ALİ ŞERİATİ

Ali Şeriati Hüseyniye-i İrşad

Kull. Adı    

:

Şifre 

:  
     

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

Modernizm’le Hesaplaşma Çabasında Bir Aydın: Ali Şeriati Portresi / Aydın HIZ
Kendisi Olmayan İnsan
Dünya Görüşü ve İdeoloji
Şia
İran ve İslam
Tüm medyalar için tıklayınız...
Tefsir Dersi

Sesli ve Görüntülü Medya

Ali Şeriati Belgeseli
Belgesel

Tüm Arşivler İçin Tıklayınız...

Aşk ve Sevgi... / Dr. Ali ŞERİATİ
Hangi Kur’an / Ali ŞERİATİ
DİNE KARŞI DİN
DUA / II
Sendin / Muhammed CAN

İSLAM BİLİM DERSLERİ BAŞLIYOR

TARİH :19-03-2009

23.03.2009 tarihinden itibaren İslam Bilim dersleri başlıyor

Dr. Ali Şeriati'nin İslam-Bilim adlı konferanslarından oluşan eserini dersler halinde yayına hazırladık. Site üyelerimiz ve ziyaretçiler burada yayınlanacak dersleri takip edebileceklerdir. Pazartesi ve Perşembe günleri yayınlanacak olan dersleri muntazam takip edip tartışan takipçiler muayyen bir vaktin sonunda bu önemli dersleri bitirmiş olacaklardır.

Derslerin bitiminde takipçiler tarih bilinci, tarih felsefesi, toplumsal tevhid ve toplumsal şirk, ideal insan, toplumbilim, tevhidi dünya görüşü, altyapı ve üstyapı, ideoloji olarak İslam, varoluşçuluk, materyalizm, alinasyon, Marksizm gibi birçok önemli konu hakkında önemli bilgiler edinmiş olacaklardır. Hem derslerin takibi hem de dersler üzerine yapılacak tartışmalarla Doktor'un öğrencileri olarak O'nun fikirlerini tanımış, tartışmış ve belki ümidimiz odur ki ilerilere taşımız olacağız



Tüm haberler
.....................................................

ÜYE OLUN

TARİH :17-03-2006

Siteye üye olun yeniliklerden hemen haberiniz olsun.

detay
Tüm haberler

.....................................................

TARİH : 2012-11-01 -- 10:40:30 tarihinde mesut tan tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : hakkari
s.a,,, acaba ali şeriatinin külliyatinin fiyati ne kadar...

Bugün 1122
Toplam 3016931
En Fazla 24295
Ortalama 970
Üye Sayısı 4910
Bugün Üye Olan 1


.: Yazarlar :.
İSLAM BİLİM; DERS-9 (Bölüm 3)

İslam’da Ahlâk Felsefesi

 

İslam’da ahlâk felsefesi, bir anlamda ben’in olum­suzlanması ve ölüm yoluyla beslenip canlandırılmasıdır. Ama nasıl yalancı ben saf dışı bırakılıp gerçek ben canlandırılabilir? Acaba bir köşeye çekilip hayali kılıç­larla, duygusal ve farazi kırbaçlarla o göstermelik, ya­lancı ve ikiyüzlü beni ortadan kaldırıp o ‘ilahî ben’i ken­dimizde keşfedebilir miyiz?

 

Hayır, bu bir tür sapkın hayalcilik ve aldatıcı bencil­liktir. Budha’nın dediği gibi bu, yalancı bene bir tür dö­nüştür, bir tür dinî gurur, ruhanî bencilliktir; riyazet, ibadet, ruhbanlık, inziva vs. adlarıyla.

 

Öyleyse yalancı ben, nerede ve nasıl yok edilebilir? ‘Büyük ben’ nasıl canlandırılabilir? İnsan toplumunda mı, ilahî zâtta mı?

 

İslam’da bu ikisi çatışmazlar, birbirlerine ters düş­mezler. Tersine birbirlerine gerek duyarlar. ‘Ben’, ‘biz’ de yok edilmektedir. Allah’a ulaşması için. Ben’in ‘biz’ yönünde ortadan kaldırılması, bireyin ilahî beninin Al­lah’a doğru yöneltilmesidir. Dolayısıyla İslam’da ‘ben’, ne Allah’ın zâtında, ne toplumsal çıkarlarda ortadan kal­dırılmakta ve ne de Allah’ın ve toplumsal çıkarların karşısında gerçeklenmektedir. Tersine, insanî ben’in -bü­tün insanlarla eşit benin- gerçeklenmesi, beslenmesi, ge­lişip olgunlaşması için ortadan kaldırılmaktadır yalan­cı ben. Öyleyse yalancı ben’imi biz’e kurban etmiş­sem, Allah karşısında ve Allah için de kendimi ortadan kaldırmışımdır; aynı zamanda da kendi gerçek ben’ime asalet vermiş, ona dayanmışımdır.

 

YALANCI BEN

 

Bir varlığı ya da insanî varlıklardan bir dizgeyi ya da insan varlığından bir tipi parça parça eden, her parçayı öteki parçaların karşısına yerleştiren, özsel bir bütünlü­ğü bulunan insanlığı, kavmî özelliklere, sınırlara ve renklere ayırıp parçalayan ve insanlıktan bir parça ‘ben oluş’ kazandıran özelliklerin tümü birkaç türlüdür:

 

1- Sosyal ben: Buna göre ‘biz beyazlar’, ‘o siyahlar’ karşısında bir tür bireyselliktir; toplu değil nisbî birey­selliktir.

 

2- Kavmi ve milli ben

 

3- Sınıfsal ben: Uşak karşısında efendi ben, efendi karşısında uşak ben, yönetilen karşısında yöneten ben, köle karşısında sahip ben, yoksul karşısında varsıl ben, işveren karşısında işçi ben; bunlar insan birimini parça parça eden duvarlardır.

 

Burada ‘sınıfsal ben’, ‘bireysel ben’e de dönüşmek­tedir; iki kişi yan yana oturduklarında, özellikleriyle, gi­yimiyle, işgal ettiği yer ve konumla, ötekisinden -ki o da bireydir- ayrıdır. Bu ikisi hem iki bireydirler, hem de iki sınıftırlar. Onlardan herbiri kendi sınıfıyla eşittir, onların ilişkileri iki ben’in ilişkisi değil, iki sınıfın ilişkisidir. Dolayısıyla ‘sınıfsal ben’de, her sınıf milyonlarca insanı içinde barındırsa da her birey, sınıfının milyonlarca bire­yiyle eşittir.

 

4- Ailesel ben: Aristokraside özellik, haysiyet, övünç, övünçsüzlük ve benzerleri birbirlerinden ayrıl­maktadır ve aileye -ailenin tek tek her bireyine- bireysel­lik vermektedir.

 

5- Mesleki ben: Çırak karşısında usta, mürit karşı­sında mürşit, memur karşısında amir, esnaf, üniversi­teli, asker vs. git gel.

 

Şu anda sayma fırsatını bulamadığım başka ben’ler vardır.

 

Her bireyin bir sürü ‘yalancı ben’i bulunmaktadır. Yani bir soya bağlı oluşuyla bir anda bir kavme, bir sınıfa, bir aileye ve mesleğe de bağlıdır. Hatta dinler de inanan­larına öteki ben’lerden ayrı olan bir ‘ben oluş’ vermek­tedirler. Bu yüzden dinler yalancı, din gerçektir. İs­lam, dünyada dinleri değil, sadece bir dini kabul etmek­tedir; gerçekliği bulunan ve bir yönde gerçek olan dinle­re; Âdem’den tutun da ahir zamana varıncaya değin, ister İslam Peygamberi’nden önce olsun, ister sonra -yani onun öğretisine inananlar- İslam adını vermektedir. Do­layısıyla Müslümanlar hem İslam Peygamberi’nden önce var olmuşlardır, hem de İslam Peygamberi’nden sonra. Çünkü İslam bir dindir, bir varlığın gerçekliğidir, bir akımdır; bir hareketi vardır İslam’ın. Ve bir insanın var­lığı da bir zat, bir varlık, bir insandır; aynıdır, bir soydur. Çeşitli ben’ler, hep yalancıdırlar, çeşit çeşit soysal, kavmî, sınıfsal, ailesel, meslekî ve hatta itikadî kişilikler yoluyla görünüm kazanmaktadırlar. Ki eğer onları yon­tup ortadan kaldırırsak, tüm boyaları silersek, boyasız, beyaz ve aydınlık bir öz kalır ve hepsinde aynı olan bir ışık doğar içerden. Bir inanç, bir duygu, beşerî bir özdür. ‘Gerçek ben’ ise, her bireyin kendini ortadan kaldırarak ulaştırdığı ‘o’dur. Bu ‘o’ hem ilahî varlıktır, hem de aş­kın insanî cevherdir. Bu yüzden İslam, bireyi, Allah’a ulaşmak için Allah’ın halkında yok olmaya çağırmakta­dır[1].

 

KÜLTÜREL VE TARİHSEL KOPUKLUK

 

İnsanlığı hep tehlikeli bir hastalık tehdit etmektedir; sürekli olarak büyük olaylar, fetihler, katliamlar, yıkım­lar, doğal etkenler ve belalar, kültür devrimleri, vuruş­malar, dış dinlerin ve kültürlerin saldırıları, bir kuşağın geçmişle olan bağını koparmışlardır, bir kavmin, bir in­san toplumunun tarihini birbirinden ayırmışlardır. Şu andaysa bilinçli etkenler, tarihsel zincirin oluşmaması için, özellikle tarihsel bağları, sürekli ve görkemli kültü­rel savaşımları ve büyük insan üretim sermayeleri bulu­nan Doğu’da, iş başındadır.

 

Tarihsel bağların kopması, geriye, durmadan tekrar tekrar geriye dönüş demek olan cahili bir uzaklaşmaya neden olur. Toplum, Sisyphos’un[2] yazgısına tutsak olur.

 

Kültürde, ruhun gelişiminde, insanlıkta, uygarlık­ta, bilimsel deneylerde, ahlakî deneylerde, ahlakı ve top­lumsal ilişkilerde bir yolu kat ederek doruğa ulaşır ve orada tarihsel bir kesiklik ve bir anda oluveren bir ko­puklukla başladığı noktaya geri döner. Şimdi yeniden ca­hiliyetten başlamalıdır.

 

İkinci ve üçüncü yüzyıllarda cahilliği Endülüs’te kö­künden kazımıştır. Gerileme ve Emevi yönetimi dönemi olmasına karşın İspanya İslam toplumunda okuma-yaz­ma bilmeyen tek kişi bile yoktur. Kültür öylesine güçlü­dür ki kötü öğelerin, zulüm yönetimlerinin ortasında ol­masına karşın insanî hayat ve hareketini sürdürmüştür. Fakat çok zaman sonra, İslam ilimlerinin merkezi olan özel bir bölgede okuma-yazma bilen kadın sayısı sadece 48’dir. Üstüne üstlük, bu toplumun tüm çabası, bu kırk sekiz lekeyi[!] silmek ve başka bir yere sürmektir. Çün­kü Peygamber’in şöyle dediğini duymuşlardır; “Kadınla­ra sadece iki şey öğretin; İp eğirmek ve Nûr Suresi’ni.” Oy­sa Mekke’de sadece 11 ila 17 kişinin okuma yazma bildi­ği Peygamber döneminde, Peygamber’in hanımları Aişe ve Hafsa, her ikisi okuma-yazma bilmektedirler. Yüzyıllardan ve doruğa ulaştıktan sonra, toplumu yeniden cahiliyet dönemine döndüren tarihsel kesintidir bu. Yu­nanistan’a bir bakınız; İki bin beş yüz yıl boyunca felsefe­nin beşiği, sanat, felsefe ve demokrasinin parladığı bir merkezdi. Şimdi ise Amerika’nın da kabul etmediği kim­selerin merkezidir. Ya da onları kabul ettiğini itiraftan utanmaktadır. Küçük Asya [Anadolu]; Bizans impara­torluğunun en büyük merkezi -tarihimizde Bizans’tan ve uygarlığından ne duyuyorsak hepsi burasının uygarlığı­dır, İtalya’nın değil- sonra da İslam uygarlığının merkezi olmuştur. İki yüz, üç yüz yıl öncesine değin, büyük deha­lar, büyük kültür merkezleri, dünya uygarlığı buraday­dı. Toplumsal düzenin ve kültürün değişmesiyle; aşırı taklitçi modernleşme çabalarıyla, kültürel değerlere ve yabancı kültürsüzlüğe saldırmakla geleneksel ve kültü­rel bir toplumda kopukluk yaratıldı; boş, cılız, yoksul ve kültürsüz bir kuşak ortaya çıktı. Bu kuşağın, geçmişiyle, eski kültür ve uygarlığıyla hiçbir bağlantısı kalmamış­tır.

 

Buna göre tarihsel ve kültürel kopukluk ve yabancı­laşma, beşerî bir bela olup bugün de İslam toplumu -özel anlamda- ve Doğu -genel anlamda- ondan ızdırap duy­maktadır. Toplum, tüm insanî miras ve övünçlerinden, manevi öğe ve sermayelerinden ayrılmış, kökleri toprak­tan çıkmış ve ölümcül bir zehirlenmeyle karşı karşıya kalmış bir ağaca dönmüştür. Tarihsel kopukluk yoluy­la, bir kuşak, önceki kuşaklardan ayrı düşmekte, tüm ba­şarılarını, değerlerini ve stoklarını yitirmektedir. O za­man, örneğin dört bin yıl önce köleliğe karşı, Karun ve Firavun düzenine, şirk düzenine karşı, en büyük başarıları elde etmiş ve İbrahimlerle, Musalarla, en büyük, en derin düşünsel ve insanî öğretilere sahip olmuş bulunan İslam’ın süreğenliği kopmakta ve İbrahim’in hareket ve kültüründen kopan kuşak, Peygamber’den önceki putpe­rest Arap cahillerine dönmektedir. Hatta Peygamber’in kendi kıyamı, çeşitli ülkelerde ve İslam’ın ruh, uygarlık ve tarihindeki onca büyük İslamî başarılar, birkaç yüz­yıldan sonra bütünüyle durmakta ve bu kültürden, hareket ve akımdan, mevhum ve kırık betimlemeler dışında birşey bilmeyen bir kuşak oluşmaktadır.

 

Tarih felsefesi anlamıyla tevhid, olaylar, hareketler ve erekler makasının kestiği şeyi bitiştirmeye çabala­maktadır. Tevhid, tüm insanlık tarihine kesintisiz, süre­ğen ve devingen bir birlik kazandırmakta ve tarih boyun­ca sadece tek bir din, tek bir cihad, tek bir gerçeklik ve tek bir insan bulunduğuna inanmakla her kuşağı, bu akıma çağlar, yüzyıllar ve çeşitli ülkeler boyunca bağlamakta­dır. İşte bu şekilde, tarihsel birlik ve bütünlük ve Âdem’den son zamana değin tek ve süreğen bir akımın olduğuna inanmak, her kuşağı, bir zincir halkası gibi ona bağlamakta, her bireyi sanki bütün insanlarla, bütün çağlarda yaşamış hale getirmektedir.

 

TEFRİKA

 

İnsanlar, tarih boyunca sürekli olarak, iktisadî, siyasi ve sınıfsal etkenler ile, ırkçılık, kavimcilik ve aynı şekilde bireysel egoizmler yoluyla birbirlerinden ayrılmışlar ve ayrılmaktadırlar; insan süreğen bir biçimde ta­rihte parça parça olmaktadır. Dolayısıyla beşerî tefrika, yaygın ve işler şekilde, çeşitli biçimler, bahaneler ve ad­lar -kavmiyet, mezhep, soy, sınır, doğa, iş, sınıf ve aile- al­tında insanlık tarihinde ve hayatında süregelmiştir. Tef­rika ve parçalanma, tek insan gövdesinin parça parça ol­ması demektir.

 

PARÇALAMA [TEB’İZ]

 

Parçalama da tefrika anlamına gelmektedir, fakat insan karşıtı tefrika insanın insanla ve bir insan kümesinin başka bir insan kümesiyle olan ilişkisini zulüm ve te­cavüze -yasal ve şer’i biçimde ya da hiçbir biçim olmaksı­zın- göre belirler.

 

Parçalama ise sürekli bütünsel iki şekilde, iktisadî bakımdan, sınıfın sınıfı, ulusun ulusu sömürmesi biçi­mindedir; ulus ulusu, sınıf sınıfı sömürmektedir... Siyasal bakımdan da zulmün bir ulusa egemen olma [istibdat] ve uluslara egemen olma [emperyalizm = imparatorluk] ça­basıdır.

 

Bu [parçalama] da insanlığın her zaman süren has­talığıdır, tarihe sürekli egemen olan sistemdir; adalet, özgürlükçülük, İslam, tevhid öğretisi ve İbrahim’in yolu, insanlık tarihi boyunca sürekli bir hareket biçiminde, egemen sistem karşısında yer almıştır.

 

Peygamber başını toprağa koyunca [vefat edince], kendisinin “Kara gecenin parçaları birbiri ardınca gelir­ler.” şeklinde tahmin ettiği gibi olur durum.

 

Kölelerin kurtarıcısı Musa susunca Harun düzeni -onun varisleri- gelir ve Firavun’un ve Bel’am’ın varisi olur.

 

Aynı şekilde, aşk, barış ve sevgi peygamberi İsa ölün­ce varisleri -kesişler- yeniden Sezar ve Kayser düzenini -olandan daha kötüsünü- onun adına sürdürürler ve sa­dece adlar değişir; Sezar’ın adı Papa, senatörün adı Kar­dinal olur vb...

 

Her peygamber ve önder ölünce, düşmanları, onun veliahtları olarak, düşmanlarının düzenini sürdürürler. Bu, tarihe egemen olan ‘düzen’dir, ötekisi ise tarihin hep mahkûm ‘hareket’idir.

 

DURAĞANLIK VE DEVİNİMSİZLİK

 

Bu konuyu tam olarak anlamak için ‘Muhammed Hâtem-i Peyamberân’ adlı kitapta yer alan ‘Ez Hicret tâ Vefat’ [Hicretten Ölüme Dek] başlıklı makaleye başvur­malısınız. Orada, toplumların sürekli olarak, tarihte toprakla bütünleştiklerini, insan bir yerde kaldığı sürece kabile, kavim, toplum ve hatta imparatorluk biçiminde durağanlaştığını, geleneksel çerçevelerde, kalıtsal tas­ma ve zincirlerde ve kalıplaşmış toplumsal sistemlerde donuklaştığını, hareketin öldüğünü, bu durumun ansız bir devrimin gelip onu harekete geçirinceye değin sürdü­ğünü toplumbilimsel açıdan ortaya koymuştum.

 

İnsanlık tarihinde, hicret kırbacı, geri, durağan ve devinimsiz kavimleri zaman çizgisinde, yeryüzünde ve donuklaşmış uykulu içlerde harekete geçirmiştir.

 

Dolayısıyla donukluk ve durağanlık her yerde görü­len sürekli bir hastalık olup büyük toplumları ve uygar­lıkları yok etmekte ya da bataklık gibi lığlaştırıp kokuş­turmaktadır. Yunan [uygarlığı], ülke-şehirlerin [cité-état] çerçevesi ve bunların sınırlı ve kapalı surları içinde donduğu için yok oldu ve Roma için kolay bir lokma duru­muna geldi. Roma da ülkeler alma ve fetihler grafiğinin ardından gücü ve sistemi sabitleşerek donuklaştı, dura­ğanlaştı ve öldü.

 

ZAMANA YABANCILAŞMA

 

Belirli bir zamanın, büyük bir insanî devinimin, kur­tuluş bağışlayıcı beşerî öğretinin gereksinimi olan bir hareket, çeşit çeşit iktisadî, siyasal ve düşünsel etkenler aracılığıyla gelenek haline gelmiş ve durağanlaşmıştır. Zaman devingen, ama geleneğin durağan olduğunu bi­liyoruz. Kalıtsal, olduğu yerde sayan ve tek düze bir top­lumsal gelenek haline gelen ve mutaassıp ve donuk bi­çimlerde donuklaşmış durumda kalan bir dinin, zorunlu olarak zamanla arası açılır. Çünkü zaman, sürekli devi­nimdir; oysa gelenek, değişmez ve tek düze donuk bir şekildir. Bu yüzden, bölgesel ve kalıtsal gelenekler şekli­ne gelmiş şeyin maskesini kendimiz kırmazsak, dinin ruhunu, hedefini ve hareketini bu donmuş kalıpların içinden kurtarmazsak, zaman kalıp, içerik, hak, batıl ta­nımaz, kükreyen bir sel gibi dur durak bilmeden duran, donmuş, yere yapışmış ne varsa kırıp yok edip geçer.

 

Bizse bu donuk kalıpların içinde, insanı şekillendi­ren en değerli öğeleri, gelişimimizi, iman sermayelerimi­zi yok ederek geçmişe yollayacağız; zaman da bunların üzerinden geçip gidecektir. Bugün, zamanın İslam kül­türünden, inançlarından ve onun en önemli değerlerin­den nasıl hızla uzaklaştığını görüyoruz ve biz hiçbir şey yapmıyoruz. Zamanın hareketiyle tanışık olan biz, bu ayrılığa, imanımızın geri kalışına ve zamanımızın ileri gidişine her gün tanık olmaktayız. Zamanda hareket edi­yoruz zorla; ileriye yöneliyoruz zorla, ama karanlıkta. Çünkü kervandan geriye kalan bir ateş gibi bıraktık İs­lam’ı, kalsın biz geçelim diye. Zamandaki bugünkü hareket böyledir. Yolun lambasını arkada, önceki durak­larda bıraktık ve gece vakti bilinmeze doğru hareket ha­lindeyiz. Zamandan ayrılış ve zamanın hareketi zorun­luluğu, bütün dinlerin, uygarlıkların, öğretilerin, dev­rimlerin ve hareketlerin hastalığıdır. Toplumdaki her öğreti, her hareket, her devinim ve her devrim, işte böyle­ce ölmektedir; zamandan ayrılmakla, zamanla birlikte gelmemekle.

 

Allah’ın İslam’ı koruduğu ve İslam’ın bize gereksinimi olmadığı doğrudur; çünkü bize gereksinimi olan bir İslam’ın ancak kendine yararı olur ama İslam’a gereksi­nimi olan biziz. Şu ne aptalca kaygısızlıktır ki İslam her elden gittiğinde huzur içinde ve hiç üzüntü duymadan şöyle denilmektedir; “Üzülme; Allah, İslam’ı kendisinin koruyacağını vadetmiştir. Kim dedi, İslam için tasalana­lım diye? Biz Müslümanlar için tasalanalım.” Senin bu kaygısızlığın şuna benzemektedir; Neyin varsa hırsız alıp götürür, yoksul, aç, muhtaç kalırsın. Ben de senin gönlünü alırım, paralara üzülme, hiç üzülme, para kay­bolmaz, karşılığı merkez bankasında saklıdır diye.



[1] Ben, Mevlana'ya saygı ve inanç duymakla -ki onu insanlık ta­rihinde büyük sanatçılar, bilginler, duyumlar ve ruhlar ara­sında beş altı kişiden biri olarak görüyorum- birlikte onun top­lum için zararlı olduğunu düşünüyorum. Hep Aynu'l Kudat ya da Mevlana gibi büyük arif ve işrakilerin yetenekli ve vefalı öğ­rencisi olmak istemişimdir. Upanişad ve Budha -ve benzerleri· gibi büyük ruhlarla olmak istemişimdir. Bunlar, ahlak, eğitim: arınma ve tezkiye öğretmeni olarak ruhu beslemektedirler. Fakat toplumun böyle bir yöneliş içinde olmasından hep kork· muşumdur. Çünkü kimi öğeler, toplum için zararlı, birey için yararlıdır; kimi zaman da birey için zararlı olan, toplum için yararlı olabilmektedir. İslam, her iki boyutun -toplum ve bire­yin çıkarları- çelişkisini ortadan kaldırdığı için benim için de­ğer taşımaktadır. Büyük İrfan -ki ruhu onarmaktadır- ile güçlü aklı -ki toplum ve uygarlığı kurar- birbirine katıp öyle yoğur­muştur ki sonradan çıkmış olan filozof ve kelamcılar olmasa bu iki boyutun birbirinden ayrılması olanaksızdır.

[2] Sisyphos: Yunan mitolojisinde kurnazlığın simgesi olan Korinthos kralı. Hadep’teki dev bir kayayı iterek tepenin doruğu­na çıkarmakla cezalandırılır. Ne var ki, kaya tam doruğa var­dığında yeniden aşağı yuvarlanır. Aynı olay, sonsuza dek sü­rüp gider. [Çev.]


         -        

 


Bu Yazı 3793 defa okunmuştur
 

 Bu haber için toplam 82 yorum yapılmıştır...

veysel menekşe 13-08-2009, 02:26:25
İsterdim ki" Ben - Biz " konusu işlenmeye,enine boyuna tartışılmaya ve şimdilik te olsa bir sonuca
bağlanmaya çalışılmış olsundu..Şeriati'nin birçok konuda son sözünü henüz söylemediğinden artık
-şimdi daha çok-eminim.Muharref nakiller, müzevir yorumcular ve el an mevcut dejenerik görünümler
üzerinden eleştirmek zorunda kalmasaydı ve/veya "salt muhalefet " zemini dışında konuşabilme
imkanına sahib olabilseydi; Geçmiş-an-gelecek arasında sıkışıp kalmış bu Devrimci Ruh'un "her so-
ruya cevap yetiştirmek zorunda olan" muzdarib feryadları yanısıra;"her sorunu kendi bağlamında sü-kunetle çözüme kavuşturan " mutmain ve mutlu terennümlerini de dinleyebilmiş olabilecektik..
Bütün devrimcilerin özelliğidir aşkla-arzu ve hırsla saldırmak.Bilirler ki böyle olmazlar sa devrim olacak
değildir.Ama bilmezler ki ve/veya bilmezden gelirler ki asla ve asla Eşkiya Dünyaya Hükümdar olacak
ta değildir..
Neden "Biz" (Halk) Eşkiya' yı pekseveriz de ;ağzıyla kuş tutsa sevmeyiz asla bir Hükümdar'ı ?..
Ve neden hemen her insanı cezbeder de bu iktidar; hiç ilgisini çekmez şu gönül sultanları da denen..
Melami Dervişlerin.Devrimci Sufiler' in.
Ve neden söylenegelmiş sözlerin en güzelini bizim öğretmenimiz söylemiştir
Veya şimdiye dek hiç söylenmemiş bir sözü bizim öğretmenimiz nutkeylemiştir.
Sanmaktayızdır.?
Sevgili Ali k!
Sen benim bu sözlerimi iyi sakla..
Ve sevgili Okur !..
Ve sevgili Dr. Mustafa Yılmaz !
Siz de öyle !
Bir yazıcım yok ve sadece size emanetim.
Wesselam!.
 
veysel menekşe 13-08-2009, 04:03:11
Müslüman arifler.Müslüman hekimler.Ehl-i Hikmet ve Ehl-i İrfan..Öğretmenimiz'in toplum için korktuğu
o yönelişe-o yöneliş ne ise- ; gerçekten sebeb olmuşlar mıdır?.
Ahlak,eğitim,arınma, tezkiye öğretmeni olarak sevip saydığı bu Ruh besleyici muarrifler toplum için ger-
çekten korkulacak ne söylemiş ne önermiş ve neyi yapmışlardır?Gerçek bir yaptırım güçleri de varmıy-
dı?BEN' in Ruh' unu besleyen ve fakat BİZ 'e zarar vermesinden korkulan bu tehlikeli yöneliş te neyin
nesi?Ben'i Biz'den koparan ve/veya kopardığı varsayılan bu ahlak-eğitim-arınma ve tezkiye nasıl bir
şeydir ki Ben'e ilaç olurken Biz'i hasta ediyor?Tevhidi Bütünlük nerede?Eğer bu yoksa bu övgüler ni-
ye?.Yoksa yine o kısır döngü mü: Birey ' in toplumun yüksek menfaatleri uğruna feda edilmesi..
Yani"Umur-u Devlet'in elden gitmemesi!" Öyle mi?.Demek ki aynı korkuyu Ak Şemseddin de yaşamış.
Öğretmenimiz'in bu hususta yalnız olmadığı da böylece anlaşılmış oluyor..
O halde BEN;
Ego Zindanı'ndan nasıl çıkacağım?
Tarih Zindanı'ndan nasıl çıkacağım?
Kültür Zindanı'ndan nasıl çıkacağım?
Üstelik;
"Tarihsel ve Kültürel Kopukluk Beşeri Belası"ından şikayet eden bir öğretmene rağmen!..
Nasıl başarabileceğim bunu?.
Şu tabir de tahlile muhtaç: "Biz'e - Ben'e muhtaç olmayan İslam!"
Ne demek şimdi bu?.
İnanılmaya ve tabi olunmaya gerek duymayan bir din,bir öğreti.
İnananlarından müstağni bir Allah ve bağlılarından münezzeh bir din!..
Ve l e z Zallin Amin!.
Neylesin şimdi ateist.Ne söylesin şimdi anarşist?!
 
veysel menekşe 13-08-2009, 05:02:51
Ben bir tarafta, ALLAH bir tarafta; Biz bir tarafta İSLAM bir tarafta değildir ki bir ihtiyaçlar hiyerarşisi
dolayımında fark'ın fark'a muhtaçlığından sözedebilme imkanımız olabilmiş olsun.
Yaratan ihtiyacına binaen yaratmamıştır ki yarattığına muhtaçlığı abesliğinden söz edilebilmiş olsun.
Yine hakeza;
Yaratılan'ın yaratılmaya ihtiyacı mı vardı ki biteviye bu ihtiyaç üzerinden başına başına kakılıp ,
Dek getirince de bir yular takılıp sırtına da bir semer ver Eşşekçi Enver'in eline mi olmaktadır yani?
Asıl Şirk Budur!.Ve öğretmenimiz de bunu gayet iyi bilmektedir.O halde niye?
"Zaman devingen,Gelenek durağan"diyor öğretmenimiz.Hayır ! Öyle değildir!
Bir önceki (Kısım 2) anlatısına yaptığım son yorumda( yayınlanamadı Ali k.hatırlar).
Tarih'le geleneğin bir ve aynı şey olmadığını söylemiştim.Yine söylüyorum. Israrla tekrar ediyorum.
Hatta büyük bir eminlik duygusu içeriminde iddia ediyorum ki;Zaman' ın devingenliği ;
Geleneğin devingenliği yanında adeta bir hiçtir.Zaman' ın bir iradesi yoktur. Oysa Geleneğin bir iradesi
Bir öngörüsü,Bir uzgörüsü ; geçmişi-anı-geleceği okuma yetisi ve bilgisi vardır.
Oysa Tarih; zamanla kayıtlıdır.Ya geçmişte mahpus bir mağrur ; Yahut an içinde yalancı bir mahcur;
Veya geleceğe kendini sipariş eden parası bol efsaneci bir düdükçü.
Parayı ver senin için de ötsün veya öttürsün bayım!..
Kültür.Hıh.Gelenek Kalpazanı.Gelenekçi avuntusu.Muhafazakar Dindar Afyonu.
Suyu akmayan sanat harikası şadırvan!Koynunda yat susuzluktan öl !..
 
veysel menekşe 13-08-2009, 06:18:27
Musa niçin susmaktadır?Veya susturulmaktadır.?
Ve gerçekten susmuş- susturulabilmiş midir?
Ali niçin Muhammed'in Harun'u gibidir?
Ve Niçin İsa'ya mecaz edilir Hüseyn?
Zeyneb niçin Hacer'e benzetilir ve Fatıma neden daima Meryem'le bir tutulur?.
Asiye Musa'nın Annesidir de;Ebu Talib üvey babası mı dır Muhammed'in?.
Bilal bir daha niçin dönmemiştir Medine'ye?.Selman'a niçin kız vermemiştir Kureyş?
İbn-i Mesud'un niçin kırılmıştır kemikleri?Kim'in sürgünüdür Ebu zer?Kimin kırgınıdır Fatıma?
Kimin yalnızı dır Ali?.Zeynel kimin emanetidir?Zeyd kimin şehididir?
Oniki imamlar kimlerin sürek avlarının masum ceylanlarıdırlar..Yalnız onlar mı masum dur bayım?
Biz de masumuz bayım!.Gelenek tümüyle masumdur bayım!...
.....
Bu bağlamda ; Aşere-i Mübeşşere bizim neyimiz olur bayım?
Korkmayın söyleyin!.Öğretmenimiz hiç korkmamıştı bayım!.
Onlar da hiç korkmamışlardı..
Ahmed,Malik,EbuHanife,Şafi,Muhtar,Hallac,Cüneyd,Muhuddin,Mevlana,Şems,Yesevi,Bektaş Veli,
Hasan Sabbah, Yunus,Sarı Saltuk,İlyas, İshak,Bedreddin,Bayram Veli,Seyyid Nesimi,Şah Hatayi...
Ve daha niceleri.. Ben benim coğrafyam üzerinden yad edebiliyorum..Kimbilir hangi uzak illerde kim
bilir daha nicelerimiz..Ben olarak biz kalarak ve O'nunla O'na doğru.Molla Kasımlar' a rağmen!.
Pir Sultanlar Dergahından hiç ırmadık biz..Fatıma Ocağından ,Ali Bucağından..
Muhammed Kucağından hiç ayrılmadık biz..
Münzevi de olmadık müzevir de..
Öğretmenimiz Anadolu'yu pek tanımıyor galiba!..
Wesselam!..








1
 
veysel menekşe 13-08-2009, 07:25:20
Osmanlı ' nın BİZ ' e yaptıklarını bilseydi Sevgili Öğretmenimiz Safevi 'ye rahmet okurdu herhalde.
Safevi popülist davranmıştır evet!
Safevi halk ' a yağ çekmiştir evet!.
Ve fakat halka kılıç bari çekmemiştir Safevi..
Bugün hala biraz BİZ varsa İranda - Turanda -Horasanda.
Safeviler sayesindedir.Biz nankör değiliz..İyilikleri de unutmayız bayım
..
Bir söz yüzünden.O söz yüzünden öldürüldük öyle mi ?
Yalan!
Allah 'ın şanına şöhretine halel getiren bir "söz" etmişiz de.
Allah'ı o "söz" lekesinden pak etmek te.
Şanlı şöhretli hanlara, padişahlara, sultanlara kalmış öyle mi?
Vallahi yalan !
..
"Halife Kureyş'ten dir.HAK Kureyş'indir."
"Ensar olmasaydı yanmıştınız.HAK Ensarındır.Halife Ensardan olsa gerektir."
"Ne münasebet efendim?.Muhacir durukene kimin haddine?HAK Muhacirde olsa gerektir"
"Olur mu canım? Biz Ben-i Haşimiz!.Peygamber bizim aşiretten çıktığına göre HAK bizimdir!.."
"Yaa!..Ben-i Ümeyye İki kere damat olmuşkene biz de akrabayız.HAK Ben- i Ümeyye'nindir."
"Hele helee !.Ben-i Abbas neci lan!?.Amcası değilmiyiz!?.HAK Ben-i Abbas' ındır!."
"Hak Ehl-i Beyt' indir!.Fatıma'nın çocuklarınındır..Dolayısıyla hak Ben-i Fatıma'nındır!."
"Ayşe de ev halkındandır..O halde HAK Ben-i Hafsa'nın da olması lazım gelür!"
"Şey..Bi dakka !.Pardon !.Ben Ebu Zer! Bi şey diyebilir miyim?"
"Sus lan baldırıcıblak! Sen de kimsin? Defol şurdan!."
..
"ASıl siz defolun laaann!..HAK benim laann!.
"ENEL HAK !. ENEL HAKK! ulaann!"
..
Hepsi bu .
Wesselam!.
 
veysel menekşe 13-08-2009, 10:35:38
Kendine yabancılaşan (alinasyon) Hallac değildir.
Muhammed misyonunu, Ali nosyonunu unutup,kendi nasion (nation)larını Ben'e - Biz'e karşı "Din"
olarak dayatanlardır kendine yabancılaşanlar.. Hicret'ten kırk yıl; Refik-i Ala'ya visalden otuz yıl sonra
Ehl-i Beyt'ten kala kala iki kişi sağ kalabilmiştir.Hacer yalnızlığında bir gencecik kız; İsmail masumiye-
tinde hasta bir çocuk! Onlar da çok yaşamamışlardır..Bir gün yüzü de görmemişlerdir..
Baba katilinin sarayında ne gördüler se o !.
Otuz kırk yıl içinde hafızasını yitiren(!)nakisin bir zihin ve yine aynı süre zarfında kime yar olduğunu ha-
tırlamayan marikin bir gönül.
"Enel HAK" diyen yabancılaşıyor; "Ene Ene!"diye böğüren kendinde kalıyor öyle mi?.
Bunda bi terslik yok mudur ey muallim Ali' nin muallem oğulları!..
Bunda bir yanlışlık yok mudur?.
Zillullahi fil alem akıllı ve kendinde BİZ.!
Fi sebilullahi enel HAK kendine yabancı -BİZ DEN ayrıksı öteki.
Öyle mi?
Hallac kendini araba zanneden deli; İbn-i Teymiye de kendini akıllı zanneden hurdacı!,,
Öyle mi?
İbn-i Teymiye Moğollar'a karşı savaşmış;Ehl- i Hak'ta çelme takmış öyle mi?..
Eh!. İslam Fıkhı kurtulmuştur nasılsa..Müslümanlar yaşamasalar da olur artık.
İslam' ın kime ne ihtiyacı vardır ki?
Bu kurtulan fıkıh ta kurtulamamıştır nihayetinde kendini katletmekten.
Molla Kasımlara da kalmamıştır bu dünya!
Neo Selefi Sun' i teneffüslerle de dirilecek değildir yeniden.
Vehhabi üfürüşler de can veremiyecektir Molla Kasım Hazretlerine.
Wesselam!...
 
veysel menekşe 13-08-2009, 11:12:20
Bu iki boyutu (Ruh £ Akıl) birbirinden ayıranlar da filozof ve kelamcılar olmamıştır..
Filozof fistanı giydirilen ve Kelamcı kaftanına büründürülen ve öylece saraya iç güveysi alınan kiralık
damatlardır bu ayrımı yapıp milleti birbirine düşüren..
Hayret!. Ben bu satırlarda "İnsan'ın Dört Zindanı" nın muharriri muallimimi göremiyorum..
Acaba hangisi önce ve hangisi sonra yazılmış..Soruşturmak gerek.
Ne zamandan beri medeniyet tutkunu olmuştur benim öğretmenim?
Kevir Susuzu ;Kariz Uykusuzu Ebuzer'm, Ali'm nerede benim?
Piramitler dibinde medeniyet kurbanı köleler için inleyen - ağlayan Spartaküs'üm nerde benim?
"Birey için faydalı olan toplum için zararlı olabilir;Toplum için faydalı olabilen birey için zararlı olabilir!"
Diyen bu ikircikli ses te kimin sesi.?.
Bu ses benim sesim mi?
Bu ses bizim sesimiz mi?
Bilemiyorum.. Emin değilim..Bütünüyle kuşkudayım.
Yetiş ya Ali k.
Saygıdeğer Veysel'in medeniyet kurbanı olmadan; bir daha "lan" bir daha "eşşek herif "olmadan..
Yetiş ya Sevgili Ali k. yetiş!..
......
Yoruldum!..
Uyumam gerek !.
Görüşmek üzere....Wesselam!..
......
 
veysel menekşe 14-08-2009, 00:31:42
Sevgili Ali k. !
Gerçekten ne dediğimi anlamıyor musun yoksa tecahül - i arif eyleyüp .
Beni habire ha konuşturmaya mı çalışıyorsun.?
Bölgesel kazanımdan filan söz eden de kim?
Kur' an' ın ve İslam'ın evrensel iletisi ve öğretisi Devr-i Ademde ne idiyse bu gün de o dur.
Muhatabı da değişmemiştir.
Etnik kimliklerde lokalize olup milileşmeyi reddeddiği gibi.
İtibari kimliklerde bloke edilip üniterleşmeyi de makbul görmeyen .
Evrensel bir asli gelenekten söz ediyorum ben.
Dini kimlikler formatif kimliklerdir ve el asl(norm) ile ilgileri itibariyle ancak muteberdirler..
Her insan'ın (Her Ben' in) yüreğinde uyuyan bir güzel (vahy) vardır.
Resuller' in, nebilerin görevi o güzeli uyandırmaktan ibarettir..
Gerisi kendiliğinden gelir. Cümle canlar uyanır bir olur ve BİZ' e evrilir.
BEN ; BİZ' de yok oluyor da değildir.
Benler Biz de tevhid oluyordur.
Kesretten Vahdet'e evrilip; Ebruli oluyor dur..Gurbetten Sılaya rücu edip; muradına eriyordur.
Bu durum; tek tek her Ben 'in kendi algısı dolayımında şekillenen ve ; yapay- sun' i -bir biçimde;
Kültürel bir unıform olarak YALANCI BİZ' e refüze edilen KARŞI DİN ' i alaşağı eden essah
ed DİN' in tecessümünü resmetmek anlamına da gelir..
Allah; Din(biz) Faşizmin den müstağni olduğu gibi; Ate (ben) nihilizminden de münezzehtir..
Bizim de öyle olmamızı istiyor.
"Onlar dinde kardeşiniz değilseler bile Ademiyette kardeşinizdir!." İmam Ali..
Ali' nin savaşımı din savaşımı değil di.
İnsan adına bir savaşımdı...
 
veysel menekşe 14-08-2009, 01:32:54
Tanrı; Evreni Evrenden aşkın olarak kuşatır ...er RAHMAN......"el KAYYUM
Evreni de ; evren de içkin olarak yaşatır..er RAHİYM.................."el HAYY
Bu aklı aşan bir durum olarak lisan ile tasvir edilemez..O,bundan müstağni dir.
Kalbi içeren bir durum olarak ta ancak hissedilebilir.Anlatılamaz..O bundan münezzehtir..
"Aklın durduğu" ; " Ruh' un daraldığı" bir sınır vardır..Bir had - hudud vardır.
Metafizik spekülasyonlarla O'nu idrak edebilmemiz mümkün değildir.
"Ne aynı dır ne gayrıdır" denmiştir ve bundan ötesine gidilmemiştir.
Ehl -i İrfan da , Ehl-i Hikmet te böyle demekle isabet etmiştir.
Biz ancak fiil leriyle(eylemleriyle) tanıyabiliriz O'nu..
Eylemlerimizle de O'na katılabiliriz ancak..
O'ndan..O'nunla ve O'na doğru.
İşte bu BİZ halidir.
Katılmayabiliriz de.
Ayrı..Ayrıksı.. ve Meçhule doğru..
İşte bu da yalancı Ben halidir.
"Ey İnsan seni Rabbine karşı nedir aldatan?"
......
Nebiler ve Resuller aynı misyon' un farklı vizyonlarıdırlar..Aralarında ayrılık gayrılık yoktur.
Hiyerarşi' nin katmanlarından birer katman değildirler.
En tepede Muhammed ; en aşağıda Adem oturuyor değildirler.
Rütbelerine göre birbirlerinin efendileri değil; Kardeşleridirler..
Varisleri de onların kardeşleridirler.
Böylece bütün mü' minler ve insanlar da kardeştirler.Yeter ki benliklerini biz eyleyebilmiş olsunlar..
Kur'an ve Risalet açılımı donmaz .Bu bir tarih okuyuşu değildir..
Geleneğin kadim ve ebedi yürüyüşüdür.( H.Cibran...Kör Şair.)
Tamam değil ve ben
 
veysel menekşe 14-08-2009, 02:17:01
Tamam değil ve ben henüz öyle değilim.
Hazır bir yoldayım ve şimdilik yol taşıyor ben' i
Oysa benim yol' u taşımam gerek.
Yükmüyüm yüklümüyüm belli değil henüz.
Bu fıkhi bir mesele değildir.Kelami . Felsefi , Tasavvufi ve İdeolojik bir mesele de değildir..
Tamamını içeren ve kuşatan İrfani bir meseledir.
Ve biz ah!.İrfandan ne kadar uzaktayız ve bir tüketici olarak ne kadar da yakınız O'na.
Hayatın To Be Contıniude olmadığını söylemiştim galiba. Bundan ne anladın bilmiyorum..
Hayat bir an bile beklemez.Nerde kaldı bir hafta beklemiş olsun.
Seyirciye göre senaryoyu da değiştirip duruyor değildir Tanrı..
Zaten senaryo yazıyor da değildir Tanrı.
Her ben kendi senaryosunu kendisi yazar ve her kes kendi oyununu oynar.
Reblikleri tanrısal (bizsel) olursa ve Tanrı beğenir se ne ala..
Yoksa yanar gider gülüm keten helva.
Pişmaniye olma ihtimali de cabası.
Gerçekçi olarak nasıl coşulur henüz bilmiyorum.
Bağlantı falan kurmuyorum zaten bağlı.
Bu bağlılığı görünce de coşuveriyorum işte.
N'apiyim elimde değil.
Romen damarım tutuveriyor bu canlı bağlantıları görüverince.
Mesela Chavez' le Ahmed- i Nejat kucaklaştığı zaman;
Kave' nin orta yerinde şakkır şakkır göbek attığımı ve kaveci milletinin de .
Gerçekçi olmayan bir coşkuyla bana tempo tuttuğunu hatırlıyorum.
Bush'a ayakkabı fırlatlınca, işbu kere de ev de aynı şeyi yaptıydıım.
Hanım da ilk defa bana katılmış ;O dahi aynen çifte telli oluvermişti.
Bütünüyle bağlantılıyız bayım!
Hem de capcanlı.
Wesselam!..
 
veysel menekşe 15-08-2009, 00:47:11
Bu durumda Kur' an ' ı ; "Evren ve Tüm Zamanlar bakımından hiç bir yere yerleştirmeyeceğiz.
Zaten yerli yerinde ait olduğu yerdedir.Ait olduğu yerden koparıldığı için resuller gelmekte nebiler
gönderilmektedir.Fıtrat; yabancısı (garibi) olduğu Dünya Gurbetinde kendini sınamaktadır.Yalnız da
değildir.O'na şahdamarından daha yakın bir "refik-i ala"sı vardır.Meğer ki farkede..
Furkan dahi bu farkın farkında kılmak için Furkandır..Alem' in maksudu birdir amma rivayet muhteliftir.
Ol sebebten naşi ihtilaf çıkmakta ve bil ahireh bu ihtilaflar rahmete değil töhmete kalbolmaktadır.
Böylece tefrika zuhur etmekte ve fıtrat zaten gurbette iken; gurbet içinde gurbete gark olmaktadır..
Herkes kendi yalancı ben' i ni essah zannetmekte ve böylece zan üzere bina edilmiş yalancı dinler
inşa edilmiş olmaktadır..Sonuçta BEN' i BİZ ' DEN koparan bir süreçler manzumesine evrilen insan-
lık insanlığından çıkıvermektedir.
Bu durumda asl' a rücu dan başka çıkar yol kalmamaktadır..Aslını unutan insana da; ancak aslına uy-
gun bir davet(ses) ve yine aslına uygun bir ülfet(nefes) lazım gelmektedir..Risalet,Nübüvvet,Velayet ve İmamet bu mana da düşünülmeli ve yorumlanmalıdır..Korunmamış bir davet ve korunmamış bir
davetçi tasavvur edilemez.".Himmet'e muhtaç dede; gayrıya himmet ede!?*darb-ı misali de bu reel
duruma işaret etmek için serdedilmiş olsa gerektir.
 
veysel menekşe 15-08-2009, 01:30:53
Asl' a Rücu; rica'cı' nın nefsinde safi fıtrat olarak tecelli etmedikçe ve bu tecelli vakıa(konjonktür) için-
de "en güzel örneklik" olarak tecessüm etmedikçe(taayyün-tebeyyün-tebellür ve tebellüğ) ricacı' nın
ricası havada kalacak; insan bu ricacı'ya kesinlikle kulak tıkayacaktır.
Allah' ın gaybi yardımından mahrum her davet ve davetçi önünde sonunda hüsrana uğrayacaktır.
Görmezmisin ki öğretmenimizin sesi , öğretmenimizin nefesi; Yeryüzü'nün her bölgesinde; Fıtratının se-
sine muntazır her insan teki ' nin kulağında hala çınlayıp durmaktadır.Sartre ' yi bile mest eden bir ses.
Daha ne diyeyim?
Fıtrat' ına halel getirmemiş ve /veya her fırsatta o' na yönelmeyi ganimet bilmiş her mü' min insan;
masumdur sevgili Ali k.!Masumiyet anadan doğma günahsız - hatasız yaratılmış ; nefsi olmayan bir
başka insan türüne işaret bir kavram değildir.A.Şeriati bunu çok güzel izah etmektedir.Bu yüzden de
çok tenkid edilmiş ve horlanmıştır.Oysa kitabın tam da orta yerinden konuşmuştu işte.
İsm-et; Masumiyet; İSM köküne raci ve öylece mülaki dir.Fıtrat ;Allah' ın (c.c) 99 ismiyle müzeyyen ve
mücehhezdir.Yüzlerine bakıldıklarında Allah'ın hatırlandığı insanlar işte bu insanlardır sevgili Ali k. !
Açıkçası Onlar kalblerinde Allah olan ve kalblerinde ondan gayrısına zerre meyil bulunmayan insanlar-
dır.Kalbinde Allah olsun da masum olmasın?Mümkün değildir ve sayıları da şu kadar bu kadarla da
sınırlı değildir.
Kamil İnsan (Total Homme).olabilen ; bulunan insandır da... Wesselam!
 
veysel menekşe 15-08-2009, 03:11:42
Hergün hersaat konuşsam yorulmam.Meğer ki söz konusu öğretmenim olmuş olsun.Her satırına kırk
yorum yazsam yine yorulmam.Meğer ki yorulan öğretmenim olmuş olsun.Benim korkum okur kardeşler
den yanadır.Sıkmış bezdirmiş olabilirim.Terecinin terecisi konumuna düşmüş olabilirim.Saçma sapan
konuşuyor algısına sebebiyet vermiş olabilirim.Bilgiçlik taslıyor ithamını haketmiş olabilirim.Etem karde-
şin dediği gibi"bu da kim?" dedirtmiş olabilirim.Mülahazasında fayda görülmeyen mülahazalar serd-
etmiş olabilirim.
Vefakat kardeşler!İşimgücüm olmadığı için yazıyor-konuşuyor değilim. A.Şeriati deyincek akan su-
larım durur benim.Kendimi alamam.Konuşurum.Keşki siz de konuşsanız.Benden dahaçok konuşsa-
nız.Şu makaleye-makalelere yüz yorum; beşyüz yorum yazılsa keşki.Herkes Cübbeli Amed yazısına ü-
şüşmüş.Dövmeyi çokseviyoruz.Bulmazsak dövecek adam arıyoruz.Sevmeyi de sevmeliyiz oysa.
Şu siteyi kuranlardan Hak razı olsun.Emekleri geçenlerin masumiyetlerine de halel getirmesin Hallak-ı
Alem !Dergi de çıkarılacakmış Çıkarılsın.Ve fakat daha önemli bir şey yapılsın.Ali Şeriati Vakfı;
Ali Şeriati Enstitü'sü kurulsun.Buralarda izin vermezlerse;gidilsin Küba'da ,Latin Amerikalarda kurul-
sun.Afrikalarda;Burkino Faso' larda kurulsun.Kimsenin kızından aşağı kalınmasın.
Herdilden sevenleri biraraya gelsin.Her ülkenin insansever aydınlarına her vesileyle mektuplar yazılsın.Vurulduğu yer vurulduğu gün güllerle donatılsın.O gül daima kanatılsın ve O gönül daima
anlatılsın.Wesselam !...
 
ali k 17-08-2009, 10:45:41
veysel,
söylediklerine ve hedeflerine yüzde yüz katılıyorum....
yazdıkların yalnız
farklı ve görülmemiş
belki hiç görülmemiş
son 20-30 yıldır görülmemiş kanaatler taşıyor...
allahın çehresinin göründüğü insanlar
farklı bir bütünlük üzre değillermidir....
her bir coğrafyanın
taoizm,budizm,marksizm,hıristiyanlık v.s
temel kültürleriyle hayatiyet bulan insanlardır....
islam fıkhı sorunlaşıyor......
hayır..hayır..
vallahi seni değil....
hedef aldığım...
bir kurulan paradiğmanın sorunları ....
bende aynı şeyleri düşünüyorum....
ancak muhammedi ben ile
gueveracı
robin hoodcu benlik aynımıdır....
tanrı ile halk bir ve aynımıdır....
veysel,
sen bu çözümlemelerin islam itikadı çerçevesinde..
hıristiyan-musevi-marksist-demokratik fıkhın içeriği ve yaptırımı çok farklıdır....
birbiriyle çatışan doğruları vardır...
mesela oruç konusunda birbirlerini bitirirler.....
senin dediğinden şöyle çıkıyor...
marksizm-hıristiyanlık-islam v.s
birbirinden farklıdır...
ibadet ve hukukuda farklıdır....
ancak çok hukukluluk bazında insanca-demokratik zeminde bir arada olabilirler...
öylemi?
 
ali k 17-08-2009, 11:03:09
veysel,
aziz kardeşim
dediklerin özgürlük planında tutmaz....
ancak ahlaki özgürlük kayıtlamaların var.
marksizmi-varoluşculuğuda
hedeflerinden söküp
aynen-hıristiyanlık-budizm v.s ile yaptıgımız gibi islamın temel kaidelerine uydurup
bir din felsefesi yapıyorsun....
aslolan Allahtr...diyorsun....
Allah her yeri sarmıştır diyorsun...
ama onlar öyle demiyor....
onların kıstasları çok farklı veysel....
senin dediğin şekilde
tüm fıkıhlara savaş açmak lazım....
ahlakta göreceli olur...
realitede ortadoks bir fıkha mahkumsun.....
 
ali k 17-08-2009, 11:10:11
haaa tamam şöyle diyorsun doğrudur...
saydıgım devrimci-ahlaki-halkçı insanlar
tek bir doğru olan islami ademiyyetin içine çekilmelidir...
bütünlükleri bozulmalıdır...
çözülmelidir....
 
ali k 17-08-2009, 11:23:54
veysel şöyle bir metodolojin varsa ,oda tutarlıdır...
peygamberler ve kimi din önderlerinin kastı ayrıdır....
bunu bilinçli bir insan-tekamül felsefesiyle yapmışlardır....
büyük ideoloğ ve düşünürlerinde kastı sanılan gibi değildir...
yeni bir insan-tarih felsefesi kurmak gereklidir...
kastın bumudur?
 
ali k 17-08-2009, 11:59:01
hasan sabbahla ahmet yeseviyi nasıl aynı bağlamda değerlendiriyorsun veysel
biri devletçi
birisi tam muhalif....
tunceli aleviliği
hacıbektaş aleviligi
veya anadolu ehli sünnet yorumu
mesela şevket eygi
yav,hepinizde haklısınızmı diyorsun..
 
ali k 17-08-2009, 13:33:10
veysel ,
şunumu demek istiyorsun;
farklı baglamları olmakla birlikte
ali nin,huseynin çıkışı
şeyh bedrettin hareketi
pir sultan hareketi
anadolu kurtuluş hareketi
çerkes direnişi
bosna mücaddelesi
halk kurtuluş hareketleri aynıdır ve bağlamı birdirmi demek istiyorsun
bunun sınırı nedir?
protestanlık,marksist halkçılık,laik halkçılık buna girermi*
milliyetçiliginde hak yorumu yapılabilirmi?
YAZDA ,BEN İZAHATTA BULUNAYIM...
 
ali k 17-08-2009, 15:12:31
veysel,
çok hoş yazıp düşünüyorsunda
dediğim gibi
kuranın fıkhi yorumu
evlilik,
oruç
v.s gibi konular var...
yunanyahut sosyalist özgürlükçülerle çok büyük farklar var...
serbest cinsellik yorumcularıda zincirleri kırmaya çalışıyor....
REEL OLARAK BU FIKHI GÖZARDI EDEMEZSİN
veysel,

dedigin gibi kaliteli insanlar ama,
içki onlar için sorun degil...
veysel,bunları es geçemezsin....
şöyle de;
ben islam fıkhına sadakatle baglıyım
ancak bunları hesaba katarak felsefe yapıyorum....

 
veysel menekşe 18-08-2009, 05:04:35
Dr.Yılmaz'ın tavsiyesine uyup bir alışkanlığımı daha terkediyorum.
Son bölümden başa doğru anlatmaya başlıyorum sevgili Ali k..İyi dinle ve iyi sakla..Tekrar ediyorum.
Bir yazıcım yok ve bütünüyle size emanet yazıyorum.Nüshasız ve seslenilensiz .Henüz ben ve Biz'siz!
..
Ben; ..İslam'a sadakatle bağlıyım.
Herhangi bir fıkh'a sadakatle bağlı olabilmem için;
O fıkhın da İslam'a sadakatle bağlı olması gerekir.
İnsan' a rağmen ve insan düşmanı bir fıkh;
İslam' a rağmen ve İslam 'a düşman da bir fıkh tır.
Kasitun,Nakisin ve Marikin' e açılan savaşlar;" Onların Fıkh'ına" da açılan savaşlardır..
.
İslam Fıkh' ı; Ben-i Sakife' den ve bilahireh Cemel, Sıffin, Nehrevan ve Kerbela' dan sonra..
Ve yine bilahireh Gaybubiyet ve İbn-i Teymiyyeden sonra .
Gelenekten kopmuştur.. İnsan'dan da kopmuştur.
Tarih olmuştur.
Bu tarih kutsanmış ve kılına halel gelmesin diye de ;
Ya çerçevelenip duvara asılmış yahut naftalinlenip çeyiz sandığına konulmuştur.
Fakat kızın evde kaldığı görülünce;yabancı damatlara kaçmasına da göz yumulmuştur.
Bu izdivaçlar; İslami Kült (-ür-ler) doğurmuştur.
Eli ayağı çolak; gövdesi küt bir kült.
Kült -ablalarını doldurup boşaltmamız boşuna değil sevgili Ali k. !
Öğretmenimiz altı paket 57 ; Ben- Deniz üç paket en ucuzu hangisiyse o !
..
Bizim Fıkh'ımız hık mık etmez insan karşısında.İnsan için vardır.
Ve aynen selam durur ve hizmet eyler insana bizim fıkhımız.
Onlar sa fıkhlarına selam duruyorlar.
Bu dur farkımız.

 
veysel menekşe 18-08-2009, 06:06:32
-- Sen kimsin ?..Tanıyamadım !.
-- Filanca' nın Cariye' si !... Efendim!..
--Bu ne bu ?!
--Hicab...Tesettür !.. Efendim !.
-- Çabbukk tiz çıkar onuu !!!..
-- ??...
--Bak hala bakınıyo!..Kime diyorum heeey !.. Cariyeeee!..
................
Sen cariye olsaydın ne yapardın sevgili Ali k. ?. Yahut burnu delik bir köle olsan ne yapardın ?.
Halifelik filan mı umardın yoksa böyle bir fıkh' tan ?.
Yoksa bir başka fıkh'a mı sığınırdın ?.
Ali Evi ' ne ; Fatıma Ocağı' na ; Muhammed Kucağı'na mı sığınırdın yoksa ?!.
Korkma konuş ey Ali k.!.Yahut bırak ben konuşayım..Coştuk ça coşayım ve..
Gidip kuyu başlarına ben de boşanayım ya Ali k.. Canım kardeşim benim..Adına qurban olduğum !.
.....
-- Allah' ın giydirdiği Hilafet Gömleği ' ni ben Çıkaramam !...
Ne güzel ?.
Beşli çete böylece salt hilafeti değil ;Allah ' lığı da kimseye kaptırmamış oluyor..
İsyancılar da Allah Düşmanları ' dırlar bittabii..
Hallac ta kim miş ?!.."Enel Hak" Bizzat Ulu Hakan' ın kendisidir ve...
Şirk' ten de nefret etmektedir bu Ulu Hakan !.
--- Katli caiz dir Hallac' ın..İnsan' ın..
Böyle buyurmuştur Fakih !.... Gölge' nin Sesi..
.......
Heteredoks olma pahasına vazgeçmemişlerdir kendilerinden.Can pahasına Can Kalmışlardır.
Kıymamışlardır bir Can' a bile...
Ol Can' ın hatriyçün.!
Hay Can ' ım Hayy!..
..
Fazlurrahman' lar da boşa çırpınmıyorlar ya Ali K.!.
Onlar da kelam cephemizden "Hu !" çekmektedirler.
İnsan cephaneliklerimize..
Her şeye rağme
 
veysel menekşe 18-08-2009, 07:13:11
Fıkh' a devam..
Farklar ve/veya farklı gibi görünen duruşlar.
Norm' un namusunu haleldar etmiyor sa; El Asl' a ihanet kastı taşımıyorsa..
Bana düşen;
Ben' i anlatmak üzre BİZ ' e davet etmek olacaktır.
Bengisuyundan bihaber kes'e; arpasuyunun nesini zemmedeceğim?.Bırak içsin..
Ta ki bengisuyumuzu ikram edene kadar.
Tadına erer se bengisuyu' muzun.
Bırak içkiyi; Suyu bile üfleyerek içer .
Şevket Eygi oluyum kine.!
..
İnsan kanı içenler, İnsan teri emenler, İnsan iliği sömürenler ...
"Müslümanım elhamdülillah!" aramızda cirit atıp top oynar dururkene..
Ne diyeceğim ben Yunanlı İnsan Kardeşim'e ve ne söyleyeceğim Sosyalist Özgürlükçü Haldaş' ıma.
İçkiyi bırak oruç tut imam nikahı kıy ve benimle beraber papaza söv mü diyeceğim?
Önce İmam' a sövelim der se n'olcek ?
..
Müsademe sonrası Zapata tekila içer se; Ben de çayınan gahve içiveririm..N'olmuş yani?.
Üzüm Üzüm' e bakarak;
Her zaman kararmaz..
Bazen de sararıverir.
İçkiye sğınmaktan yeğin bir sığınaksam içkiyi ne'tsin Zapata.?
Afyon' u ne'tsin Haş-Haşin(Kızgın Yürek)?.
..
Cinsel özgürlüğe gelince..
Ev nezaret haneye; Evlilik te hapishane 'ye dönüşmüşse..
Nikahları da Katolik Nikahıysa birde (m aaz Allah!)
N'apsın gariban?
..
Fıtrat' a rağmen fıkh olmaz Ali k.
Olur sa da böyl'olur işte.
Fıkh adına fıtrat'ın ırzına geçip;
Sonra da namus bekçisi kesilmek neyin nesi dir Ali k.
Bu durumda "Vurun Kahpe' ye !" diye çğlıklar atanın.
Kendisi Kahpe dir.
....
Kesinlikle.!
 
veysel menekşe 18-08-2009, 08:16:58
İnsan' ı es geçen' i ben de es geçerim.
"Umur-u Devlet elden gider !" miş.
Gider se gitsin anasını satiym. Bana ne ?
Umurunda olmadığım ; umurum olamaz..
Çok kandırdılar. Bir daha kanmayız.
Abdallığımızın da bir sınırı var. Aptal değiliz.
Kastro' nun fıkhı beni adam yerine koyuyor ciddiye alıyor ve sevmeye çalışıyor sa oraya giderim.
Necaşi Müslüman değildi (!) belki ama; Müslümanlar O'na hicret ettiler.
Yani olabildiğince mevcut BİZ'e hicret ettiler..
Bizden birileri bizden birileri ile karşılaşınca da..
Biz Biz e oturup halleştiler.
Kelimeleri özenle seçiyorum Ali k... Rast gele değil.
Halleşmekle Yoldaş olmak aynı şeyler değildir.
Yoldaş olmamak; Haldaş olmamıza mani değildir.
Farklı konjonktür'ler de yaşıyor olabiliriz.
Formlarımız farklılaşmış; farklılaştırılmış olabilir.
Uniform olarak hasımlaştırılmış ta olabiliriz.
Fakat ilk NORM al karşılaşmada.
Kesin tanırız birbirimizi.
Herşeye rağmen NORM al kalabilmeyi başarabilmişsek tabii ki.
......
Farklı bir bütünlük içinde görünmeleri arizi bir durumdur.
Arızayı bulup gidermek te bizim işimizdir.
Molla Kasımlar'ın değil.
Onlara kalsa herşey yolunda ve işler tıkırındadadır.
Fakat Kazak Abdal ' ımız herşeyin farkındadır.
Bu yüzden unutulmamış ve unutturulmamıştır.
Söz de korunur sevgili Ali k. Canım ciğerim benim. Söz de korunur.
Meğer ki söz ola ve meğer ki ağulu aşı...
Yağ ile bal ede bir söz !.
Vay babam vay!...
......
Hayyy!..
Ya Huu!..
...
Wesselam!
...
(Sürecek)
 
veysel menekşe 18-08-2009, 09:45:12
Fıkh' a dair son sözler.
İslam Fıkh' ı ne zaman var olabildi de; O'na sadakatle bağlı kalmış olabilelim?
Olabildiğince var edilebilen fıkhın bile hakkına riayet etmediler.
Halkımızın hafızasında hala" kara kaplı bir kitap"tır fıkhları ya Ali k.!
Kar lakab' lı ve halen kar' la kaplı BİZ' im fıkhımız sa..
Kardelenlerini uyutuyor umutla düşlediği İlkbaharlarının koynunda ya Ali k.!
Ben' imiz uyuyor çırılçıplak ve karlar altında ya Ali k.
Yalancı Benleri' y se caka satıyor takva libası zannettikleri..
Mütekebbir Uniformalar içinde.
..
O üniforma içinde İnsan yok!
O insanda da uniforma !.
Mevlana da boşa sallamamıştır ya Ali k.!
Mevlana da boşa sallamamıştır..
..
Hakiki - essah- Fakih faka basmaz.
Fakir fukara hakkını fal okları açar gibi Fıkhederek.
Zenbilli ' nin zeyline zeyn eylemez hakiki-essah- fakih .
Nice Zeydler' i bir hilaf uğruna helak etmiştir bu güya fakihler bilir misin ya Zeydi?.
Bilir misin ha?!.
Elbet bilirsin..
Al sana bir ipucu.Bir karine.Bir kaide-i Fıkh.Veysel Veli -essah deli - Fıkhı' dır. Sahib çık.Zayi etme.
NORMAL leştiren ne varsa iyidir.
A- NORMAL leştiren ne varsa da kötü.
Savaş- Barış farketmez.
..
Kokuşturan barış' a da lanet olsun;
Tokuşturan savaş' a da..
Nemelazımcılaştıran( boşverici) Hoşgörü' ye de lanet olsun;
İnsankıyıcılaştıran (Leş - keri ci) Horgörüye de
..
Ve yaşasın berhudar olsun hem ne muradı varsa ersin acil muradına .
Muradı insan olan nerde bir fıkh varsa!
Ya Ali k!
Wesselam!.
 
veysel menekşe 18-08-2009, 17:03:51
Muharref bilgi üzerine muarrif yorum yapılamaz..Yesevi devletçi değildi..
Bölgesel ve akıl dişı baktığımız gibi;
Anakronik te düşünüyoruz..
Modern anlamıyla devleti bırakın; ilkel anlamıyla bile devletçi değildi Yesevi.
N.Kemal Zeybek zihniyetinin dolduruşa getirdiği zihinlerden başka her zihin bu iddia'ya güler geçer.
Tunceli Aluvviliği diyelim..Yine de iyi dir..Alevilikle ilgisi yoktur.
Hacı Bektaş İlçesi Aleviliği diyelim..Yine de iyidir. Hacı Bektaşla ilgisi yoktur. Kopmuşlardır.
Anadolu Ehl- i Sünnet yorumunun Ebu Hanife ile ilgisi de ismen dir: Cinsiyeti cismiyeti yoktur.
Mevket Şeygi de kim?.Ne tür bir yaratık?..BİZ ' le ilgisi ne ?!.
Her takkeliyi müslüman. her kıravatlıyı da kafir saymayız biz.
İzninizle namaz kılacağım..Görüşmek üzre..
Ba icaze!.
Wesselam!
 
veysel menekşe 18-08-2009, 23:57:26
Evet Bayım!
Kasdım budur. Maksadım - maksudum budur.Muradım budur.Vird-i Zeban' ım da budur.
Cümle Mürşid-i Kamil'in; kaaffe ehl-i iman' ın ve dahi müridan'ın muradı da budur.
Çün Allah'ın muradı budur.
Fatiha' dan en Nas' a Kur'an u Furkan' ın muradı budur.
Murad arzu değildir.Arzu' nun iradesine ram olmuş irade' nin mücerred halidir halidir murad.
Müşahhas hali müridin mutmain nefsinde tecessüm eden vürud halidir ki .
Ancak bu hal sahibine mürid denir.
Lisanıyle virt zirt zirzopluk yapana mürid denmez.
Essah müridin iradesi mürşidin (gassal) önündeki cenaze gibi değildir.
Mürşid ölü yıkayıcı değildir. Bilaksi ölü dirilticidir.
Teslim olan irade Hak' ka teslim oluyordur.Mürşid'e değil.
Bu hususta ikisi bir ve müsavidir.Biri zir diğeri mir değildir.
Ben'ler Biz olunca hiyerarşi fena bulur. Meratib kaybolur.
Hepimiz birimiz; birimiz hepimiz için olur.
Biz' den birinin başı ağrısa; tek tek hepimizin başı ağrır.
Kardeşinin derdiyle dertlenmeyen BİZ 'den değildir olur.
Bu saatten sonra - iyi dinle dostum Ali k.!-- kişiler yönetemez; kişiler yönetilemez.
Öğretmenimizin de pek beğendiği müslüman anarşistler' in hali tam da bu son ucu anlatır işte.
Peki kim yönetir ve kim yönetilir şu hal de?.Muradımız kaos içre kosmos olmaksa(kesrette vahdet)
Başına buyruk bohem yaşama şansımız da kalmamışsa bu saatten sonra.
Biz saatinden sonra tek başına bir Ben de değilsek artık.
Kim yönetir bizi; Kime yönetiliriz biz?
Satır bitmek üzere .
Satırbaşından devam
 
veysel menekşe 19-08-2009, 00:48:29
İlke yönetir.
Değer denetler.
Herkes ( biz) yönetilir .

İman (biz- değerlerimiz)
İlke (biz -kural ve kaidelerimiz.Bağlantımız.Akidemiz .Düsturlarımız..İdeolojimiz .Ne ad koyarsan koy.
Yol( biz -Yönelim.Hedef.İstikamet.Sırat-ı Müstakim.İleyhi.)
Erek( biz- el Asl--Sıla..Vüsul.Vuslat.Cennet.

Cennet mecazen de olsa burada da mümkündür Ali k.. Ali Bulaç henüz iyi göremiyor..
Kim gurbet' e gider de sılasını-- Cennetini-- Yüreğinde taşımaz ya Ali k!
Biz ; Ben' in cenneti ' dir.Ben-zeyenler bizleşebilir ancak. Gurwıch ' ı ben de okudum.

Modernite insandan kopmamıştır hiç değilse. Sümük gibi yapışması da cabası..
Tradisyonel gelenek zaten müstağni ve münezzehti insandan..
Bir kavme olan kinimiz bizi adaletten ayırmasın ya Ali k!.
Biz bu yenilgiyi kesinlikle hakkettik ya Ali k.!
Bir şey zannettik kendimizi.
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zaferden söz etmekten de geri durmadık haaa !
Çok mütekebbir ve çok küstahdık biz ya Ali k.

Küstahlığımızı terbiye eden modern-postmodern bir durum var şimdi.
C. Afganileri; Akifleri hicveden tekke medrese koalisyon ortakları şimdilerde;
Avrupalarda Amerikalarda post modern rakkaseler olarak süzüm süzüm süzülüp.
Hiç ait olamadıkları BİZ ' im sermayemizi yüz görümlüğü olarak; drahoma olarak;
takdim etmeye kalkıyorlar sa.
Tam da şimdi. İşte tam da aha şincik.
Kalkışmanın tam zamanıdır ya Ali k.
Paris Sokaklarındaki ; Atina Caddelerindeki çocuklar kadar da olamayacaksak.
Ne konuşacağız biz? Fıkh mı ?
Pöh!
 
veysel menekşe 19-08-2009, 01:38:53
Haaah !. Öyle demek istiyorum işte..
Fakat bir farkla ki o fark ta şudur.
Tek doğru olan İslami Ademiyet' in içine çekmek biçiminde değil.
Zaten içindedirler ve fakat farkında değildirler..
Aynı trendedirler ve aynı istikamette seyretmektedirler ama.
Farklı farklı dünyalarda yaşadıklarını ve farklı dünyalara seyehat ettiklerini sanmaktadırlar.
Farklılıklarını essah belleyip; bu belleyişlerini de çatıştırmaktadırlar.
Treni kendi mülkleri belleyen mülki amirler de vardır.
Ötekiler memurdur.
Daha ötekiler olarak trene kaçak binmiş serseri göçmenler de vardır.
Trendeki mevki kavgasından bıkmış usanmış müntehir yalnızlar da vardır.
Biz siz ve seslenilensiz..
Gına gelmiştir ve atlayıvermiştir trenden..
Vay Allahsız kitapsız kafir ateist vaay!!. Sen misin trenden atlayan.
......
Biz ' de amir memur ilişkisi yoktur dostum.
Sahib - musahib ilişkisi vardır.
Herkes birbirinin dostu olarak velisidir...
Vasisi bile olabilir..
...
Komşu komşu' nun Küll 'ü 'ne muhtaçtır. Cüz' üne değil!.
Kendisi de komşusu da cüzdür zaten.
Komşu hukukunda inatçı ısrar ; biz' e davetten ibarettir..
...
Özür dilerim.. Uyku bastırdı.. Boşa kürek çekmeyelim..Yine devam ederiz..Az kaldı zaten.
Uyanın ca görüşmek üzre.
İle kal.
Wesselam!...
 
veysel menekşe 19-08-2009, 15:50:59
Kendi evreninde (kendi yalancı cennetinde; kendi yalancı BİZ ' in de)
Kendinden memnun ve mutmain bir alinasyon karşısında peygamberler bile aciz kalmaktadır.
Belagat ve fesahat fasid bir daire içinde öylece çaresizdir.Yalancı cennetinde cinnet içinde mecnun
ve meczub medyum; bir türlü ikna edilememektedir.Mucize ve keramet'in devreye dahil ve müdahil
olduğu nokta işte bu noktadır sevgili Ali k.
Farklı bütünlükler içinde olmaları ; farklı enaniyetler taşıdıkları anlamına (herzaman) gelmez..
Öz; kendini inkar etme noktasında muannid ve munkariz olmadığı müddetçe kendine döner.
Peygamberler bunun için vardır ve hepsinin çağrısı da bu öze' dir.
Öz' e dönüş çağrısı ; herhangi bir tarihe geri dönüş çağrısı değildir .
Yoksa sen de mi böyle algılayıp - anlayarak ;
Hakkında ciltler dolusu kitaplar yazanlar taifesine katılmak niyetindeydin ey sevgili Ali k.
Eğer böyleyse hiç boşuna heveslenme.
Bu hevesini yerle bir ederim senin. Kardeşimsin.. Ben olarak kardeşimsin..Bizden Biri'sin.
Kıyamam sana. Göz göre göre müntehir olmana asla seyirci kalamam.
Meğer ki mucize dilenmek zorunda kalayım!

Öğretmenimizin ÖZ 'E DÖNÜŞ çağrısı ilk güne (Habil-Hubut) çağrısı değildi.
Bir "Asr-ı Saadet "Çağrısı; bir" Altın Çağ"a özlem çağrısı değildi.
Siyasi,sosyal,felsefi,fıkhi,kelami,tasavvufi,edebi,ideolojik,dini, bir çağrı değildir.
Zihnin ve Kalbin süvarisi olarak bu binitlerin hepsini ustalıkla kullanmıştır evet ama vae anacak;
Çağrısı bunların hiçbirine değildi..
Bu yüzden O.
 
veysel menekşe 19-08-2009, 16:34:01
Bu yüzden O. /....Ali Şeriati..../Ben...../Biz..../ Hepimiz../Seslenilensiz olarak hepimiz.../
Bir siyaset bilimci, bir sosyolog, bir felsefeci, bir sofist,ne bileyim bir akademisyen bir aktivist bir şair.
Ve /veya iyi bir hatip; bir ideolog; bir uluslar arası humanist papaz ve/veya..Ümmetin yeni müceddidi
kurtarıcı-kahraman bir münevveri ve /veya doğulu düş gezginlerinden simyacı bir vaiz....
Hiç biri değildi..Hiçbiyerli değildi.Hiçbişey değildi. Hiç kimse değildi..
Hepimizdi.
Hepimizin yolcusu ve süvarisiydi O.
Gittiği yerden dönendi O.
Utku ile içimizi gönendirendi O.
Kimseyle savaşmıyordu ki onun için bir yengi ve yenilgiden söz etmiş olabilelim..
O;Alemlere Rahmet Oğullarından dı ..
Yağmur Oğullarından dı..
Yeşerteceği tohumu bağrında özenle -binbir ihtimamla bağrında saklayan;
Turab Oğullarındandı O!.
Yağmur ve Toprak..Ayrılamaz ikili..Muhammed ve Ali...
Ayrı kalmışlardı birbirlerinden..
Yüzyıllardır süregelen bir gurbetteydiler..
O bu gurbetin derdindeydi .O bu vuslatın derdindeydi.
Salt kendi benliği kendi bizliği kendi nefsi ve kendi ülkesi için değil.
Bütün bir yeryüzü ve bütün bir insanlık alemi için..
Adanmış GERÇEK ve ESSAH bir VAR lık tı O.
Sıradan ; normal ve mütevazin bir İnsan olarak.
Total ve Kamilen bir Mürşid-i Kamil olarak.
Sıradan bir İnsan dı ve...
"Kara Mucize" denilmesi de bu yüzdendi işte ...
Hepsi bu.
Wesselam!...
 
veysel menekşe 19-08-2009, 17:14:05
Özgürlük planında tutmayan şey ne dir?
Ahlaki özgürlük kayıtlamalarım da neymiş?
Bunlar çok belirgin ve net ifadeler değil.
Yine de hüsn -ü zan içre izaha çalışayım.
.......
Hedeflerinden sökme yok. Kaideye (kitabına) uydurup din felsefesi yapmak yok.
Kıstasların (parametre) farklı olması; maksadların farklılığından neşet etmiyor. Herkes cennet istiyor.
Fakat herkes kendisi için istiyor. Ötekileştidiğini cehennemin dibine itiyor.
Allah' ın da böyle istediğini zannediyor.
Oysa öyle isteyen onun allahıdır.Alemlerin Rabbi Allah bundan müstağni ve münezzehtir..
......
Evet!. İnsan düşmanı her türden Fıkh lara savaş açtım ve halen savaşıyorum.
Derin yalnızlığımın sebebi de bu dur.
Ortodox bir fıkh' a mahkum olmak yeğindir katolik bir fkh'a mahkum olmaktan..
Oysa ortodoks filan da değilim ben.
Olsa olsa Heteredox..İlla bir ad koyacaksan..
.....
Hiç bi adımı kendim koyamadım ona yanıyorum..
.....
Konjonktür çağırıyor.. Misafir gelmiş..Kalkmam gerek.Akşama görüşürüz..
Özgürüz he ?!..
Vah canım vah!..
.......
Wesselam!...
 
veysel menekşe 19-08-2009, 20:44:41
Ahlak göreceli olmaz. İzafi değildir ki zafiyet içinde olsun. Farazi değildir ki faraziyelerden bir fara-ziye olarak kabul veya red edelim.Aynı elbiseyi kırk ayrı renge boyasanız elbise yine elbisedir.
Boya boyananın kendisi değildir:
Bu kadar din var: Hangisinde on emirden eksik fazla birşe var.Din' in de;Ahlak' ında aslı esası On
Emir' den ibarettir.
İslam' ın sadece fıkhında soron yok. Ve zaten asıl sorun İslam' ın müslümanlarıda.
"Kaçın müslümanlardan; sığının İslam' a"diye feryad eden yiğit İkbal de.
Boşuna sallamıyordu beyim. Hatta ikinci bir hak din bulsa mona gireceğim diyen de oydu.
Ben herhangi bir din için kuşem çekmiyorum .Herhangi bir isan için kaygılanıyorum.
Öğretmenimiz de öyleydi.
Wesselam!
 
veysel menekşe 19-08-2009, 23:33:52
Onlar' ın öyle demediklerini sanıyoruz.Mütercimler de müfsid ve müzevir sevgili Ali k.
Yayıncılar sa onların işbirlikçisi ve müfsidlik ve müzevirlikte adeta yarış halindeler.
Gördüğümüz kabusları hayra yormamız için ellerinden geleni de artlarına koymuyorlar.
Bunların ölülerine bir tas su dökenin de..

"Yetmişiki Milleti bir bilmeyip rahmet nazarıyla bakmayan bir mü' min tasavvur dahi edilemez !"
İşte bu paradigmal merkez çevresinde-dolayımında- ihya edersek paradigmamızı;
Farklı" Biz"ler için de paradoksal vehimler-kuruntular-taşımak zorunda kalmayız.
Gandhi (r.a) kadar bile olamamışlardır çağdaşı (r.a ) lıklar ya Ali k.!

Ey Trakyalı Kızan Ebuzer' im!Umarım okuyorsundur şu yazdıklarımı!.
Mutlak doğruyu bilmek zorunda değiliz. Bununla mükellef te değiliz..Kitap alimlere inmedi..
Bilakis bu mütekebbir soytarılarla dalga geçti Allah !Ciddiye bile almadı onları..
Ebu'l Hikem' e "Ebu cehil !" dedi..Kafa buldu onunla .Gırgır geçti.Makaraya sardı.Heh heh heee!
Keh keh keh !Ne güzel de gülüyor ve güldürüyor Rabbül Alemiyn !Hih hih hiii!.
N' aber lan çok bilmiş Ebül Hikem ?!Nereni eğip nereni bükem?Hı ı ı?! Morardın mı?
Ebu Cehil lakabı sana iyi kapak oldu mu? Haa!Lavuk serseri !!
Ooohh!İçim ferahladı be ! Amma da dolukmuşum haa!. İyi geldi valla !
Şairler' e de biriki şepeşille aşırtmaktan geri durmadı cenab Allah!
Şiir miş!.. Ne şiiri len şaşkoloz yangabuzlar!.Vadi şaşkınları..Avara Kasnaklar!
Haydee yallah amele durağına! Beleşçiler sizii!....
 
veysel menekşe 20-08-2009, 00:41:14
Farklı bütünlükler oruç yüzünden birbirlerini yiyorlar sa kesinlikle oruçları bozulur.
Her ne yüzünden birbirlerini yiyorlar sa ; o yüzünden likleri de kesinlikle bozulur.
Demogoji yapma diyeceksin amma yapacaam işte..Bu seferde Bektaşi damarım tuttu..
Sen de polemik yap.Ortalık şenlensin biraz.
Ne öyle vaaz verir gibi ya ya ya ya!...Gale gale gale !...Eyyy mukterem cemaat cehennneeemmm!
.....
Allah yüzünden bile birbirlerini yiyenler var..Allahlarını yiyorlar haberleri yok..
İşte.
"Yüzlerinde Allah' ın çehresi görünen İnsanlar.."
(Ben böyle demedim ya neyse ! Anlayan anlamıştır.)
Zaten ve genellikle farklı bütünlükler içinden taayyün ederler.Ne demek taayyün?.
Aynaya bak o sana söyler..
Ali Şeriati' nin de dediği gibi:
--- En güzel çiçekler bataklıklar da açarlar..
Ben farklı bütünlüklerin bizzat o yabancılaşmış bizliklerine selam durmuyorum ki.
O yabancılaşmış farklı bütünlük içinde kendinin farkına varmış ve mensubu olduğu biz' e rağmen;
Ait olunması gereken Biz' in sesini tecessüm ve terennüm ettiren öz-gün ben lere selam duruyorum.
Allah' ı hatırlatan yüzler işte bu yüzlerdir ve hiç bişey yüzünden de hiç kimseyi yemezler.(r.anhüma)
...
Son mülahazatlar için biraz bekle..Lütfen bi yere ayrılma . Benim biraz uyumam gerek..
Sabah namazına kalkmayı da ihmal etme..
Wesselam!
 
veysel menekşe 20-08-2009, 08:43:45
Kur'an' ın nüzulü tamamlandığı halde;Din İkmal edilmiş olduğu halde;Peygamber niçin ayrıca bir "Veda
Hutbesi " irad etmeye gerek duymuştu? Bi durum mu vardı abi? Bi arıza ; bi maraza mı vardı ?
Yanıtlamıyacağım abi..Biraz da siz düşünün abi !
Siz hiç "Veda Hutbesi" ni başlı başına ele alan; enine boyuna yorup yordamlayan;tetkik,teşhir ve tefsir
sadedinde mütalaa edip;ümmetin idrakine arz eden bir içtihadi çalışmaya.; Bir intelektüel çabaya şa-
hid oldunuz mu bilmiyorum.."Sünnet Sünnet !" diye ortalığı velveleye veren şu sünnetperest(!) alimleri
miz; mütevatirliği mübhem onlarca söz (hadis) hususunda sayfalar dolusu şerhler-haşiyeler; zeyliyye ve tetimmeler kaleme almışlardır da;
Tevatürlüğünden kuşku duyulmayan; (bırakınız icmayı ümmeti adeta icmayı beşeryyet olarak beynel
milel bir kabul ile şöhret bulmuş) bu hutbe hususunda ; hiç değilse ehl-i sünnet alimlerinin bir iki cümle
ile olsa da birşeyler söylemesi gerekmez miydi?
Kırk Hadis şerhlerine kırk dereden kırk su taşıyan bu hazreti allameler "Veda Hutbesi " hususunda
niçin bukadar suskun kalmışlardır hiç düşündünüz mü ey ya erenler yahut hiç eremeyenlerler (hiç bi gün göremeyenlerl)!
Hiç düşünmediniz mi? Yingilbaş dökülün öyleyse.Bundan sonra bari düşünün öyleyse.
Veda Hutbesi' nin niçin İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin gölgesinde kaldığını da düşünün bu
arada olur mu benim sevgili kardeşlerim olur mu?
 
veysel menekşe 20-08-2009, 09:26:21
Sadece "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi" de değil::Magna Carta..Kominist Manifesto vb..
BİZ' lik sözleşme bildirgelerinin de gölgesinde kalmıştır "Veda Hutbe' miz ".. Acaba niçin?..
....
"Medine Sözleşmesi" ni hatırlamamız (Ali Bulaç ) niçin bu kadar uzun sürdü?
Herşey yolunda ve yine herşey bizim kontrolümüzde olduğu için mi ?.
Yoksa kimseye hesap vermek zorunda olmadığımız için mi?.
Yok sa muteriz ve muhalif kocakarılarımızın başına bizden habersiz bişey mi gelmişti.
Yahut Hak aramanın can' a tekabül ettirildiği zamanlara mı evrilmiştik?..
Ah !. Boyu posu devrilesice Ben-i Sakife Meclisi..BEN ' i hiç hesaba katmamış ve BİZ ' i hiç merak
bile etmemiş demek kine..Vaay bir daha boyu posu devrilesiceler vaay!..
...
"Bu saatten sonra" Medine Sözleşmesi'ne sığınıp sızlanmanın - mızmızlanmanın da bir yararı yok!.
Modern İnsan ' a ve O'nun Modernitesi'ne sokhranmak yerine ; O'na acıyıp O'na ağlamak yerine;
kendi BİZ' liğimiz' e acıyıp; Kendi HAL' imize ağlayıp; başımızın çaresine bakmamız gerekmektedir.
Öyle yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer filan da beklemiyor bizi. "Galib sayılır bu yolda mağlub !" evet
amma yolda mıyız acaba?.Yolda mıydık acaba ?.
Yeniden bir daha ve cesaretle sormamız gerek . Tıpkı öğretmenimiz gibi..Ali Şeriati' miz gibi..!
"Suçlu Kim ?!."
Yeniden ve yine cesaretle de yargılamamız gerek.
"Suçlu ! Ayağa Kalk!"
"Yeniden ve daha yeğin bir cesaretle de şeksiz şüphesiz hükmümüzü vermemiz gerek..
 
veysel menekşe 20-08-2009, 10:09:01
"SUÇLU' sun !.ve fakat seni bağışlıyoruz.. Hafifletici sebeblerin var. Ağır tahrik altında kalmış olabileceğin ihtimalini de göz önünde bulundurarak ve birçok delillerin karartılmışlıkla malül olduğunu
da nazar ı dikkate alarak seni bağışlıyoruz..Ancaaaak!..
SUÇLARINI ve SONUÇLARINI asla BAĞIŞLAMIYORUZ !...
.....
Hükm kesin ; açık; şek ve şüpheden ari ; ve bihakkın olmalıdır.
Şek ve şüphe ile malül ve mütereddid ;evham ve ikircikle korkak ve pimpirikli...
Bir zihin ve gönül yapısıyla; ÖZ--GÜN bir PARADİGMA inşa edilemez..
Ben' i tatmin etmeyen bir Biz; kendisi de asla mutmain olamıyacaktır.
Bu durumda Ben ve BİZ' in birbirini yeyip bitirmesinden daha doğal bir sonuç ta olamaz.
.....
Andımız...İstiklal Marşımız ve Amentümüz üzerine tuhaf sözler ve garib sayıklamalar::::....
Akşama inşaallah !....
Wesselam!..

 
ali k 20-08-2009, 13:38:23
veda hutbesi,
magna carta ve komunist manifestodan geriydi diyorsun...
sana bu birikimi batıcı akıl ,batıcı ilerleme
üretim teorisi veriyor
aziz kardeşim...
batının diyalektiğini kullanıyorsun...
asl ve norm kavramlarında batı kökenli doguya uyarlıyorsun...
peygamberlik öz ve norm bilgisidir diyorsun...
bu proudhonun,nietzchenin ,bakuninin yaklaşımını akli insani ,yaratıcı iradi bir tanrı ile tamamlıyorsun....
ibadetinde-fıkhında içerigini mutlak düşünce ile bitiriyorsun....
o zaman sana şunu sormak gerekir....
peygamberlik kesbimidir ,vehbimidir
ve durmuşmudur?
işte hasan sabbahın bakışı bu inanç anarşizmidir...
sana katılıyorum....
ancak bu farkı görmeni tavsiye ederim....
 
ali k 20-08-2009, 14:08:40
veysel aziz kardeşim,
dediklerine katılıyorum...
ama yer yer
azda olsa tabir caizse
aşırı milliyetçiliğe yol veren örneklerin olabiliyor...
ben hacı bayrama ,yeseviye iyi gözle bakıyorum...
ama kurumsal dinin içinde addedilen mutasavvıflar....
hasan sabbah ise tevilci şii radikal anarşist...
aynı hedefte bir araya nasıl gelebilirler...
şu benzetmeyi vereyim....
bir taraftan mhp ye yaslanırken
devrimci solun hedefleriylemi hareket edelim diyorsun...
bu senin hegelist-marksist sentezinmidir?
 
ali k 20-08-2009, 14:27:27
aziz kardeşim....
fıtrat...fıtrat...diyorsun aynen katılıyorum....
bu fıtratın bir fıkhı olmalı....
yasal evlilikmi?
cinsel serbestlikmi
hanefi-sünni yorumumu
alevi-şii yorumumu
marksist-batılı yorummu?
kadınlarda haşemasız aleni mayoyla denize girebilirlermi*
oruç özsel midir,tüm uluslarda karşılıgı varmıdır
yoksa fıkhi-ALLAHTAN kesin bir emirmidir
peygamber tevilimidir*
 
ali k 20-08-2009, 14:57:57
aziz kardeşim
sizi çok kaliteli buldum....
şunumu demek istiyorsun....
aslolan evrensel-ölçülü bir hayat kurabilmektir....
bunu kurabilen her anlayış ,ibadet şekli ne olursa olsun doğrudur...
bunumu diyorsun?
 
veysel menekşe 20-08-2009, 21:49:52
Merhaba ya Ali k.! Merhaba ya Yılmaz Mustafa ! Merhaba ya Trakyalı Ebu Zer!..
Merhaba ya Muallim Ali' nin Muallem Oğulları !.Yağmur Oğullarıı..Toprak Oğulları... Yol Oğulları!...
Merhaba!
....
Merhaba nasıl bir esenlemedir bilir misiniz ?..Hiç düşündünüz mü?. Hiç kafa yordunuz mu?
Hayır mı?.Öyley se düşünün ve kafa yorun..Ve n' olur siz de bana merhaba deyin.. E mi?..
....
Din Kültürü Öğretmeni İlk tayin olduğu okulda ; girdiği ilk sınıfta öğrencilerle tanışıyor :
--- Söyle bakiym oğlum!. Adın ne?..
--- Fatih..Öğretmenim!..
--- Güzeel!.. Madem öyle hadi bize bir Fatiha oku da dinleyelim!..
------------
--- Ya senin adın nedir hanım kızım?
-- Kevser...Öğretmenim!..
-- O da güzeel !Hadi sen de Kevser'i Okuyuver o halde..!
------------
---- Hadi oğlum evladım ! Sen de söyleyiver adını biyol !.
---- Samet örtmenim!..
.... Çok hoş!. Sana da İhlas okumak yakışır.

Arka sıralardan bir çift göz muzip bakışlarla öğretmeni izlemektedir.
sıranın kendine geleceğini bilmektedir..
---- Heey! Arka sıradaki! Sen söyle bakalım adın ne?..
---- Şey efendim!.. Benim adım Yasin ama arkadaşlar bana kısaca Süpaneke derler !..
..
Hiç bir çocuk "süpaneke"ye zorlanmamalı arkadaşlar.
Ya çocuğun adı Bakara olsaydı n'olacaktı?..
...
Zorlama..Cebr...Dayatma...İkrah.....Emr-i Vaki.....Şantaj..Tehdid..Tahdid...Tahrik...Tahkir...
İnsan hiçbir nedenden ötürü hiçbirine maruz bırakılamaz...
Velev ki boyunbüküp razı gelmiş olsun..
Asla ve Kat'a !..

 
veysel menekşe 20-08-2009, 23:15:22
Okuyorsundur yahut izliyorsundur sevgili Ali k.!
Şugünlerde medyada "Andımız Kaldırılsın !" "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" yazıları kaldırılsın.türünden
Kürt talebleri sık sık dillendirilmeye başlandı. Kaldırılsın. Bence de sakıncası yok.Hatta daha ileri bi-
le gidilsin. İstiklal Marşı.Gençliğe Hitabe de kaldırılsın.Hatta ve hatta kimi kave, çayocağı,kitapçı ve berber dükkanı gibi sosyal mekan duvarlarını süsleyen Veda Hutbesi levhaları,Kabe tabloları ile
İmam Ali ve Zülfikar resimleri bile kaldırılsa hiç umurum olmaz billahi..Sembol ve Simge olmaktan çık-
mış her biri dilsiz ve sağır birer ikon'a dönüşmüşlerdir..Ne BEN 'lik bir anlamları kalmıştır ve ne de
BİZ 'lik..Evlere ve Ticari işletmelere şenlik tüccar referanslarına dönüşmüşlerdir..Yalancı Ben' le-
rin kendilerini kandırmalarını teşvik ve tahrik eden Yalancı Biz ' in görsel medyumlarına dönüşmüşlerdir
On Emir 'den bir emir olarak "Put yapmıycaksın. Heykel yontmıycaksın. Resim Çizmiyceksin" menhiya-
tının sebebi hikmeti de böylece ortaya çıkmış oluyor işte.
Asli bağıtlarından koparılan sembol ve simgeler birsüre sonra essah anlamlarından da soyutlanarak;
salt simge olarak biyerlerde asılı kalıveriyor işte.Bir Fenerbahçe taraftarının gözündeki forma-amblem kadar bile anlamları kalmamıştır bu levha ve görsel-işitsel materyallerin.Şirket ve Holding amblemleri.
marka işaret ve rozetleri bile bunlar dan daha BİZ ve BEN dirler..
Olmayan BEN lerden BİZ olmaz sevgili Ali k.
Asla!..
 
veysel menekşe 21-08-2009, 00:21:52
Gelelim Amentü' ye.
Cami Avlusu.Şırıl şırıl bir şadırvan.Koyu gölgeleriyle mis gibi serinlikler armağan eden güzelim ağaçlar..
Kuşluk vakti..Güneşin yaprakarla oynaştığı ışıl ışıl pir u pak sabah saatleri.. Kuşlar da cıvıl cıvıl..
Havada Biz kokusunu andıran ılık bir esinti..BEN için bulunmaz nimet. Çek içine . Biz'i kokla ..
Ben içinde Biz'i kokla .MESTol..Bir daha Biz ol..Kaybol aramızda; Kaybetmeden kendini...
Ne hoş değil mi?.
..
Değil. Birazdan burada toplu bir cinayet işlenecek..Ölecek bazı çocuklar. Katil bizden biri değil..
Bizden biri sanılan ve kendini de bizden biri sanan bir zavallı .. Hangisine acıyalım?
Çocuklara mı ; Katil' e mi.?
..
Amentü ezberletiyor katil.."Amentü billahiiiiiiiii !."
Çocuklar hep bir ağız "Amentü billahiiii!.hiiiii .hi hi hi hiiii !" Çocuklar hem okuyor hem gülüşüyor..
Hıkır hıkır ..Fıkır fıkır hepsi de..İtiş kakış hır gür içinde "Amentü billahiii!..Hi hi hi hiiii!.."
Hoca hiç gülmüyor ama.."h"işşşt! Terbiyesizlerrrr !..Sizi gidininnn!."
..
Çocuklar elleri yanakları ve kulakları kızılcık şerbeti renginde döner evlerine..
Biyerlerinde güller bitmiştir ama her nedense çocuklar bunun farkında değildirler..
Henüz daha çocukturlar ve zaten sopa da cennetten çıkmıştır.
Cennetlik adamdır şu hocafendi..
...
Bir gün çocuklardan bir çocuk.Annesinin gözlerine dikerek gözlerini şöyle der:
Anne !.. Anneciğim!.. Ben cennete gitmek istemiyorum..
..
Amentü bir can daha almıştır cennetimizden Ya Ali k.!..
 
veysel menekşe 21-08-2009, 00:59:47
Fıtratın gurbet içinde bir başka gurbete savrulduğu noktalardan biri (ve belki ilki ) bu noktadır sevgili
Ali k.!.O çocuk cennete gitmeyecektir de nereye gidecektir?..Cennetsiz yapabilir mi fıtrat? Yapamaz..
O halde başka cennetler aramaya gidecektir .. Oradan oraya savrulacak ve bir cami avlusunda ;
(daha ne olduğunu bile anlayamadığı bir amentü uğruna )yitirdiği cennetini arayacaktır..Her bulduğunu
sandığı cennette aradığı cennet olmayacaktır oysa..
Biz. Ben .. sen.. o.. Hepimiz.. Tek tek ve topluca.. Bizzat Cennet olmadıkça. Olamadıkça kimi hangi
cennete çağıracağız ya Ali k. !? Cennet oralarda biyerlerde..Bizden uzaklarda ...Bizden ayrıksı ...
Biz yabanıl, hoyrat., egoist.,acımasız ve merhametten bi nasib; gülümsemekten habersiz; asık surat
bed çehre mübarek ve muhterem misafirlerini beklemekte ve o gün'ün heyecanı ile ayılıp bayılmakta-
dır öyle mi?.Hadi oradan hödük!..Cennet ayılıp bayılıyor sa şayet; es kaza yanından yöresinden şöyle
bir uğramaya kalkışırsan diye korkusundan ayılıp bayılıyordur herhalde..
Fesubhanallah!..
Sen Cennet değilsen Cennet n'aapsın seni!. Davul bile dengi dengine değil miydi? Haa?!
...
Pedagoji denen ilmi "Gizli İlimler Hazinesi" kitabından henüz ve daha dün mü öğrendik Ya Ali k.?
Kafir moderniteye yenile yenile büyüyen bir pedagojimiz olacak mıdır acep bizimde?
..
Slogan salla..İhtilal yap..İktdarı ele geçir . Taht'a otur. Herşey hallolur!..
Yok yaaa!?. Alın da gaçan mı?
Vay babam vay!
İktidar mış!..
Kahh !.
 
veysel menekşe 21-08-2009, 09:38:40
Dialekt yaklaşıma dair mülahazalarına tavzih babında düştüğüm notları bir önceki bölüm yorumlar
sayfasına dönerek okuyabilirsin.Kaldığım yerden devam etmek istiyorum sevgili Ali k.!
Pedagoji' yi kim keşfetmiştir?
"Gizli İlimler Hazinesi "nin bezirgan madrabazları mı?
Açarsın bakarsın müştehi bir tecessüsle ki; ne gizli bir şey var ne de ilimden bir nebze pay!
Vay yavrum vay!Bakar anlarsın ki asıl gizli hazine sensindir ve cebinde gizlediğin üçbeş kuruşluk
nafaka hazinene göz diken gözü çikasıcalar tarafından göz göre göre katakulleye getirilmişsindir.
İyi! Sen şimdi kalk ve moderniteye söv. Hem de gelenek adına.Hışmını seni hışır yerine koyan;
ahmak yerine koyan asıl hasmına değil de; hadiseden bihaber itibari hasmına tevcih et.
"Bizi sömürüyorlar !" çığlıkları ile sokaklara çık ve "Kahrolsun Emperyalizm !"diye slogan salla!.
Asıl hasmın da kıskıs gülüp keyifle tesbih şakırdatıp senden keklediği senin paranla ;
zadegan sofrasında köpüklü kahve höpürdetsin."Ooohh!Canıma değsin!"
Bu mu dur?!
Yeşil kuşak sahibi bir başka sabık - müsabık şair de; "Bize bunu öğretmediler " diye;
Hafız Burhan gazelleri serfiraz eylesin öyle mi?
Bu da bu mu dur?
- Bize ne'yi öğretmediler bayım?! Ne'yi biliyorlardı da sana neyi ve niçin öğretmediler?
Aman cevap verme!. Bizim için zaten deymez!Git parti kur ve kısa yoldan memleketi kurtar.
Bir kişiyi kurtarmak için elli sene uğraşacağına;
Bir milyon kişiyi dört senede kurtar elli milyon sene kazan kahraman ol.
 
veysel menekşe 21-08-2009, 10:40:01
Asr-ı Saadedte.. İlkokul varmıydı?.
Yoksa herkes kendi çocuğunu kendi evinde mi okutup eğitiyordu?
Bu mevzu da mevzu habere bile rastlamadım.
Haber mi yok ; yok sa kimsenin haberi mi yok?.
Yahut herkesin haberi var da benim mi haberim yok?
Nerede bu ahbariler ve onların yaman hasımları usuli alimler!.
Yok sa vardı böyle bir okul da ; çocuklarını mı göndermiyordu kimse.
"Develeri kim güdecek?!" mi olmuştu yoksa?..
Bilemiyorum.
Zaman dar yol uzun ve tekne küçüktü diyelim..
Peki sonrakiler ne yaptılar beyim?
Kendi şehzadelerinden esirgemedikleri lalayı; bizim balalardan niye esirgediler bayım?
Haydin küllün kafir ü deccal ü ve dahi eşed zındık zani ve şarapçı ayyaş beton kemal'e;
Öyle bir sövelim ve yerin dibine geçirelim ki atalarımızın kemikleri şadolsun illallah!.
Okul ha?!. Bre bidadçı keferenin önde giden sabataycı mason dönmesi bre!!.Şimdi senin.....!
Şimdi benim senin hepimizin neyapması lazım gelmektedir hay bre Ali k. cancağızım benim? Ha!?
Sövmeye devam mı yoksa?
Bilemiyorum yani.
Şimdi de değişen bişey yok!
Parası olanlar (Gizli ilimler Hazinesi sahibleri) özel lalalara;
Parası olmayanlar (parasını bunlara kaptıranlar) da maaşlı ve eli maşalı halalara gönderiyorlar
Çocuklarını.
Ben ve Biz nerde kaldı ali k.? felsefe, diyalektik, idealizm , ideoloji nerde kaldı aslanım?!.
Öz' ünden mahrum bir öz hangi gözüme sürme çekecek te kaşım abad olacak?
Çek şöyle bol acılı ağlamaklı bir"Muhammedin o gözleri sürmeli "ilahisi de.
Wesselam!..
 
veysel menekşe 21-08-2009, 11:37:25
Yorumları BEN ve BİZ Merkezinden kaydırmamaya çalışıyorum sevgili Ali k.!
Felsefi,metafiziki,ideolojik spekülasyonlar içinde kaybolmadan ; doğrudan nesnel pratik ve anlaşılabilir
örneklerle izah etmeye çalışıyorum BEN ' i ve BİZ ' i.Çünkü her ikiside bu türden zihinsel atraksiyon
lara feda edilemiyecek kadar değerli ; ilkesel ve yönelimsel mihenk noktalarımıza deng düşmektedir-
ler. Dengelerini yitirdiklerinde ikisinden de eser kalmaz. Bu nedenle biri diğerine feda edilemeyecek
kadar birbirlerine bağımlı ve birbirlerine köle edilemeyecek kadar da birbirlerinden özgürdürler.
Bu durum ve duruş "ne seninle ne sensiz!" şarkısında dile getirilen arabesk ve paradoxal bir dengesiz
iği de asla çağrıştırmamalıdır." Tanrı' nın tasarımı böyle!"diyerek sözü o'na havale edip;Bektaşisel nük-
teler eşliğinde kaytarmaya çalışmakta ; Ben' i ve Biz' i mesuliyyetlerinden ne bağımsızlaştırabilir ne de
özgürleştirebilir.
Geleneğimiz ne komünal bağımsızlığa( Benden kopuş) ne de Libertik özgürlüğe (Bizden kopuş) cevaz vermez. Hippyastik avarelikler ve nihilistik narsist hezeyanlara da ancak bir yere kadar göz yu-
mabiliriz.İntihar' a asla bigane kalamayız biz aziz mübarek dostum!.Asla bigane kalamayız göz göre
bir benliğin çaresizlik duygusu anaforuna kapılıp kendi canını kendi canıdan etmesine !Asla!.
Çün bir insan da birdir bizim için; birmilyonbin insan da.
İyi insan Güzel insan. Tam adam.(total homme) somut olarak nedir senin gözünde?Anlat bana.Fel-
sefe yapmadan;
 
veysel menekşe 21-08-2009, 12:39:49
Felsefe yapmadan,Metafiziğe sapmadan, İdeolojik sloganlar sallamadan, geçmiş'e ve geleceğe dair
masallar - efsaneler anlatmadan, kimseyi horlamadan,kimseye de yağ çekme den ..
Anlat bana ya Ali k. Senin şu total homme'n şimdi el'an ne yapar , ne düşünür ve kim için yapar ve
kim için düşünür?.Bir yerlere gizlenmiş uzaktan kumandacı- ağlayıcı bir mehdi mi dir o; yoksa taht u
şahanesine tüm ihtişamiyle kurulmuş oturduğu yerden aleme nizamat vaz eden allameyi cihan bir
karınca ezmez qaz-i quzat (lat uzza menat)mübarek bir zat- ı mazarrat mı dır o?.
Yahut;
Matarasına tuzlu su mu yoksa sidikli su mu doldurduğu pek belli olmayan ; saçlarını da ortadan ikiye
ayırıp, aynasını da göt cebine koyup zincir sallayarak sakız çiğneyip cırtmık atarak yollara düşmüş avara kasnak bir şair midir senin şu total homme'n yoksa ya Ali k.!?
Ve/veya;
"İslam' ın modern dünyaya cevabı nedir?"türünden sorular sorup; gayet bilgil ve hikmetli bir şekilde
doğru dürüst bir cevap vermeden gazete köşelerine can havliyle kaytaran müvekkel bir mübaşir
olmasın senin şu total homme'n ya muhterem ve gayet mümtaz şahsiyet hazretleri sevgili Ali k.?
Ben bilmiyorum. Nedir total homme olmanın nesnel ölçekleri sevgili Ali k.
Diyelim ki hiç mektep medrese görmemiş ve bir dirhem bile mürekkeb yalamamış tam anlamıyla mü-
kemmel bir aptalım ve sen tam anlamıyla entelektüel bir deha!..
Cildler dolusu kitapları yalamış yutmuş daha yokmu diye de o sahaf senin busahaf benim dolaşmaktan
 
veysel menekşe 21-08-2009, 13:24:29
Ayaklarına kara sular inmiş ve fakat evinde bi cimcik merhem bile bulunmayan yarı aç yarı tok gariban
ve fakat ümmetin akıbetinin selameti bakımından kendini evine kapatmış münzevilik aleyhine müthiş
muhalefet manifestoları döktüren içe dönük ve atak bibaşka tür münzevi midir senin şu total homme'n
ey sevgili Ali k!?
Tutunamayanlar'a mersiyeler döşeyip; tutunacak dal aramaktan çalmadık kapı yalamadık eşik bırak-mayan daima aç bilaç ama daima tok görünmeyi her zaman maharetle becerebilen muhteşem müte-vazi oniki şubat'lar mamuru veya mamuresi bir arif-i azam filan mıdır yoksa şu senin total homme'n ya
Ali k.!?
Dur bitmedi!.
"Ya tekfir et yahut sittiret! Kendin de bas git" diyen bir seyfullahi fil alem filan mı yoksa senin bu total
homme'n ya Ali k.!?
"Asya'nın bahtının miftahı meşveret ve şuradır" dan ders alıp daha bir siftah bile yapmadan meclisinin
kapılarını kapıcılarından başkasına açmayan gözleri ağlamaktan şişmiş Amerikalı bir malik el şahbaz
mıdır yoksa bu senin total homm'en ya Ali k.
Kalbi kürt kürt atıp aklı türk türk titreyen adı yaman fakat adının esamesi bile okunmayan mit'sel bir
efsane midir yok sa o?
Yok yok!
"Bir ayağı merkezde bir ayağı herkezde"nin müridi olduğunu idda edip kendi etrafında kendinden
bihaber aheste aheste dönüp ve fakat alemde ne olup bittiğine bir türlü dönüp bakmayan semavi bir şahsiyet te olabilir mi senin şu total homm'en ya Ali k.!
Total Homme olduğunu iddia eden çok ta ya Ali k. ben henüz rastlamadım seninkine.
 
veysel menekşe 22-08-2009, 01:29:50
Benler ayrı ayrı bedenlerde muhtelif algılar ve anlamalar dolayımında ; kendi öz- el durum ve kendine
has duruşları gösteriminde ayrı ayrı konjonktürler içinde O'nun rızası için O'nda ,O'nunla ve O'na doğ-
ru oruç tuttular.
Ve şimdi aynı sofrada (BİZ' de) bizbize -ruberu- yüzyüze iftar etmek için bir araya geldiler CEM eyle-
diler.Dolayımlarında musahhar kayyum rahman olarak ; merkezlerinde içerilen batn ve içerilen künh
rahiym olarak ;bir'in ikincisi, iki'nin üçüncüsü, üç'ün dördüncü'sü"O" var.
O KİM?

Kendisinde bizi bizzat aşkın; bizde kendisini lizatihi içkin.

Derin düşün ve yüce gönüllü bak ya Ali k.
Işık seni kör etmesin.
Merdüme-i siyah sevda içre açılsın gözün gönlün ve
Ayakların da kesilmesin yerden ya Ali k.!

"Gökteki yıldızlar gibidirler.".."Bedir ehlidirler.".."Uhud , Hendek , Hicret ehlidirler."
"Mekke Fatihi , Hayber Gazisi, Tebük Yolcusu , Mute muzafferidirler."
"Peygamber Yar-i Gar' ı, Peygamber Kasası; Peygamber Damadı, Kureyş Asilzadesi dirler."..
İyi güzel hoş ta. Amenna ve saddakna da..N'apalım yani.?
Onlara mı tapalım ?!

Kimse kendi müslümanlığını kendinden bağımsızlaştırdığı - ayrıştırdığı öteki ' nin başına kakamaz.
Peygamber bile kendi peygamberliğini ümmeti'nin başına kakmadığı; kakamadığı halde;
Kim kim adına taraf olduğu kimsenin müslümanlığını benim başıma kakacak?.
Ne adına ve kimin rızası hürmetine bana tahakküm etmeye kalkacak?
Mübelliğ misin yoksa zabıt katibinin kel kahyası zaptiyesi mi ?!
Ha !..
 
veysel menekşe 22-08-2009, 02:28:27
Sen de kim sin ? Ne istiyorsun, ne yapmamı bekliyorsun benden?
Ağzından bana ait sözler dökülüyor evet ama gözlerin niye böyle fıldır fıldır?
Dişlerin niçin böyle kenetli ve avuçların neden sıkılmış yumruk?
Hiç hayra alamet değil duruşun. Durumunda bir arıza var senin.
Benz'in bana benziyor gibi ama genzinden çıkan bu acaip garib sesler de neyin nesi?
Hayır sen benim muhatabım olamazsın. Bana hitab bile edemezsin sen.
Hele çıkar bakiym şu üstündeki elbiseleri . Çıplak görün bana..
Sil şu dudaklarındaki boyayı ve çıkar yüzündeki maskeyi.
Ey İnsan kılığına girmiş aç kurt.
Yedirtmem sana "Kırmızı Başlıklı Kız"ımı.
Aldırtma elime sazımı da kırdırtma kafanı gözünü.
Kedi herzaman pekmez yemez de; ben saatbesaat keşke-k yerim mi sandın?!
Sen ben' i tanımıyorsun daha ! Sen bizi tanıyamamışsın hala..
Aradan geçen bunca zamana rağmen kiminle ve kimlerle dansettiğinin farkına varamadın galiba?.
Anlatayım.Hatırlatayım bir daha..
"Ahsen-i Takvim süreçlerinde (bir kandilden bir kandile evrilerek-savrularak-yuğrularak yaratılmış;
Eşref-i Mahluk kılınmış Hazret-i İnsan' ım ben!.Hazret-i Adem Olarak daima huzurda olmaya da ahd
etmiş; yemin vermiş; söz kesmiş total homme insan' ım ben. Kendinden menkul ene değilim ben!
Haşa!. O'ndan menkul ; O'nunla ; O'nun arzu ve muraz' ı doğrultusunda O'na doğru yönelmiş ;
Adem-i Raci 'yim ben.İrade'nin sirac'ı ; Vuslat Marzı' nın Mirac' ıyım ben!..Tek başına ene değil;
Ancak O'nunla kani,O'nunla emin ve mutmain ve ancak O'nunla .
 
veysel menekşe 22-08-2009, 03:15:16
...ve ancak işte böylece O'nunla Ene'l Hak'kım ben!.ve ancak O'nunla ene'l Hak'kız biz!.
O' nsuz ne mümkün ve ne vardır ki?..
Kim'e tahakküm ediyorsun sen? Kim' i ezmeye üzmeye kalkıyorsun sen?Kim adına kim' i kullanmaya
kölen kılmaya yelteniyorsun sen?.Beni kendine bile köle yaratmadı O !..İhtiyacı yoktur ki ?..
....
Essah ve gerçek muhatabımız O'dur bizim!. Ve ancak O hitab edebilir bize!.. Sen de kimsin?.
Seni tanımıyoruz.. Sen de bizi tanımıyorsun galiba.! "Eyyy!.."diye diklenip durduğuna göre...
Geçekten tanımıyor olmalısın sen bizi...
Behey şaşkın!.Behey sureta bize benzeyen bizden ayrıksı gafil mi gafil egoist ene..!
"Ey!"bile diyemezsin bize.Bize ancak O "ey!" diyebilir . Yabancısı da değiliz bu "Ey !" hitabının.
Nerde ne zaman ve hangi hal ve şerait içre olursak olalım ;çok iyi tanırız biz bu "ey !" imizi..
Yabancısı değiliz ki.
İlk muhatab olmuşluğumuzda aramızda peygamber bile yoktu.Şimdi kalkmış peygamber ve ashab süt-
resinin arkasına gizlenip; "Eyyy!" diye bizi kandıracaksın öyle mi?.BİZ 'i bizim dilimizle kandırıp kendi-
ne köle kılacaksın öyle mi? Eyleşme bizimle ülen sefil yaratık..Yemeyiz biz bunları. Ene'l Hak' kız biz.
ÇÜN zübde-i alem -i adem'iz biz..Biz'den olmayan sesleri pek iyi biliriz biz..
....
Ya Ali k.!. Ashab' ın ve/veya sair biz' den insanların insanüstüleştirilip biz'den uzaklaştırılmalarına ve
ahiren bize yabancılaştırılıp hasımlaştırılmalarına seyirci kalamayız..
 
veysel menekşe 22-08-2009, 03:56:31
Eleştiri ve bu bağlamda serdedilmiş öfkeli serzenişve azarlayışlar; onların izzet-i nefislerine değil; onla-
rın izzeti nefislerini de haleldar eden hal ve hareketlerinedir.Biz; BİZ 'in ismet-i harimine müteveccih
suikast ve cürümler karşısında susar ve hiç bişey olmamış gibi yaşamaya devam edersek; hangi ada-
letin şahidleri olduğumuzu iddia edebiliriz ki?..Kendi "BİZ" liğinin asaletini koruyamayan; öteki bizlerin
asaletini nasıl koruyacak?.Biz; her bizden ve özellikle her benden sorumluyuz Ali k! Unutma bunu..
.....
Ömer' i çok seven sünni;
Ömer' e buğz eden şii' nin buğz ettiği Ömer' i seviyor değildir.
........
Ömer' e buğz eden şii de ;
Sünni' nin sevdiği Ömer' e buğz ediyor değildir..
.....
Bu sözlerimi de iyi sakla ya Ali k.
Ve bu körler döğüşüne dönüşmüş kör düğümden de uzak durmaya çalış.
Şii'nin sövdüğü Ömer'e sen de söv.Rivayetleri doğruysa az bile gelir. Kesin haketmiştir.
Sünni'nin sevdiği Ömer' i sen de sev. Rivayetleri doğruysa o da sevilmeye kesin layıktır.
...
Ve fakat şunlara kesin söv ve dek getirince iyice patakla.
Sevdiklerine hiç benzemedikleri halde..
Onları pazarlayarak geçinmektedirler.
Kahrolasıcalar.. Nasıl bir düzenbazdırlar ki; dünya onların elinde oyuncak olmuş..
Kazak Abdalı'mızı çağır ya Ali k..
Biz den daha iyi söver O.
İşi'nin ehlidir.
Bihakkın.
Vallahülaziyma!..
Wesselam!..
 
veysel menekşe 23-08-2009, 03:01:00
Çok hukukluluk ta neymiş !? Kendini kandırdığı gibi seni de mi kandırdı bu Ali Bulaç ya Ali k.!
Adı var kendi yok bir kavram üzerinden insanları oyalayıp durmanın bi alemi yok.
İnsanların hak ve hukuklarına farklı farklı, türlü türlü tecavüz edilmiyor ki farklı farklı hukuklar olsun.
Adalet; izafi-nisbi,indi ve kitabi ve ideolojik ve hatta dini-metefizik bir kavram -episteme değildir.
Adalet deyince dünya'nın her yer ve yöresinde her normal insan daima aynı şeyi anlar ve algılar."
"Ben bu mahkemeyi tanımıyorum!" demek ;" bu mahkeme adaletin mümessili değil" e tercüme edilir.
"Farklı bir hukuk taleb ediyorum! "a değil.
Cinayetin,hırsızlığın,sahtekarlık ve dolandırıcılığın,yalan ve iftiranın ceza görmediği bir hukuk mu var?
Farklı hukuk talebi hukukun insana değil de politikaya hizmet ettiği konjonktürlerde dillere dolanan;
Arızi - farazi bir talepten ibarettir ve zaten.
Talep edeni de ; talep ettiği hukuku da siyasallaştırmaktan başka bir işe de yaramaz.
Kaldı ki.
İslam Hukuku tesmiye edilip bize izafe edilen hukukun da ne kadar bizden ve bize hizmet eden.
Bir hukuk olduğu da çook su götürür.Karakuşi Kadı hikayeleri uydurulmadı.Bizzat yaşandı.
Hukuk bir adamın iki dudağı arasına emanet edilir se; O iki dudağın bağlı olduğu ipin ucu da..
Puşt'un Pezeveng'in elindeyse; sen al o hukuku kadı efendinin - hakimin gözüne sok...
"Jüri" yi boşuna ikame etmedi bu modern kafir allahsız(!) hukuk muhterem müslüman kardeşim benim!
"muhterem" in ne manaya geldiğini bile
 
veysel menekşe 23-08-2009, 03:50:52
Unutturdular sana bana ona buna hepimize.Unutturdular sayın bayım(bundan sonra böyle.Yersen!)
"Muhterem" ; hukukuna hürmetle riayet edilmesi gereken hazreti insan demektir efendiii..Uyuma.!
Bu hazreti insan'ın hukukuna hürmetle riayet etmediler.
Tam tersine; büyük bir itina ve ihtimamla ihanet ettiler.
Hukukun üstünlüğü ilkesini çiğnemek sakız çiğnemekten bile kolay olmuştur bu topraklarda .
Çok Hukuklu' lukmuş ?.Hah hah haaa!
Ne'yine güveniyorsun da kiminle ne hukuku yarıştırıyorsun koçum benim!?
Sen daha düne kadar" Baş yargıç ve sair yargıçların Halk tarafından seçildiği bir ülke varmış biz de öyle yapalım !" diye öneren bi zavallı ortaya çıksa;
----Neee!? Vayy bre kafir mendeburr!Murtat tohumu zındııık ! Mel'un modernisiiiitt! Sittir diiit!.
diye karşılandığı bir ülkede yaşamıyormuş gibi bir de kalkmış çok hukukluluk falan filan ha!?
Vah garibim benim!. Çok kötü kandırmışlar seni çook!
Sadece yargıcılarını seçmiyor halk!.Emniyet Müdürünü( şerif) de seçiyor.
Belediye Başkanı' nı seçmekle yetinmiyor; Valisini de seçiyor bu halk.
Miletvekilini seçtiği gibi; senatörünü de seçiyor bu halk.
Allah Allah!..
Bunca seçtiği yetmiyormuş gibi; Devlet Başkanını da kendisi seçmesin mi bu halk?!
Vay anasına sayın seyirciler!
Güçleri yet se; Tanrılarını bile kendilerinin seçeceği bir halk duruyor karşımızda.
Şeytanlığın bu kadarı da fazla ama!
--Kahrolsun Büyük Şeytan Amerika !
-- Yaşasın Allah-u Zülcelal ve Haşmetmeab hazretlerinin mübarek devleti Allahistan!..
 
veysel menekşe 23-08-2009, 05:09:55
Allahistan!
Ne güzel.
Daha baştan insanın başına ne çoraplar örüleceği belli değil midir?
Tek başına müstezaf gariban bir ibn-i beşer..Ben-i Adem.. Ebu Zer..Bilal..Ammar..Selman.
Bir yığın Allah Halifesi(!)..Allah Gölgesi..Allah Kılıcı..Allah Aslanı..Allah Kaplanı..
Bunlar da (Ben ve Biz) Allah'ın Eşşeği...Allah' ın Eşşekleri..
Ondan sonra da "Allah' ın hükümleriyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileri !"
Öyle mi?!

Allahistan' a bak!

İtiraz mı ediyorsun?.İsyan' a mı yelteniyorsun?
"Hıııımmm!.. Ben şimdi sana bir güzel islami hukuk eylerim melek gibi olursun şerefsizim!."
"Seni gidi serseri zibidiii!.. Getirin lan şu cennetten çıkma sopayı!"

Nush ile uslanmıyanın hakkı cennetten çıkma sopadır.
Nush ne kadar cennetliktir acaba?

Rükneddin Rafta -zani hazrretleri' nin hukukuna mıçmasındı da n'apsındı SABBAH?! ( r. a)

Ali' nin derdi neydi acaba?
Hem ilk müslümanlardan ,hem ilk muhacirlerden,hem övülmüş bir cengaver, hem damad hem musahib hem kureyşi hem haşimi hem alim hem fakih hem ehl-i beytten hem ehl-i hikmetten.
Sıkıntıya girmesi için hiç bi konjonktrel sosyal- içtimai noksanlığı yoktu.Aksine fazlası vardı..
Ama o; hiçbir sosyal statüsü olmayanlar için kendi kavmiyle savaştı.
Kim uydu Ali' nin bu sünnetine dersiniz? Şiiler mi , Hariciler mi yoksa şu bizim Bektaşi yeniçeriler mi?
Köleler ve mahrumlar hakkı ve onuru için kendi kavmiyle savaşan; iç savaşı göze alan .
Üç Adam tanıyorum ben.
Muhammed... Ali...ve.
Abraham Lincoln!.
 
veysel menekşe 23-08-2009, 07:41:02
Konjonktürel davranmak zorunda kalabiliriz.Gücümüz yetmeyebilir.
Konjonktürel inanmak ve düşünmek zorunda değiliz ama:.Bu ayrıma dikkat et.
Herkes takıyyeyi zemmediyor.Tekfir edenler de var.
Taqıyyeye zorlayan zorba' yı kimsenin gözü görmüyor ama..

Konjonktür(Toplu Yönelim.Toplu Durum ve Duruş.İçtimai Ahval ve Şerait.Gayri İhtiyarımızdaki Ahval
Bizi kuşatmış; elimizi kolumuzu bağlamış olsa da; Konjonktürel düşünüp konjoktrel yazamayız ya Ali k!.
Şeriati'nin (r.a) seslenilensizleri eyyamcı değildir.
Kasap kapısında ciğer bekleyen kedi de değildir O' nun öğrencileri.
İyi, güzel,mükemmel olamasalar da;
Konjonktür'ü bahane edip.
Kötü,çirkin ve çirkef te olamaz BİZ ' im öğretmenimizin BEN' leri ya sevgili Ali k.!
Biz'i kendimizden edecek bir konjonktür karşısında güç yetiremiyor ve canımıza kesin kast edilmişse..
Bize düşen ehven-i şer ' e sığınıp; ne pahasına olursa olsun sağ kalmak değil;
Acilen Ashab-ı Kehf Halveti'ne sığınıp sağlimen sağalma derdine düşmek olacaktır.
Bunu da yaz bi kenara ve emanetlerine iyi bakasın Köylü Oğlu! İ. Sadri gibi yapmayasın e mi?

Sen bu "veysel menekşe yorumları" nı dört gözle moderatör yolu bekleyen heyecanlarla okuma !
Sıradan sade insan gözüyle oku.
İslamcı, şucu bucu etiketleriyle giyindirilmiş olarak ta okuma!
Etiket' e değil; külliyen etik et' e seslenilensizleniyorum.
Soyun da gel ya Ali k.!Soyun da gel !.
Soyun da gel ki ;
En güzel bayramlıklarını giydirsin sana./ İnsan' a..
Saygıdeğer Veysel'in !.
Wesselam!
 
veysel menekşe 23-08-2009, 08:49:32
"Tari hi çevir nal sesi kııı sss raakk sesi bunlaa a-aarr !.."
Oh ne ala!..Sen de coş o'nunla.
Leşkeri HUN-kari suvari'nin kulakları..
Her türden insan sesine tıkalı ve; yuvasından fırlamış gözleri de ...
Cihad hazzıyla her türden merhamate acımaya kapalıdır artık..
Allah'ın kılıcı iş başındadır.
Ya cennet başa ya ganimet üleşe!
"Yaratılanı yaradan dan ötürü hoş gör"mek te ne demekmiş?
Zındık hurufi' ye kaldıysak; aç kaldığımızın resmidir..Kesmeye devam aslanım.
Ha pırasa ha kafir..Ne farkeder?.Necasetten taharet yapıyoruz işte..
Hem de rızaen lillah!..

---- Yalancı' nın ?!..demezsin de ya ne dersin bu ahval ve şerait içinde ya Ali k.?
Ha?!

Leşkeri 'nin kulakları duymamaktadır arşa yükselen anne feryadlarını; çocuk çığlıklarını..
Harmanları tarumar edilmiş ihtiyar çiftçi ağıtlarını.!
Irzına geçilmiş henüz taze kız iniltilerini..
Yevmül Harire bir kerelik değildir ya Ali k.!.
Allah aşkına ve ümmet selametine her kereliktir.
Kahraman nedir tarih'in temize çıkardığı gözü dönmüş yüreği donmuş katilden başka ya Ali k..

Biz'i Biz öldürüyor değildir!.
Biz'i Biz'siz öldürüyordur.

Biz; daima Habil ve Haniftir.
İbrahim a.s. yahudi, nasrani,hristiyan değildi..BEN ve BİZ di..
Şu halde BİZ de müslüman olmasak gerek ya Ali k!.
Müslümanlık şu övünülen tarih süreçleri içerisinde kesinlikle Ehl-i Kitap" laştırılmıştır.
İşinin ehli tekkeci ve medreseciler eliyle hemi de.

Melami neylesindi münzevi kalmasındı da ya Ali k.!
Canım ciğerim benim!

 
veysel menekşe 23-08-2009, 11:10:47
Farklı bütünlükler içinde(Kültürel Durum ve Konjonktrel Duruşlar dahilinde);
"Ben"kalabilmeyi başarabiılmiş ,masumiyetine (ademiyetinin ismet-i harimi'ne) halel getirmemiş;
ötelemediği öteki insan kardeşinin de ismet-i harimini haleldar etmemiş;
"Biz" den kes' ler'e,bizden nefesler'e bak nasıl hitab ediyor cenab Allah ya Ali k.:
"Onların içlerinde öyleleri vardır ki; kantar kantar altın emanet etsen aynen ve anında geri alırsın...."
"Allah' a ve ahiret gününe inanıp salih amel işleyen yahudiler,hristiyanlar ve sabiiler var ya?."
..
İşte durum işte duruş.. İnsandan insani ; Allah'tan Allahi!..
Uzun lafa hacet yoktur hem vallahi hem billahi...
....
Allah c.c dincilik te yapmıyor hizipçilik te yapmıyor.
Va'd ' inde de duruyor. Mızıkçılık ta yapmıyor..

-- Efendim o ayetler o zamanki gayri müslimler içindi.. Şimdi ' ye sökmez.. !

-TÜM ÇAĞLARA VE ZAMANLARA ŞAMİL EVRENSEL İSLAM nereye gidiyor şimdiki zaman da?!
-Demogoji yapmaa !.
- Olur! Sen istediğini yap söyle; biz de kuzu kuzu dinleyelim öyle mi?..
..........
"Ak Tolgalı Beylerbeyi Haykırdı : - İlerle!"
"Bir yaz günü geçtik Tuna' dan Kafilelerle !."
...
Bir kış günü de sessiz sedasız ayrılıvermiştik Tuna' dan kafillerle ... Değil mi ama?!..
...
Şimdilerde de Amerikan ve Nato askerleri benzer şiirler - marşlar eşliğinde aynı şekilde...
"Mavi Ceketli Cenirıl Haykırdı : Heey!.. Rambolar!.
"Vur patlasın çal oynasın Sir Deryada bombalar!..
..
-Nasiiii?!..
- Ele işte!.
..
Wesselam!.
 
veysel menekşe 23-08-2009, 12:02:41
Öğretmenimiz diyorsun Ali k.! "hem millici, hem enternasyonalci, hem bireyci,hem toplumcu , ve hem
de (yani hemen hemen herşeyci) ydi" ..
Ah ben bu bir gözü daima kapalı kara sevdalı aşık dostlar elinden nerelere gideyim?!
Cancağızım!
Bunca sözü belki de bu sözlerin için sarfetmek zorunda kaldım.
Belki ben senden daha beter kara sevdalıyım ama ve fakat;
Değil iki gözüm cümle gözlerim açık. Hem de fal taşı gibi.Zerre ayrıntıyı kaçırmaz bu gözler ya Ali k.!
Ne demek hem ocu hem şucu hem de bucu?
"Değiş Tonton" cu bir Platon cu muydu yoksa benim öğretmenim?
Lastik değiştirmek yol değiştirmek anlamına gelmez sevgili Ali k.
Muradını doğru dürüst anlat ve kelimelerini lütfen daha özenle seç.
İki gözüm!.Adına qurban olduğum!Yoluna ; yollarına baş koyduğum!
Öğretmenimizin bu değişinir gibi görünür hali; ta baştan beri anlatmaya çalıştığım;
Farklı bütünlüklerdeki bizden ama bizden yalınmış yalnız benlere tam destek halidir.
O; .Ali Şeriati..Kara Mucize..Total Homme..Mürşid- i Kamil.. Münevverullah..Veliyyullah..Öğretmenimiz.
Kimsenin neciliğine bakmıyordu.Ne'liğine bakıyordu.
Neliğinde ibnelik yoksa; CAN U GÖNÜLDEN el vermeye bakıyordu.
Bu manada O; şii - sünni olmadığı gibi;marksist- sosyalist; exsiztansiyalist-hümanist filan değildi..
Tam inanmış bir mü'min olarak humaniter bir savaşımcıydı.
Total Homme'nin; dışardan yamaya ihtiyacı yoktur ya Ali k.!
Ancak;
Yamaya ihtiyacı olanın yaması olmaktan da asla imtina etmeyendir O..
Meğer ki İnsan olsun!
Wesselam!
 
veysel menekşe 24-08-2009, 03:52:22
Rahatsız etmeye gelinip gelinmediğini merak etmeye devam edeceğim.
Bir şeyi dokunulmaz kılmak o şeyi putlaştırmak anlamına da gelir.
İçine hapsedilen mana' dan dolayı put put' tur.
İbn-i Arabi okunmadı ki anlaşılmış olsun.
Sövmeye müsait bir adam icad edersiniz söversiniz..
Sevmeye tam uygun bir adam icad edersiniz seversiniz.
Her iki eylem de putperest eylemidir.
Nefsini ilah edinmek te putperestliktir.
Asl'ını kendi icad ettiği kendilikte hapsetmiştir.Kendine tapıyordur.
Mucidlerin müştereken icad ettiği yalancı biz de toplumsal putlar diker şehrin meydanlarına..!
.....
Acele etmiycektin Ali k.!
Bu ayrıcalığı talep etmiycektin Ali k.!.
Son sözlerimi söylemek üzereydim zaten.
Bekliycektin Ali k.!
....
Saygıdeğerliğim çok incimiştir Ali k.
Biz ' siz ben ; şimdi kendi içine kapanmış sessiz sessiz kendi içine ağlıyor.
Sevgili
Ali
k.
....
Bir Şikşikeydi ...
Geldi geçti be...
Canınız sağolsun.
....
Güzel günler ve geceler yaşattınız..
Teşekkürler hepinize..
...
Ve el Veda hepinize..
Cümle kardeşler..
El veda cümlenize..
...
Trakyalı Ebu Zer!.
Kendine iyi bak olur mu?..
Ve sakın kitap okuma...
İnsan Kitabı'nı okumadan olur mu?!.
Can' ım benim!..
...
 
ali k 24-08-2009, 09:31:16
total homme....
insan olmak....tır..mutlak materyalizmin veya mutlak idealizmin oraya buraya çekiştirdigi ,gerçek insan...
hani eskiler daglar kadar mert insan
tertemizligin örnegi insan...
aşkın-adaletin -ahlakın mümessili...
insan karakterinin zirvesi....
sürekli-mutlak iyilik istenci içinde olmak....
her baglamda ve her toplumda temel ülküsünü insanlaşma üzerine belirlemek...
ihtiyaçları ile ülküsünü aynı potada eritmek...
olmayan ama olması gereken insan...
 
veysel menekşe 24-08-2009, 17:59:18
Dün gece hiiç uyuyamadım sevgili Ali k.
Veda etmek yetmiyor.İçindeki o ben ve özlemini çektiğin o biz bırakmıyor işte.
Her ikisi de yakama yapışıp sadrı'ma çöküp çook kötü dövdüler beni çok!..
"Olmaz! " dedim. "Olacak!" dediler."Olacaksın!.Olacaksınız!.." dediler.
Çok ağladım..Teselli ettiler..Gözyaşlarımı sildiler.Saçlarımı okşadılar.."Sabret!" dediler..
"Peki!."dedim boynumu bükerek:
-- Peki!..
İçimi içime çekerek ve elimi yüzümü yıkayarak geri döndüm işte sana bana ve hepimize ya Ali k.
Yeniden ve yeni bir özlemle ..
Bir daha Merhaba!.

Ama sen de beni çok üzdün Ali k!
Uyarmıştım da seni kelimelerini de özenle seç diye.
Sayın moderatörümüze de kaç defa hissettirmek istemiştim( o )nedenden ötürü.
Ama!. Neyse.!
Bu da aramızda kalsın .

Ben hiç müstear isim kullanmadımdı ya Ali k.
Bir kere teşebbüs ettim ve teşebbüste kaldıydı.
Ben çıplak gezmeye alışmışım ey dost.
Bilmezem öyle giysiler arkasına gizlenip çıplaklığa methiyeler düzmeyi.
Övülmeyi hak edeni açıkça ve anında övmeyi yeğin bellerim ben .
Sövülmeyi hak eden içinde bu böyledir.
Kendimden başkasından da korkum yoktur.
Yeminler olsun.

Veda Hutbemiz gölgede kalmıştır dedim. Gerisinde dir demedim.
Bana bu birikimi "BEN ve BİZ veriyor. Şucular bucular değil.
BİZ' e gelirsen sana da verirler.Biz kimseyi kategorize etmeyiz.
BİZ ' in Doğusu Batısı yoktur.Kuzeyi Güneyi yoktur.."Doğu da Batı da Allah'ındır."
Bir şeyi birşeye uyarladığım yok. Biz montajcı değiliz.
Tamamen kaynaşımcıyız!.
 
veysel menekşe 24-08-2009, 18:38:48
"Peygamberlik Öz ve Norm bilgisidir" de demedim. Nasıl okuyorsunuz Ali k.?
Öz ve Norm bir bilgi değildir. Bir vergidir. Her halukar vehbi'dir.
Mustafa Yılmaz'ın bu meyandaki bir yorumuna da itiraz etmiş; aynı kanaatimi dillendir miştim.
İman bir bilgi -episteme- değildir..Peygamberler akademisyen değillerdi.
Ebu Cehil örneğini de bu sebeble vermiştim..
Aramakla bulunmaz. Ancak;
Bulanlar da daima arayanlar olmuştur.
Aramak yetmez. Bulunuş ta gereklidir..A. Şeriati.
Vehbilik ve Kesbiliği de bu dolayımda düşün.
....
Hasan Sabbah'ın nasıl düşündüğünü çok iyi bilmiyorum . Buna inan.
Ama ne yaptığını çok iyi biliyorum buna da inan.
O benim gözümde bir Ebuzer'dir; Filozof değil.
İnsanı sevmek bilgiyi sevmekten daha değerli ve önemlidir.
Bilgiyle peynir gemisi yürüyecek değildir.

MHP' yi Hacı Bayram ve Yesevi kurmamıştır. Alpaslan Türkeş kurmuştur.O da onlardan bile değildi.
Devsol ' u - Devgenç' i de Hasan Sabbah kurmamıştır.
Oluyor bazen böyle..
At pipisinde kelebek misali..
Anla gari.

Allah ve Resulü fıtrata mugayir bir fıkh emretmemişlerdir.
Emr kavramını da yanlış kullanıyorlar.
Emr Komut ; Emirül Mü'minin de komutan demek değildir.

Serbest cinsellik Fıtrata terstir. Gayrimeşruluğunu da her fıtrat bilir.
Katolik nikahı fıkha uygun olabilr ama o da fıtrata terstir.
Cariye fıkhı ise bambaşka bir alem. Neyini tartışalım. Keza mut' a fıkhı da..İzah edemezsin kimseye.

Yorumuma Kaldıysa; kendi fıkhımı kendim inşa etmek ve yaşamak isterim.
 
veysel menekşe 24-08-2009, 19:11:23
Şu soruların da oldukça canımı sıktı ve çok şaşırttı.
Ne haşeması ne denizi kardeşim?.
Her boyayı boyadık ta fıstığın yeşili mi kaldı?!.
Hangi fıkh böyle bir saçmalığı tartışır.?
Erkekler bile - bu koşullarda- denize giremez.
Mümin bir çobana sorsan o bile bilir bunun cevabını.
Yani Biz ne anlatıyoruz sen ne söylüyorsun.
Etme eyleme be güzel kardeşim!Qurbanın olayım öz' e gel be kardeşim!..

Sadece oruç değil; namaz .zekat,hac ve sair ibadetler'in hepsi her dinde vardır.
İbadetsiz din olmaz.
Farklı formlar içeriminde ve dolayımında icra edilse bile .
Tapınma her din'in başka her şeyden daha çok önemsediği ve değer verdiği haller cümlesindendir.
Cümlenin yanlış kurulması; imla kurallarına uyulmaması; hiç olmamasından daha kötü değildir.
Heykele tapan bir putperest; kendi nefine tapan bir ateist ten daima daha iyidir.
Hiç değilse müstağni ve münezzeh addedmiyordur kendisini..

Aslolan Evrensel - İnsani Bir Hayat İnşa Edebilmektir !.. Evet..! Gözlerinden öperim senin!
İslam da bunu anlatır durur zaten.
Taa Adem'den beri..

Kim anlamıştır kine?!
BİZ ' den başka !..

Wesselam!..
 
veysel menekşe 25-08-2009, 05:42:52
"Fıkh; Allah'tan kesin bir emir midir yoksa peygamber tevili midir ?"diye soruyor ve ekliyorsun :
-- Peygamberlik durmuş mudur ?.
Güzel ..Soruların sorumluluk taşıyan serazad serbest atışlara dönüşmeye başladı. İyi ve gayet güzel..
Peygamberlik durmuş olsaydı ya Ali k. ; Şu bizim aşığı ve aşinası olduğumuz Ali keremallahuvechehde
uslu uslu evinde oturur, aslanlar gibi statükosunun tadını çıkarmaya bakar ve ;
"Yaşasın ! Yorgan gitti kavga bitti !"ve /veya "Öküz öldü ortaklık ta bitti !" diyerek ,kıçlarına kına yak-
maya kalkan öküzlerle uğraşıp; bir ömür boyu kendini harab edercesine yırtınıp durmazdı.
Sadece O mu?
O' nu takibeden yüzyıllar boyu daha nice yüzlerce BEN ve binlerce BİZ;
Bir ölüp bin dirilerek işbu Muhammed' i; Yani işbu Allah elçilği'ni;
Tıpatıp bir vizyoner(peygamber) olarak değil ama O'na öykünen bir misyoner (davetçi)olarak;
Bugünlere taşıdılar ve yarınlara taşıyanlar da biz olacağız inşaaAllahuRahmanurrahiym!.
Kıyamet kopmadıkça duracak ta değiliz.
Evren'in yatışmaz yapısıyla yarışırcasına; yatışmazlığımız sürecek ve ancak ve illaki cennet başka!.
Peygamberliği durduranlar senin şu pek büyük bir titizlikle önemsediğin,ehemmiyet verdiğin fıkhçılar ve
benim de hiç mi hiç önemsemediğim miskin mistikçilerdir ya Ali k.!.
Bu ikisi var ya bu ikisi ey aziz dost ,sevgili Ali l.!
Bin yılların kadim kurnaz tilkileri; ak kadı ve kara kadıları olarak ;
Nice Pir Sultanlar kanına girmişlerdir de; kılları bile kıpramamıştır yaradana yeminler olsun.
 
veysel menekşe 25-08-2009, 06:51:16
Fıkh' ın ne olmadığı ve olamıyacağı üzerinden anlattıydım ki var sen de ne olduğuna dair bir şeyler
söyleyip yol yordam eyleyesin diye.
Ama sen tuttun yok haşema yok oruç yok ibadet v.s.
Bunlar fıkh konusu değildirler ya Ali k.!
Fıkh'ın konusu Adalet ve Umur-emr- dur.Fakih' in işi de bu iki göz bebeğimize gözü gibi bakmaktır.
Tuvalette nasıl çiş yapacağım ne fıkh' ı ilgilendirir ne de fakih'i.
Başkasının üstüne çiş yapma hali müstesna. Bu durumda fıkh ve fakihin yakama yapışıp;
Bu mütacaviz çiş'e "çüş!" deme görevi, yetkisi ve sorumluluğu vardır.
" Ümmetin kanı' nın helal bilinip oluk oluk akıtıldığı bir vasatta pire kanı bulaşmış seccadenin hükmü "
sorulduğunda verilen cevap bellidir :"Hastirin len kepaze kevaşeler!Başlatmayın seccadenize !"

Kur'an salt fizik, kimya ,edebiyat ve tarih kitabı olmadığı gibi salt hukuk kitabı da değildir.
Kesin emr fıtrat'ın kesin -değişmez- yapısına müteveccih ve şamildir.
Fıtrat'ın halden hale evrilen halleri de vardır.
Bu durumda "emr" kesin hükümler vermez.
Şura 'ya -meşveret'e havale eder.Tek başımıza isek te; akl-ı selimimize ve hulus-i kalbimize.
İçtihad niye var ve alimin mürekkebi niçin bu kadar mübarek bilinir ya Ali k.?

Eski Bektaşi ve Alevi yerleşkelerinde devletin mahkemelerine gidilmezdi.
Zalimden adalet umulmaz ve talep te edilmezdi.
Bu durum onların fıkh'sız olduklarına hamledildi .
Oysa ""Dar Cem ' i " denen cem mahkeme cem' iydi de.
Dar terazi demektir.
Adamın darasını alıveren bir Dar.
Anla !..
 
veysel menekşe 25-08-2009, 07:39:16
Amerikalılar bu Jüri ' yi vahiy yoluyla ihdas etmediler.Gelenek diye bir şey vardı..Doğuda biyerlerde..
Yaşayan ve yaşatılan vahyin hala mevcud örnekleri olarak kalanlar vardı.
Batıda onları ilk keşfeden de Amerikalılardı.
Dar Cemi 'nin Jürisi de vardı ya Ali k.!
Dede (Dade -Adalet Dağıtan-Şuna bak. Birçok alevi bile bilmez bunu..) Baş yargıc iken.
Cem' e ehil akil ve baliğ Canlar da jüriyi oluşturuyordu.
Daha gerilere gidersek ortalık karışır Ali k. Şimdilik rahatsız etmekle yetinelim.
Bunlar bizim karartılmış gerçeklerimizdir.
Elektrik;
Yalancının mumu sabaha kadar sönmesin diye icad edilmemiştir.
Bunun için icad edildiyse bile nafile.
Ters tepmiştir.
SABAHA KADAR elektirik ışığı altında okuyor ve yazıyoruz
"Yazmak Ulvi bir eylemdir."
Edison belkide aluvvi bir mü'mindi.
Nur içinde yatmasa (!) bile; hiç değilse karanlıkta yatmaz. AY IŞIĞINDA yatmak ta çok hoştur.
Ben çok yattım.Ne güzel günlerdi o günler!.Ah benim abdal aklım, alevi kalbim ve çingene damarım.
Hangi Kadızade katleder sizi bilemiyorum..
Hepinize saygı sevgi ve muhabbet dolu kardeşlik duygu ve temennileri ile sevgilerimi iletiyorum.
Okul Arkadaşlarım benim!. Hüseyniye-i İrşad gönüldaşlarım benim.
Wesselam!..
 
rabia 10-09-2009, 01:23:02
yalancı ben i beslemek,yalnız kendi kurtuluşunu istemektir..bütün tehlikeleri şutlayıp inzivaya çekilerek...zararımı?bu ümmetin yükünü kim çekecek?kimse üstüne düşeni yapmazsa,yükünü sırtlamazsa diğerlerinin beli kırılacak,yürekleri çatırdayacak...halvetteki derviş kendi nefsini öldürürken,sokaktakilerini kim diriltecek..Allah için,dini için kim daha fazla rahatından ödün verecek...kim ümmeti için ölürken dirilecek..
 
veysel menekşe 11-09-2009, 00:05:01
Rabia Bacı. Rabia Kardeşim.Rabia Kızım.!
Kerbela'dan beri; 1400 yıldır bu yükü çeken Devrimci Dervişlerimizi rahmetle anarak.
Şunu belirtmeyi bir vicdan borcu bilir ve derim ki.
Sizin tasvir ettiğiniz şekil ve içerimde ne bir islami dervişlik vardır;
Ne de bu anlamda müslüman bir derviş.
Ta başından beri.
Bu Dervişler ne Abbasi- Osmanlı Sünniliğine rağbet edip boyun eğdiler;
Ne de Safevi Şiiliğine itibar edip eyvallah ettiler.
İkisine de rest çektiler ve çekip gitmediler de.
Canları pahasına çekiştiler ve acımasızca kıyıma uğradılar.
Din'in devletleştiğinde nasıl acımasız bir ejderhaya dönüştüğünü de ilk onlar gördüler.
Bu yüzden asla boyun eğmediler.
"Ferman padişahın sa dağlar onların"dı.
Daima akıtılan kanlar da onlarındı.
Ehl-i Beyt Evi'nde vazgelmeyen ,
Bu yüzden kendilerinden geçilen ve göğ ekin gibi biçilen canlar da onlarındı.
Ne halveti ne kendi nefsi?!
Neo Selefi Vahhabilik ve Neo Safevi Şiilik;
Öylesine yoğun bir kampanya yürüttüler ve hala da yürütüyorlar ki;
Adeta olmayan bir derviş tipi yarattılar ve kendi ayıplarını bu tiple kapattılar.
Molla Kasımlar da ; Molla Teo-manlar da.
Bu dervişlere düşmanlık konusunda müttefik ve bu hususta ne hikmetse sıkı fıkı dostturlar.
Şii yahut Sünni olmak zorunda değiliz.
Kesin ve kuşkusuz müslüman olmak zorundayız.
Bu dervişler de kuşkusuz böyledirler.
Ehl-i Beyt 'ten başka bir ev; Ehl-i Haktan başka bir yol da tanımazlar.
 
veysel menekşe 11-09-2009, 00:37:16
Ali Şeriati (r.a) nin eleştirilerinden daha ağırlarını ve daha açık ve net bir lisan ile.
Bu dervişler dillendirmişler ve yaşamlarına da aynen tatbik etmişlerdir.
Bir İslam Medeniyetinden söz edeceksek;
Bu medeniyet birebir bu devrimci dervişlerin medeniyeti olsa gerektir.
Abbasi,Selçuklu,Osmanlı ve Safevi hanedan zalimlerinin medeniyeti değil.
Bu DERVİŞLER bilinen manada sünni de değldiler şii de.
Taqıyyeye dayatıldılar ve bir nevi Ashab-ı Kehf hayatı yaşadılar.
İsevi Azizlerle kolay uylaşmalarının bir nedeni de aynı kaderi paylaşmış olmalarıdır.
Şeriati de aynı kaderi paylaşmıştır.
Biz de el'an aynı kaderi tercih edip öylece yaşayanlardan değil miyiz?
Münzevi değilim demekle münzevi olmamış olmuyorsunuz.
İnziva dayatılan bir durumdur. Zevk ile taleb edilen bir durum değildir.
Nihayet kimsenin başına bekçi değiliz. Allah'ın gardiyanı filan da değiliz.
"Halvet der Encümen"Ne demektir?!.
"Halk içinde Hak'la beraber olmak "ne demektir.?
Öğretmenimizin İsar kavramına yaptığı ısrarlı vurgunun bir karşılığı olmalı.
Ne demektir isar?!.
Kendin için yaşamamak demektir.
Gözü'nü Allah ve İnsan Bürümüş demektir.
Varlığını onun bunun varlığına değil;
Hakkın varlığına adamak demektir
El alem bol lokma bol hırka yaşarken..
Gerekirse çırılçıplak ve aç bilaç yaşamak demektir.
V e sanıldığı gibi kolay bir yol filan da değildir.
Adamın imanını gevretir imanını..
Vay babam vay..
Wesselam!...
 
rabia 18-09-2009, 12:57:45
Ezelden beri müslüman diye adlandırmış bizi Yaradan.O na hakkıyla teslim olan herkesi...
inananın kendine başka isim koyma derdi de niye ki.....Allahın muradını çözdüysen ve hakkını verdiysen iş bitti...herşey öyle açık ki...gerisi zenginlik diyelim...şiisi,sünnisi,alevisi,şafisi....hakikatten bir parça ise yüreğime tac ederim...BİZ i kucaklayan bir sevgiyi özlemlerim....Allah ve Rasulunun bilincini,kutlu davamızı,müslüman onurunu taşıması ve yaşatması....işte benim derdim...
müslüman olan bir aleviyi,müslüman olmayan sünniye tercih ederim...bana inandım deyip istikamet sahibi,imanını taşımayı bilen adamlar lazım...
 
veysel menekşe 20-09-2009, 02:35:37
Sen BİZ ' i anlamışssın Rabia !...
Şimdi bir başına bir BEN olarak...
BİZ ' i anlat , BİZ 'e çağır , BİZ ' e kat !..
Daima ve daima !..
Pür dikkat ve pür rikkat..
Bayramın ; Bayramımız içre mübarek olsun..
Wesselam !.................................................................



OLANLAR
Lafz 'ın kadr ü kıymetin bilir hadra olanlar
Hıfz 'a hıyanet bilmez Hıdr' a matra olanlar

Mahrama ' dan Mahrur 'a damla damla su taşır
Karınca' dan mülhemen müdrik idra olanlar

Kaside - i Su-vari sahra sahra dolaşır
Zemzemi İntizar 'a zerre katra olanlar

İsar eder yar eder ; Viraneyi Şar eder
Değirmen'in Mil 'ine mil ü metra olanlar

Veysel Veli ne yapar ?!. Ben ' i Biz' e Lem yapar
İşare' den nem kapar Molla Sadra olanlar
 
 

BU KATEGORİDEKİ DİĞER ESERLER

İSLAM BİLİM; DERS-11 [Bölüm 2]
İSLAM BİLİM; DERS-9 (Bölüm 2) : Ben ve Biz
İSLAM BİLİM; DERS-10 [Bölüm 3]
İSLAM BİLİM; DERS-6 (Bölüm 2)
İSLAM BİLİM; DERS-2
İSLAM BİLİM; DERS-12 [Bölüm 2] / MARX’IN HAYATININ ÜÇ DÖNEMİ
İSLAM BİLİM; DERS-10 [Bölüm 1] / Kur’an ve Öğretiler Açısından Tarih
İSLAM BİLİM; DERS-1
İSLAM BİLİM; DERS-9 (Bölüm 1) - Hac; Tevhid ve İslam’ın Özdeş Cisimlenişi
İSLAM BİLİM; DERS-6 (Bölüm 1)
İSLAM BİLİM; DERS-11 [Bölüm 4]
İSLAM BİLİM DERSLERİ BAŞLIYOR / 23.03.2009 DAN İTİBAREN
İSLAM BİLİM; DERS-7 (Bölüm 2)
İSLAM BİLİM; DERS-10 [Bölüm 4]
İSLAM BİLİM; DERS-5 ( Bölüm 2)
İSLAM BİLİM; DERS-9 (Bölüm 3)
İSLAM BİLİM; DERS-10 [Bölüm 2]
İSLAM BİLİM; DERS-7 (Bölüm 1)
İSLAM BİLİM; DERS-8 (Bölüm 4) - Cehalet, Çıkar ve Korku; Beşeri Sapmanın Temel Etkenleri
İSLAM BİLİM; DERS-8 (Bölüm 2)
İSLAM BİLİM; DERS-9 (Bölüm 4)
İSLAM BİLİM; DERS-12 [Bölüm 1] MARX’IN HAYATININ ÜÇ DÖNEMİNDE MARKSİZM
İSLAM BİLİM; DERS-3
İSLAM BİLİM; DERS-4
İSLAM BİLİM; DERS-5 ( Bölüm 1)
İSLAM BİLİM; DERS-11 [Bölüm 1] : TOYNBEE’NİN TEZİ VE “TARİHİN HAREKETE GEÇİRİCİ ETKENİ”
İSLAM BİLİM; DERS-11 [Bölüm 3]
İSLAM BİLİM; DERS-8 (Bölüm 3) - Alinasyon
İSLAM BİLİM; DERS-8 (Bölüm 1)
 
 
 
 

 

www.aliseriati.com         www.aliseriati.net        www.aliseriati.org

NETWOR YAZILIM