ALİ ŞERİATİ

Ali Şeriati Hüseyniye-i İrşad

Kull. Adı    

:

Şifre 

:  
     

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

Modernizm’le Hesaplaşma Çabasında Bir Aydın: Ali Şeriati Portresi / Aydın HIZ
Kendisi Olmayan İnsan
Dünya Görüşü ve İdeoloji
Şia
İran ve İslam
Tüm medyalar için tıklayınız...
Tefsir Dersi

Sesli ve Görüntülü Medya

Ali Şeriati Belgeseli
Belgesel

Tüm Arşivler İçin Tıklayınız...

Aşk ve Sevgi... / Dr. Ali ŞERİATİ
Hangi Kur’an / Ali ŞERİATİ
DİNE KARŞI DİN
DUA / II
Sendin / Muhammed CAN

İSLAM BİLİM DERSLERİ BAŞLIYOR

TARİH :19-03-2009

23.03.2009 tarihinden itibaren İslam Bilim dersleri başlıyor

Dr. Ali Şeriati'nin İslam-Bilim adlı konferanslarından oluşan eserini dersler halinde yayına hazırladık. Site üyelerimiz ve ziyaretçiler burada yayınlanacak dersleri takip edebileceklerdir. Pazartesi ve Perşembe günleri yayınlanacak olan dersleri muntazam takip edip tartışan takipçiler muayyen bir vaktin sonunda bu önemli dersleri bitirmiş olacaklardır.

Derslerin bitiminde takipçiler tarih bilinci, tarih felsefesi, toplumsal tevhid ve toplumsal şirk, ideal insan, toplumbilim, tevhidi dünya görüşü, altyapı ve üstyapı, ideoloji olarak İslam, varoluşçuluk, materyalizm, alinasyon, Marksizm gibi birçok önemli konu hakkında önemli bilgiler edinmiş olacaklardır. Hem derslerin takibi hem de dersler üzerine yapılacak tartışmalarla Doktor'un öğrencileri olarak O'nun fikirlerini tanımış, tartışmış ve belki ümidimiz odur ki ilerilere taşımız olacağız



Tüm haberler
.....................................................

ÜYE OLUN

TARİH :17-03-2006

Siteye üye olun yeniliklerden hemen haberiniz olsun.

detay
Tüm haberler

.....................................................

TARİH : 2012-11-01 -- 10:40:30 tarihinde mesut tan tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : hakkari
s.a,,, acaba ali şeriatinin külliyatinin fiyati ne kadar...

Bugün 948
Toplam 3063439
En Fazla 24295
Ortalama 976
Üye Sayısı 4932
Bugün Üye Olan 1


.: Yazarlar :.
Ali Şeriati’nin Yeşillenen Rolü / Mustafa ÖZCAN

Karşılaştığım insanlar ve meraklılar 'Mir Hüseyin Musevi'ye nasıl bakmak gerekir? Nejad'dan farkı ne?' sorularını bıkmadan usanmadan soruyorlar. Musevi'yi anlamanın anahtarı aslında Ali Şeriati'de gizli. Anahtar Ali Şeriati.  Devrimi anlamak için Ali Şeriati'yi anlamak gerekir. Varsa karşı devrimi ( bu adı kullanan ve benimseyenlere göre) anlamak için de yine anahtar Ali Şeraiti'dir.  Esasında 11 Şubat 1979 İran Devrimi, kesinlikle bir bileşkeden ve fikirlerin ve eylemlerin izdivacından mürekkep.

 

Fransız Devrimi 200 yıldan beri tartışılıyor. Lehinde ve aleyhinde yorumlar hiç dinmiyor. İran devrimi de zamana yayıldıkça tartışılıyor. İki şeyi birbirinden ayırmak gerekiyor. İrade ve rıza. İrade anlamında elbette ki Fransız Devrimi de Bolşevik Devrimi de İran Devrimi de veya büyük devrimlerin hepsi de kaçınılmazdı ve mücbir sebepler tahtında ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla devrim gerekli miydi değil miydi, beyhude bir tartışma. Şah'ın yanlışları olmasaydı ve yapısı anakronizm arz etmeseydi, muhtemelen devrilmezdi. Devrilmesi bir zorunluluk olmuştur. Lakin devrimin kitlelerle ve tarihle imtihanı da devrimden sonra başlamaktadır. Yani Şah'ın yanlışları kendi yanlışlarıdır. Devrimin doğruları değildir. Dolayısıyla devrimler, ilelebet devr-i sabıkların yanlışlarıyla yaşayamazlar yaşarlarsa kendileri de devr-i sabık olurlar. Tarihten ibret almayınca tarih oluruz. Dolayısıyla devrimler tarihine baktığımızda iki yaklaşım tarzı görüyoruz. Bir devrimi zorunlu hale getiren şartlar. İşte bu toplumsal yasaları tetikliyor ve neticesinde devrim oluyor. Devrimin iradi tarafı, teknik ve mekaniktir. Devrimin içeriği ve uygulamaları ve biçimi de rıza ve fikri boyutunu ortaya koyar. Bu açıdan İran devrimi, vakti geldiği için gerçekleşmiştir. Vaktini getiren de Şah'ın yanlışları ve mezalimidir. Lakin devrim meşruiyeti devr-i sabıkı yıkmaktan mütevellit değil, belki ortaya koydukları ve artılarıyla eşdeğerdir. Tabii bunu yaparken de meseleye uzun soluklu bakmak ve artıları eksileri iyi değerlendirmek gerekir.  Elbette devrimler dünyayı cennete çeviremez. Lakin devrimlerin sürekliliği fıtratla uyumlu olmalarına bağlıdır. Bu uyum kalktığında 'küfür ile yaşanır ama zulümle yaşanmaz' sırrı tecelli eder.

 

Esasında devrimlerini ki yönü vardır. Bir tarafıyla mekanik ve tekniktir. İbni Haldun'un ifadesiyle sosyal yasalara ve kanunlara tabidir. Dolayısıyla vakti gelen fikir, en güçlü fikirdir denildiği gibi, vakti gelen devrim de gerçekleşir. Devrimler muhteşem kitle ve halk hareketleri olsa da karizma gibi nötr ve tarafsızdır. Onlara iyi ve kötü anlam ve kıymet yüklenmesi amelleri doğrultusundadır. Yani bir devrimi sadece devrim olduğundan ve doğurduğu kitle patlaması ve toplumsal hareketi açısından değil uygulamaları ve tatbikatı açıksından artı ve eksi anlamlar yüklenebilir. Bu itibarla, devrimlerin bir irade tarafı vardır bir de rıza tarafı vardır. İrade tarafı toplumsal gücünü temsil eder ve diğeri de rıza tarafıdır ideolojik yüzünü temsil eder.

 

Fransız Devrimi, Bolşevik Devrimi ve İran Devrimi toplumsal dinamiklerin harekete geçirdiği devrimlerdir. Sırası ve vakti geldiği için olmuştur. Aynen fiziki depremler gibidirler. Bugün üzerinden 200 yıl geçmesine rağmen Fransız Devrimi hala fikri yönleriyle ve meydana getirdiği devinim ile tartışılmaktadır. Elbette bu tartışma bizatihi vukuuyla olmayıp tesirleri ve muhtevası itibarıyladır. Şah rejimi de mezaliminin kurbanı olmuştur. Anakronik bir yapıda arz ettiği ve mezalime neden olduğu için devrilmiştir.

 

*

 

Devrim bir izdivacın ürünüydü. Bu izdivacın bir tarafında Ali Şeriati ve anlayışı vardı. Ali Şeriati modernizmi ve onun ötesinde solu temsil ediyordu. Fransız Devriminin mayalandığı topraklarda yaşamış ve sosyoloji tahsili yapmıştı. İzdivacın ikinci tarafında ise geleneksel dini kurumları temsil eden mollalar veya ulema bulunuyordu. Bunlar da geleneği temsil ediyorlardı. Lakin bu gelenek Ahbari gelenek olmayıp daha ziyade Mutezile'den rasyonalizm devşirmiş Usuli gelenekti. Lakin yine de işin bir tarafında Ahbarilik tesirleri vardı ve belki bu anlamda iki rakipten Nejad, Ahbari ve devrimin mistik yüzünü ve tarafını temsil ederken, Musevi de devrimin solunu ve Ali Şeraiti çizgisini temsil ediyordu. İşte bu Ali Şeriati'nin devrime hediye etmiş olduğu sol, zamanla 30 yıl içinde evrim geçirdi ve ıslahçı ve reformist bir karakter kazandı ve formata girdi.  Diğeri de devrimin devlet haline gelmesi ve dinamizmini kaybederek statik hale bürünmesi ve sıradanlaşması gibi muhafazakarlaşmış ve Nejad'ın zaman zaman gösterdiği örneklerdeki gibi aklın ötesine geçmiştir. Muhafazakarlaştığı oranda da istibdada yönelmiştir.

 

Bediüzzaman gibi Ali Şeraiti de siyasi ve dini istibdattan bahseder ve zemmeder. Şeraiti, bu noktada istibdadın insanın kimyasını dumura uğrattığını ve bozduğunu ve insanı himarlaştırdığını söylemişti. Ali Şeraiti tek tipleştirme ve sürüleştirmeye karşı çıkmış ve bunu himarlaşma/merkepleşme olarak nitelendirmiştir.

 

Zamanla Suruş ve Agacari bu çizginin sonucu rejimle ve sistemle çatışır duruma düşmüştür. Ali Şeraiti istihmar/sıpalaştırma dediğine Agacari maymunlaştırma demiştir. Ali Şeraiti Firavun, Karun ve Bel'am üçgeninden bahsederken Abdulkerim Suruş Bel'amla birlikte din adına aldatmanın sembolü olarak onlara bir de Samiri'yi ilave etmiştir.

 

Ali Şeraiti, Şiilik adına Safevi Şiasından özgürleşmeyi savunur. Reddi mirasta bulunur. Devrim ise Safevi Şiasıyla kendi Şiiliği arasına bir set koyamamıştır. Ali Şeraiti Şia adına bir özgürleşme teolojisini ortaya koyar ve Safevilerle arasına kalın bir çizgi çizer. Oysaki devrim, ilk başlarda ondan yararlansa bile bilahare Ali Şeraiti arasında serinlik zuhur eder. Bu serinliğin nedeni Ali Şeriati'nin Şiiliği yeniden okuması ve yorumlamasıdır. Bu yorumlama da, yer yer tarihi ve müesses Şii anlayışıyla çelişmektedir.

 

Bu bağlamda, Ömer ve Teşeyyü kitabının yazarı Iraklı Şiilerden Hasan Alevi, İran devriminin Safevilerle arasına tam bir mesafe koyamadığını ve geçişli olduğunu ve dolayısıyla bu anlamda Ali Şeriati'nin uzağına düştüğünü söyler. En azından bu hususta, devrim, evrim çizgisinde iken Ali Şeriati'nin özgürlük teolojisi devrimci bir yaklaşım sergiler. Lübnan'lı Ahmet Zeyn, Sefir gazetesinde, İran uzmanı olan ve Şeraiti gibi Paris'te yaşayan Abdurrahman Bedevi'nin onunla ilgili bir tespitini aktarır. O da şudur: Ali Şeraiti devrimden sonra yaşasaydı onun için büyük bir trajedi olurdu. Bunun anlamı, rejim muhalifi haline gelirdi. Ali Şeraiti üzerinden rejimin kanatları bugün yol ayrımına gelmiştir.

 

 

 

Kaynak: www.dunyabulteni.net


         -        

 


Bu Yazı 2746 defa okunmuştur
 

 Bu haber için toplam 22 yorum yapılmıştır...

Oğuzhan Özdemir 01-07-2009, 15:18:36

Yazara katılıyorum, eşi de kendisi ile yapılan röportajda, şuan yaşasa idi, bugünkü yönetimin de karşısında olurdu diye belirtmişti. Ben Ahmedi Nejad yönetimi ve İran'ın bu şekildeki bir baskıcı tutumuna karşıyım. Ne amaçla olursa olsun, insanları zorla kapatamazsınız, insanlara zorla istemediğiniz düşünceleri düşünmemelerini isteyemezsiniz. ben peygamberin böyle bir baskı ve kontrol sistemini önerdiğine inanmıyorum, islâmın da bu şekilde olduğunu düşünmüyorum. Türkiye ve İran iki farklı uç gibi dursa da özgürlük açısından baskıcılar.
 
veysel menekşe 01-07-2009, 15:25:15
Eniştem beni niye öptü ?.Ve acaba Said Nursi Şimdi yaşasaydı şakirtlerinin en yaman muha-
liflerinden biri olmazmıydı? Ve acaba F.Gülen ' i zalimlerle işbirliği yapıyor diye çarşafın içine sokup sigara içirttirip cezası katmerli olsun diye de Picasso mukallidi tabelacının birine karikatürünü yaptırttırıp A.Hameney'e hediye olarak göndermez miydi?.
Anakronizm den söz edip örnek olsun diye de kendini misal göstermek bu olsa gerektir...Sayın
moderatörün başka daha ehil kayınpeder bulamaması da hayıflanacak bi durum....Ya hu!....
Devrimim'e dahleden bari devrimci olsa..ve dahi devrimci moderatörümüzde de biraz cesaret
olsa ve kendi devrim eleştirisini kendisi yapıp dublör kullanmasa...Alinasyon denen meretin de
böyle ufak ufak civciv yemlemeler sonucunda oluştuğunun farkına varsa ve artık...........
Ne yapmamalı'nın diplomasını alıp "Ne yapmalı?nın" doktorasına başlasa..
"ALİ ŞERİATİ yaşasa idi rejim muhalifi olur muydu?" Olmazdı efendim!.. Asla olmazdı......
"Mübeşşereli Beşler Çetesi'nden; İmam Ali -Devrim- için taleb ettiği enaz 200-250 yıllk süreyi
İran İslam Devrimi'n den de esirgemez hatta 250 sene daha opsiyon tanıyıp 500 sene sabr
etmemizi önerebilirdi....Ömür dediğin nedir ki abiciğim?..Bi bakmışın bin sene geçivermiş te..
Haberimiz bile olmamış....
 
ali k 01-07-2009, 15:38:33
Ali ŞERİATİNİN siyasi düşüncesi belkide en zor olanı......
siyasi anlamda devrimci-reformist oldugu kesin....
hem millici,halkçı ,hemde evrensselCEPHESİ var..
demokratik parlementer kabullerde var...
milli cephe içinde yer alış antiemperyalist
ancak kapitalizme ,o tip demokrasiyede muhalif......
kendiide net tarif etmemiş....
bu baglamda yazmak isteyelnerle tartışabiliriz....




 
veysel menekşe 01-07-2009, 15:52:45
Süreklilik Nedir ?. "To be continiude" mi dir? Tarih böyle mi seyreder ve böyle mi okunur?
Dört Zindan' dan çıkıp şimdi de A.Ş. zindanı'na mı tıkılacağız?..SKOLASTİZM denen ve nefret
ettiğiniz statüko yu besleyen biricik okuyuş biçimi nin determiner tarihselci okuyuş biçimi olduğu
nu ve benim deyimimle "durum'a durum içinde duruş'a duruş anında el'an yanıt vermek.."gerektiğini
öğretmedi mi öğretmeniniz size?..Devrimcilik ne zamandan beri "bekle ve görcülük "oldu beyler..?
Neyse..Namaz'a kalkmam gerekiyor..Allah Devrimciyim diyene torpil geçmiyo...Görüşmek üzre.....
Wesselam!...
 
veyselmenekşe 01-07-2009, 18:39:12
Bu kadar basit değil..İslami Paradigma başörtüsünden daha yaşamsal durum ve duruşları da içe-
rir.Mal ve servet yğmayı zor la da olsa engeller mesela..Devlet zaten güç kullanımının meşulaştı-rıldığı anlama tekabüleder.İslam Devleti de olsa güç ve zor kullanma hakkını kendinde görür.İktidar-
ın cazibesi de çekim gücünü buradan alıyor zaten..İktidar'ı devirip iktidar'a geçenler pratikte devleti
aynen tekrar ederler.Her ne hikmetse " İslamda Devlet"ne'ye tekabül eder?sorusuna kimse doğru
dürüst cevap arama zahmetine katlanmıyor.A. Şeriati(r.a.)de bu hususta çok temelden sorular yö-neltip sahih cevaplar verebilmiş değildir.Son uçta o da halefi olduğu Müslüman Düşünürler gibi
Güç'e karşı Güç'ü coşkulu bir arzu ile taleb ediyor..Devlet olunca Şah İsmail'den farklı ve da-
ha mükemmel olarak ne yapacağını- yapılacağını--söylemiyor..Benim de hayranı olduğum hayranla-
rını muhalifleri ve düşmanları üzerinden yüceltiyor düşmanlarını da benim de büyük haz duyaca-
ğım şekilde itin kıçına sokuyo amma....Nihayet orada kalıyor..Asıl sorulması gereken A.Şeriati yaşa-
saydı rejim 'e muhalif olurmuydu sorusu değil; A.Şeriati yaşasaydı devrim yaparmıy dı yahut devrim-
i yapan kadronun yanında yer alırmıydı sorusudur.Ben bu sorunun cevabını biliyorum ama söyle-
miycem işte..Ha..Bişey daha söyliyeyim mi size?.Bu sorunun cevabını merhum'un Hanımı da vere-
mez.Korktuğundan filan değil..Bilmediğinden...Wesselam!..
 
veysel menekşe 01-07-2009, 20:05:31
Dostum..En azından böyle bir gereksinim duyman gerçekten sevindirici .Ancak şu kayınpeder
dublörüne ikiçit lafım daha var izin verirsen hemen onu yetiştirivereyim..Sayın Özcan!..Öncelikle
siz kendi trajikomik hallerinize üzülün veya acıyın..İran'ı hiç değilse İranlı Müslümanlar yönetiyorlar..
Okul açmak için de Amerika ve Natodan icazet alıp taaa Madakaskar'a filan da gitmiyorlar.
A.Şeriati için de trajedi filan olmaz ...Tam aksine sizin de taraf olduğunuz yeşil kuşak emperyalizminin tam bir başbelası olurdu...Yeşillik meşillik laflarını da kesin yuttururdu hepinize...
Kıskanmayın ne olur çalışın sizin de olur tamam mı canım...wesselam!...
 
ali k 02-07-2009, 10:07:06
saygıdeğer veysel,
geniş okuma serüvenin için tebrrik ederim.....
içeriğide iyi...
,dediğin gibi ali şeriati mutlak değildir
ancak bazı konuları nicelik olarak yorumluyorsun
ali şeriati güç peşidedir demişsin
kıyaslarken yanlış omluş...
güç zarruridir ,bitkisel hayatın zıttıdır....
bir kere JANUS yazısıdada görüldügü gibi şeriatiin ikili bir yaklaşımı vardır....
batıda buna hegelist-marksist bakış denir...
yüksek idealizm ve materyalizmin,gerçek diyalektik akış ile yorumlanmasıdır....
şeriati,bu drumu insan özü ile beraber ele almıştır...
süreç ve oluşum ekseli bakar..
Allahın ahlakı ile ahlaklanmak
peygaberin variscisi olmak
ademin varisi
ali şeriatiin temel hedefleridir....
ancak,kademeli geçişi öngörür....insanın dört zindanını ve bir önüde sonsuz sayıda sıfırları iyi oku
ali şeriatinin güç anlayışı anti-emperyalisttir...
ne klasik islam
ne marksizm
ne varolşculk
ne millilik
ne anarşizm tek bbaşıa ou anlamak için yeterli olmaz..
güç tarifleride.....
ahlaki sosyalizm den bahsediyor..
idealizm ve marksizmi hem olumluyor
hem reddediyor....
 
Oğuzhan Özdemir 02-07-2009, 11:52:40
Bana göre Şeriati devrimcilerin yanında mı olurdu uzağında mı sorusu elbette yanında olacaktı Şah'ın ve düzenin indirilmesine karşılık. Fakat devrimden sonra niçin hep beraber girişilen devrim mücadelesinde, yönetim yanında bulduğu birtakım farklı ideolojik oluşumları eledi? Şeriati devrimden çok insanların bilinçli ve farkında olmalarını, sürü olmamalarını istiyordu, önce insanın kendisini devirmesi! Veysel abi benden yaşı büyüktür sanırım, bu kadar öfkesi olmasını anlıyorum, ben de öfkeliyim. Fakat biz Türkiye'yi savunmuyoruz, insanlara karşı İran'ı savundum her zaman da savunurum. İran ekonomik, teknolojik, bilimsel, siyasi, askeri manada bağımsız ve bunları üreten bir devlet, millet. Türkiye'nin bana göre geleceği yok, olumlu ve iyimser düşünenler umurumda bile değil. Türkiye'deki müslümanlar her zaman dünyayı ve ümmeti kendileri kurtaracaklar. Dünyada bir tek biz müslümanız ve iyiyiz. Osmanlı'nın büyüklüğü ile kibirlenip tarihe sırtlarını dayayıp ilay-ı kelimetullah diyorlar. Burada Atasoy Müftüoğlu'nun uzunca bir röportajı yayınlandı. Son zamanlarda okuduğum Türkiye'deki islâmcılar ve müslümanlar üzerine en nitelikli eleştiriydi. İsim vermeden de olsa Gülen ve cemaatini eleştiriyordu. Said Nursi bana göre de bunu cemaate hep söylerim, şuan yaşasa Gülen'den oldukça farklı hatta kendi okuyucular ve yazıcılar olarak ayrılan diğer ekolünden de oldukça farklı olurdu. Bir kere Nurcular, Gülen'i hatasızlaştırıyorlar, eleştiriye kapalılar, Said Nursi onlar için vazgeçilmez.
 
Oğuzhan Özdemir 02-07-2009, 12:02:15
Said Nursi tek yeterli isim, kurtuluş ondaymış. Bana böyle öyleyen Nurcular tanıdım, onu okumadan kurtulamazmışım, Kurânı okumam yetmezmiş. Kıt aklıma anlayamaz mışım, Kurân sanki herkese değil, dahilere indi ki öyle olsa ben din mi derim, öyle tanrıya tapar mıyım! Bana kimse Gülen'in ve diğer İslâmcıların peygamber olsa bizim yanımızda olurdu gibi bir lafını kabul ettiremez! Bana göre karşılarında dururdu. Atasoy Müftüoğlu bile bana göre hiç tanımama rağmen yazdıkları ile tutarlı ise tek başına adam gibi bir yerde duruyor. Seyid Hüseyin Nasr'ın geçen yıl ki konuşmasında Türkiye'de entelektüel birikim yok deyişi doğrudur. İran bu açıdan birikimli. Ama ben İslâmın belirli bir devlet modeli ve sistemi önerdiğine inanmıyorum! Zaman değiştikçe şartlara göre devlet de değişecek. Ayrıca kimse kimseye baskı kuramaz. Ben istediğim kitapları okur, istediğim gibi düşünürüm. Toplumsal güveni ve insanları incitmediğim müddetçe bana niye baskı yapılmalı! Bir ateistin kitabını yasaklarsanız bu çözüm değildir. Herkes cümbür cemaat inanacak da değildir, "sen istedin diye herkes inanacak değil... Biz isteseydik herkes inanırdı..." gibi ayetler buna delildir. Herkesi görünüşte baskı ile islâma inanıyor olarak yaşatmak andavallıktır. Baskı olmasa kimler gerçekten inanıyor kimler inanmıyor belli de olur. Türkiye'ye bakın herkes yatıp kalkıp namaz kılıp, oruç tutup, hacca gidiyor ama... ben ilahiyatçılar içinden bile yalancı ve sistem kulu insanlar biliyorum! Bu mu islâm... saçmalık bunlar.
 
Oğuzhan Özdemir 02-07-2009, 12:10:48
Ahmedi Nejat her sözün de dürüst bir insan değil. Geldiği günden beri neler yapmış bir bakılsın! laf söylemek erdem değildir, erdem olsa davos fatihi mübarek olmalı tüm yaptığı rezilliklere karşılık. Musavi neden sevilmez anlamıyorum yani Nejat'tan neyi oldukça kötü? Ben insanlara haklar verilmesini istiyorum. Hiçbir baskıyı sevmiyorum. Bana kimse baskıyı öneremez. Ben İran'ı elbette öveceğim ama bu yanları ile övemeyeceğim! Orada yaşayacağıma gider bir avrupa ülkesinde yaşarım, ne türkiyedeki manyaklıklara ne irandaki manyaklıklara katlanmak zorunda değilim. kimse bana neyi nasıl düşüneceğimi zorla benitsetemez! İstersem din değiştiririm, istersem ateist olurum kime ne! benim insanlığıma bakacaksınız. kokuşmuş müslümanlar olarak milyar kadarız, ne becerdik? mahvediyorlar bizi... namazlarımız, oruçlarımız, kandillerimiz, hacclarımız, kurbanlarımız niye kurtarmıyor bizi? vietnam, küba kadar onurumuz var mı bu topraklarda... biz sömürgeyiz, kolonicilik devrindeki gibi değil işler. Ali Şeriati'ye geline elbet mutlak değil ama ben hiç de art niyetli olarak hatalar işlediğini sanmıyorum, hataları çok fazla da olsa samimiyetine inanıyorum. Che'nin, Sartre'ın, Marx'ın, İkbal'in, Said Nursi'nin, Hz. Ali'nin, Ebuzer'in samimiyetine inandığım gibi... Veysel abi ben hiçbir ideolojiye ve gruba mensup değilim, burada sanki öyleymiş gibi İran'ın durum eleştirisini destekleyenlere karşı cephe almanı anlamıyorum. Bu yazıyı yazan ya da sitenin editörü mü o gruplardan bilmiyorum da...
 
veysel menekşe 04-07-2009, 14:05:53
Sevgili Oğuzhan .! Aklını severim senin..O insan yüreğini severim senin.
Canım ciğerim!..
A.Nejad'ı herkesler övüp alkış 'a boğarken ;
Herkese rağmen eleştirenlerden biri oldum...
Eleştiri anlık olmaz sa anlamı kalmaz....
Taraf olmak ta öyledir...
Musavi şu an taraf olunabilecek bir yerde durmuyor.
Eleştirmek için yanlış yapılmasını beklemek politik zübüklerin işi olsa gerektir bizim değil....
Ve şunu da hemen söyleyivereyim...İnşaallah dediydi demezssiniz..
Reformcu sanılan mevcut muhalifler bizim istediğimizi istiyor filan değillerdir.
M.Özcan A.Şeriati hayranı filan da değildir.Bulanık suda balık avcısı ...Hepsi bu..
 
şeriati nurettin meriç 07-07-2009, 17:23:01
bu yorumu çok kıt zamanlarda yazıyorum...yorumcuları okumayamadım çok özür dilerim...gerçekten imkanım yoktu...bir bakayım dedim dikkatimi bu yazı çekti...diğerlerini bilahire okuyacağım...MUSTAFA ÖZCAN beye katılmıyorum...biz dinle özgürlüğü devrimi saf adaleti mlkiyetsizliği pek bağdaştıramadığımız için ŞERİATİ yi yanlış anlıyorum...bizim aydınlarımız çok kıt düşünüyorlar...İSLAMI yanlış biliyorlar...bu yüzdende beyin konforunu bozanları anlamakta zorluk çekiyorlar...bazı değerlerin islamla bağdaşamayacağını düşünüyorlar...bu kesinlikle yanlış... bence ŞERİATİ yi çok iyi tahlil etsinler... tekrar tekrar ve ayrıntıya dalarak hazmetsinler... evet şeriati bugün olsaydı belki sisteme muhalif olurdu ama çok farklı bir rol oynardı... ne düşman olurdu ne de dost... o farklılığıyla orantılı onurlu bir rol alırdı... yine değineceğim acizane fikrim yettiğince...umutla muhabbetle devrimle
 
yusuf 16-07-2009, 02:59:35
öncelikle bu yazılanları görmek bile bu topraklarda hala umut edilecek ne çok şey olduğunu gösteriyor yüreğinize sağlık hepinizin konuyla ilgiliyse veysel kardeşin çok önemli bi cümlesi var bence musavi şu an taraf olunabilecek bir yerde durmuyor gerçekten konuya bu yönüyle bakmak gerektiğine inanıyorum bende şu an tüm dünya salyalar saçan ağzını irana açmışken musavinin şu an durduğu yer anlaşılmaz ve bir tane dünya bize karışmasın bu bizim kendi meselemiz aramızda halledeceğiz burda yaşanan bir rejim sorunu değildir babında bir cümle işitmedik kendisinden merhum şeriatinin şu anda rejimin karşısında olacağı teziyse temelinden yanlıştır kanımca şeriati en ağır şekilde eleştirirdi şu an iranın içinde bulunduğu durumu dolar milyoneri olduğu söylenen rafsancaniyi hatemiyi yada büyük mülk sahibi mollaları ülkede var olan fakirliği işsizliği ve bunu rejimin karşısında olduğu için değil rejimin savunucusu olduğu için yapardı tıpkı hayattayken yaptığı gibi çünkü islami rejimin bunlara asla tahammülü olamaz selam ile
 
rabia 29-08-2009, 16:06:30
ALİ ŞERİATİ,baldırı çıplak estetikli burunlarıyla illede reform,illede özgürlük diyen çığırtkan kızların içinde yer aldığı bir hareketin içinde mi olurdu?ne insafsızsınız!!O özgürlüğü,reformu bu yarım akıllıların anladığı gibi mi anlıyordu?yaşasaydı arkadaşı Musevinin suratına ilk tüküren o olurdu.ah be doktor...hatıraların nelere alet ediliyor...gerçi işi kendine yontmak isteyen,değil Ali şeriatiyi,Kuranı,Hz.Peygamberi bile,işine geldiği gibi anlıyor....O,NU islamın ruhuna aykırı bir düşünceye alet etmek isteyenlere yazıklar olsun
 
 

BU KATEGORİDEKİ DİĞER ESERLER

‘Güvenilecek Ama Sürekli Dalgalı Bir Gerçeklik’: ALİ ŞERİATİ / Cihan AKTAŞ
Şeriati ve Muhalif Çizgisi / Haşim AGACARİ
Şeriati, Yeniden Gündemde / Cihan AKTAŞ
Ali Şeriati’de Kadının Kurtuluşu/ Yıldız RAMAZANOĞLU
Dert Ehli, Sanatkar ve Yiğit Bir Aydın: Şeriati / Abdülkerim SURUŞ
Bir İslami Ütopyacının Siyasi Biyografisi / Ali RAHNEMA
Ali ŞERİATİ Yaşasaydı...? / Turgay EVREN
Ali Şeriati: İran Devriminin İdeologu / Abdülaziz SACHEDİNA
Ali Şeriati ile Kürt Sorununa Bakış ve Yeni İslamcıların Senaryoları / Muhammed CAN
Bir Diriliş Öncüsü: Dr. ALİ ŞERİATİ / Emin MANSURİ
İran Devriminden Sonra Dini Entelektüalizm / Mesud PEDRAM
"Eşim Ali Şeriati" Okuma Notları ve Çevirisi Üzerine / A.AVAMİ
İran, Seçimler ve Ali Şeriati ile Vurulmak İstenen Ne? / Muhammed CAN
Hüseyniye-i İrşad'da Bir Akşam / Cihan AKTAŞ
Modernite: Bugüne Dair Hastalığımız, Yenilenme: Bugüne Dair Sorumluluğumuz / Bülent Şahin ERDEĞER
Seyyid Kutub ve Ali Şeriati: Öznelliğin İktidarı / Charles TRIPP
Ali Şeriati ve Mevlana / Turgay EVREN
Ali Şeriati Üzerine Bir Deneme / Turgay EVREN
Düşünce ve Eylem Adamının Tam Tanımı: Ali Şeriati / Peren BİRSAYGILI
Ali Şeriati'den Esintiler! / Muhammed CAN
Özgür İrade Meselesinde Ali Şeriati ve Bint'uş-Şati / Yudian WAHYUDİ
Cemaleddin Afgani ve Ali Şeriati / Sever IŞIK
Yabancılaşmanın Yeni Maskesi "Postmodemizm" ve Şeriati'yi Hatırlamak/ Bülent Şahin ERDEĞER
İnsanlık ve Halkın Gücü: Dr. Ali Şeriati’ye Bir Övgü / Dr. Mohammad Omar FAROOQ
Ali Şeriati: Kazanımın Ve Gelişimin Öğretmeni -I- / Bülent Şahin ERDEĞER
Göller Bölgesinde Bir Ada / Cemil MERİÇ
Ve Bir Tokat Hem de Ne Tokat! / Öznur BALIK
Bir Ütopyacının Hayatı / Recep ŞENTÜRK
Marksizm, Oryantalizm ve Şeriati / Bülent Şahin ERDEĞER
Göller Bölgesi'nde Bir Ada Olmak / Ümit AKTAŞ
"Yalnızlık Sözleri" / Ahmet ÖZCAN
BİR KARŞILAŞTIRMA: Nasr ve Şeraiti / Mustafa ARMAĞAN
GELENEĞİN PRANGALARI: Weber ve Şeraiti Örneği / Mustafa ARMAĞAN
Ne Yapmalı / M. Kürşad ATALAR
Ali Şeriati (1933-77): Allahperest-Sosyalist / Ertuğrul CESUR
Şeriatî'nin Öze Dönüş Çağrısı / İhsan ELİAÇIK
Marx ve Allah Arasında Ali Şeriati / Nathan COOMBS
EY ALİ! / Muhammed Rıza SERKEŞİK
Geleneksel Ulema ve Laik Aydınlar Arasında Ali Şeriati / Fevzi ZÜLALOĞLU
Rüşenfikr İdeolojisi / Asaf HÜSEYİN
BİZİM YERİMİZE DÜŞÜNENLER / Serkan AKIN
Ali Şeriati’de Sembolizm Sorunu / Bülent Şahin ERDEĞER
Hüdaperest Sosyalistler / Mustafa ÖZCAN
Unutulmuş Devrimci Ali Şeriati / Lawrance Rıza ERŞAGİ
Şeriati’yi Önce Biz Öldürdük! / Zeki BULDUK
Ali Şeriati'de Sanatın Teorik İnşası / Asım ÖZ
İki dini aydın: ŞERİATİ ve SURUŞ / Cihan AKTAŞ
Ali Şeriati ile Söyleşi / Muhammed CAN
Kaynaşma ve Ayrışma Çizgisi/ Mustafa ÖZCAN
Ali Şeriati: "İslam Sosyolojisi" ve "İslam Bilim" / Kadir CANATAN
Ali Şeriati: Yalnızlığa Sığmayan Yazar / Cihan AKTAŞ
Şeriati, Hasan Hanefi ve 'İslami Sol' Denkleminde İbrahim Şita / Yasin DEMİRKIRAN
1980 Sonrası Türkiye’sinde Siyasal İslami Bilinçlenmede Tercümenin Rolü-2 / Cengiz Sunay
Ali Şeriati’de Somutla Soyut Arasında Sanat/ Cemal ŞAKAR
Uyuyanları Uyandıran Bilinç: Ali Şeriati! / Atlan ALGAN
Dr. Ali Şeriati’nin Taklid Mercii Kimdi? / Taki DEJAKAM
Allahperest Sosyalist Ali Şeriati / Mehmet SAİD
Ali Şeriati’nin Yeşillenen Rolü / Mustafa ÖZCAN
Dine Karşı Din / Ali SALDIRAN
 
 
 
 

 

www.aliseriati.com         www.aliseriati.net        www.aliseriati.org

NETWOR YAZILIM