara külleri arasında kendisini mayalayan bu gür sesli savaşçı kimdir? Deşt-i Kebir çölünden havalanarak Sorbon’da kanat çırpan, bir kanadında İkbal’in duygu yükü, bir kanadında Cemaleddin’in bitmez tükenmez çabasını taşıyan, Mevlana’nın Mesnevi’sinden esintiler soluyan bu kartal hangi dağın koyaklarından seslenmektedir bize? Bu adam kimdir?

 

Biz kalanlara seslenirken “gidenler Hüseynî bir iş yapmıştır, kalanlarsa Zeynebî bir iş yapmalıdırlar, yapmıyorlarsa Yezidî’dirler” diyen bu adam kimdir?

 

Babasının “sanki Allah bunu Kızıl Kale zindanlarında bir hücreye atılsın, etrafı kitaplarla dolsun, yanına bir kül tablası ve bol miktarda sigara konsun diye yaratmış” dediği bu adam kimdir?

 

Belki de Roger Garaudy’nin hatıralarında kendini ifade için kurduğu şu cümleyi biz Şeriati için yeniden kurabiliriz: “Siyasal inançlarıma umutsuzca sarılıyorum ve kalan her şeyi itiyorum.” Şeriati siyasal inancının temelini bir tarih felsefesi üzerine kuruyor ve bunu İslam-Bilim şeklinde genişletiyor. Bu temellendirilmiş inanç bir ideoloji şeklinde cisimleşiyor ve Doktor bu inancına sımsıkı bağlanarak herşeyi itiyor. Fark ise büyük bir umutla sarılıyor. Umudu ise yarının yapıcıları olan genç nesle olan inancıdır.

 

IV.

 

Nihayetinde bu site bir borç, bir vefa, bir kadirşinaslık olmaktan başka bir iddia ile ortada değildir. Aziz Doktor’un muhterem hatırasına bir saygıdır. Biz bugün Şeriati’yi yeniden ve yeniden okumak sorumluluğunu taşımaktayız. Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh, İkbal, Tunuslu Hayrettin Paşa, Said Halim Paşa, Mehmed Akif, Seyyid Kutup gibi bir halkanın çok önemli bir parçasıdır. Ve hatta en önemli parçasıdır.

 

Muhammed Ahmedî’nin dediği gibi: “O, Kevir[çöl]’de ayağa kalktı ve bir çöl insanı gibi yaşadı. Çöllerdeki ağaçlar kadar susuzdu, buna rağmen o yıkılmadı. Fikri temellerini Kur’an ayetleri üzerine inşa etti. Hz. Ali ile nasıl yaşanması gerektiğini, Hz. Hüseyin ile nasıl ölüneceğini, Hz. Ebu Zer ile nasıl feryat edileceğini kendine şiar edindi ve sözleri tarih boyunca süregelen mustaz’afların dertleriydi ve feryatlarıydı.”

 

Yalnızların dostu, mustaz’afların rehberi, mahrumların umudu, fedakar öğrencilerin aziz öğretmeni, Puran’ın Ali’si, İhsan’ın babası ve İnkılab’ın büyük önderi Şehid Doktor Şeriati’yi anma, anlama ve anlaşılmasına katkı olmak üzere kişisel bir çabanın ürünü olan bu site elbette bir çok eleştiri, katkı ve yardım beklemektedir.

 

Genç neslin ders halkalarının aziz öğretmeni Şeriati bizim için bir yol aydınlığı olmaya devam edecektir. Tüm saldırılara, karalamalara ve çamur atmalara rağmen Şeriati dostları onun hatırasını canlı tutmaya, düşüncesini anlamaya ve geliştirmeye devam edeceklerdir.

 

Bu sayfalar Aziz Doktor’un uğrunda hayatını feda ettiği İslam’ın ve o mektebin yalnız ve garip talebeleri için bir dershane olmayı başarırsa ne mutlu.

 

Bu işe soyunan bencileyin de Şehid Doktor’un artık bir mektebe dönüşmüş dünyasında yolculuğu kendine görev edinmiştir.

 

Aziz Şehidin yol bilip yürüdüğü istikameti yol tutanlara selam olsun.

 

Son olarak bu çalışmanın ortaya çıkmasında maddi ve manevi desteğini esirgemeyen Doğan Beyribey kardeşe teşekkür etmek bizim için bir borç olmuştur. Ayrıca Mahir Yazar'a, Adem Çakır'a, Muhammed Faruk Arslan'a da minnettarım.


         -        

 


Bu Yazı 4938 defa okunmuştur
 

 Bu haber için toplam 10 yorum yapılmıştır...

ali furkani 21-06-2007, 19:59:01
işte burada vurguladığınız şeylerin daha iyi anlaşılmasını sağlamak için KEVİR yeniden ve düzgünce çevrilmeli.Çevrilsinki Kevir ve ALİ şeriati biraz daha iyi anlaşılsın.ÇÖL önemlidir.Dinin anlaşılmasında Ali Şeriatinin anlaşılmasında .VESSELAM
 
nihat 11-07-2007, 18:26:34
bizler ali şeriati yi ne kadar ansak bir o kadar hüznümüz derinleşiyor. o bize ebu zerr i anlattı ..en saf ve en güzel şekilde ... kendisini saygıyla anıyorum,daima...onu sevenlere selam ve dua ile..
 
şeriati nurettin meriç 05-09-2007, 13:02:07
tahminsiz saygılarımı sunarken kalem tutan ellerinizden kemal-i hürmetle öperim ağabey.sizi tanıyorum daha öncede makalelerinizi okudum.hatta DİNE KARŞI DİN kitabınında tercümesini yapmıştınız galiba.ve çok mükemmeldi.öncellikle ALLAH sizden razı olsun böyle yüce bir görevi ve ağır bir sorumluluğu spontane olarak deruhte edip hakkıyla ifaya çalıştığınız için.ALİ ŞERİATİ gibi kızgın çöllerin yalnız,dertli,sorumlu dava erinin,büyük öğretmenin anısını yaşatmaya çalışmak tarifi imkansız bir şereftir.öz olarak olayı çok mükemmel izah etmişsiniz.keşke elimizden geleni yapabilme imkanı olsada gurur duyarak yapsak.İDEAL sahibi olanlar her devirde acıyla,hüzünle,ıstırapla,kederle bir arada yaşamışlardır.kalemleri eğilip bükülmemiştir.temel sorunlara vurgu yapmışlar ve gerçek çözüm önerileri sunmuşlardır.realistler gibi kendilerini günün şartlarına uydurma gibi bir hazırcılıkları,kolaya kaçmak gibi bir çözümleri asla olmamıştır ve olamazda.İDEAL sahipleri hep gariptir.derin bir hüzün saklıdır o asil bakışlarında.dert kuyusudur engin gönülleri.realistlerin hırçın ve boş dünyalarına inat hayatları mana yüklüdür.ALİ ŞERİATİ yi manevi varlığıyla yaşatmak bu toprağın çocuklarının boynua borçtur.elimizden geldiğince bu görevi ifa etmeliyiz.düşünen adamlar bulup onlara ŞERİATİ nin eserlerini hediye etmeliyiz.her zamanda ve zeminde fırsatını bulduğumuzda ŞERİATİ den bir söz söyleyebilmeliyiz.ŞERİATİ yi dünyaya haykırmalıyız.yalancı aydınları yok etmek yalancı duvarları yıkmak için.
 
şeriati nurettin meriç 05-09-2007, 13:09:25
ağabey haddimi aşarak acizane bir şey söylemek istiyorum.site günde bayağı ziyaretçiyi ağırlıyor.binaenaleyh ziyaretçi defterindeki yorumlar hergün yada iki günde bir yayınlansa nasıl olur.hem bu arada dostlarla fikir alışverişi oluyor.çok güzel oluyor.saygıyla takdirlerinize arzederim ağabey.özür dilerim.birde üye olmayı başaramadım.kullanıcı adı ve şifre yazıyorum.yanlışlık var diyor hep.internettende fazla anlamıyorum.ne yapabilirim.saygılarımla.
 
merve 15-09-2007, 17:11:08
gayesine ulaşabilen gerçek ve tamirde fertten başlayan aile ile devleti yani oteriteyi isteyen millet ve insanlık basamaklarından da geçerek ALLAHA ulaştıran iradedir biz damarlarımızdan sızan iradeyi kendi eserimiz zannetmekle yanılıyoruz hakikatte irade birdir Bergson deyimiyle şeriati bu duyguyu her zaman sunmuş ama mevki düşkünleri ve gelenekçiler tarafından yanlış anlaşılmış müslümanların kendi arasında mezheb tarikat ayrılıgı olursa insanlardaki din olgusu nasıl gelişir din demek herkesin bildigi gibi sevgi saygı birbirimizi ister hirirtiyan olsun ister yahudi insan olark sevmek hepimizin dünyaya gelişi aynı imtihandayız neyi paylaşamıyoruz nebu kavga şiddet savaş ALLAH herkeze yetecek kadar rızık vermiş ilk önce bu olguyu kabul edip insanlarıALLHIN kulu diye sevip birlik ve beraber olmalıyz
 
şeriati nurettin meriç 23-09-2007, 22:25:14
size katılıyorum merve.ama bu dünya bir leşse.onu kapmaya çalışan köpeklerde olacak.ve ona talip olanda o köpeklerle boğuşmak zorunda kalacak.işte bu yüzden ebedi barış bir derin arzu.ulvi bir dilek.ama birazda utopik.rızgı ALLAH verir diyorsun.çok güzel bir telakki.keşke bu düşüncede insanlar çoğalsa.zira yoğun acı ve kronik yalnızlıkların sebebide rızkı kabullenmemek.olmayanı istemek.yoksa paylaşmak güzeldi eldeki olanı.ve yetinmek eldeki olanla güzeldi.ama olmuyor merve.senin gibi insanlar azaldı.ALLAH çoğaltsın.bitsin acılar.çoğalsın umutlar.muhabbetle.
 
ertan 17-12-2007, 23:19:10
ali şeriati yi yeni yeni tanıyan biriyim ve çok etkilendim.felsefeyle derin ilşkilerim var amatör olarak.islam felsefesi benim için hep mükemmel bir ahlak felsefesidir öncelikle.ali şeriatinin bunu sosyalist diyerek siyasallaştırmak istemiyorum ama sosyal paylaşımcı toplum bilinci olarak ele aldığını düşünüyorum.islamın en büyük öğretisi paylaşmak olduğu halde, günümüz tarikat ve camaatlerin kendini mısır kırallığı gibi sosyeteleştirip paylaşmadan bi haber olduğu günümüzde,bu siyasi sosyal felsefeyi islam felsefesiyle yürütme arzusu beni çok etkiledi.destekçisiyim anlayışının.insan kalıplarının dışına çıkmadan ,evrenselleşmeden, özgür düşünmeden ,ahlaklaşmadan hiçbi erdeme ulaşamaz.ali şeriati böyle biriydi.evrim teorilerini bende bi kenarda tutup çoğu sosyalist anarşist felsefenin destekçisiyim.
 
ERDEM 06-02-2008, 00:06:01
evet "zaman geçsede eskimez" derler ya. belkide düşüncelerinden feyizlendiğimiz müdtetçe bu sözün "her zamanın" aydını ve geleceğin düşünsel inşasında sürekli var olacak ALİ ŞERİATİ için söylendiği zaman teyid ecektir.
 
yorgun savaşçı 12-02-2008, 14:49:18
yorumdan çok bir mesaj selamın aleyküm mustafa iyi olmuş site açmışsınız artık nette de bir uğrak yerimiz var
 
MEHMET AKBAŞ 01-03-2008, 19:54:08
SELAMUN ALEYKUM SİTENİZİ ÇOK BEĞENDİM BENDE DÜŞÜNSEL DURUŞUMUN ALT YAPISINI ALİ ŞERİATİNİN KİTAPLARINI OKUYARAK OLUŞTURDUM ALLAH RAHMET ETSİN ÜSTADA. AYRICA SİTEYİ KURAN VE EMEĞİ GEÇEN KARDEŞLERE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM ALLAH RAZI OLSUN . KISMET OLSADA ALİ ŞERİATİ HAYRANLARI İLŞE TANIŞSAK BİR A.ŞERİATİ HAYRANI OLARAK . ÜSTADIN OKUYUCULARINI KENDİME YAKIN HİSSEDİYORUM .EN BÜYÜK SIKINTIM ANLAŞILAMAMAK.
İSTANBULDAN:E.MAİL: muhammed_furkan_@hotmail.com
 
 
 
 
 
 

 

www.aliseriati.com         www.aliseriati.net        www.aliseriati.org

NETWOR YAZILIM